7 Ağustos 2013 günü gene Hamle’deki yazıma “ Belediye kaza kaza, biz yaza yaza, Kötekli’nin elini-yüzünü toparlamaya çalışıyoruz” diye başlamışım. Ne belediyenin kazması bitti, ne de bizim yazmamız.
ESKİ KÖTEKLİ
6 Nisan 1994 tarihinde üniversitedeki görevime başlamak üzere Muğla’ya geldiğimde Kötekli’deki lojmanlara yerleşmiştim. Hâliyle, Kötekli ile ilişkilerimiz de yoğun idi. O zaman köyün tek bakkalı Muammer hoca idi. Yanında bir berber dükkânı da açılmıştı. Karşısında da pastaneye benzer bir yer vardı. Biraz yukarıda Hakkı ustanın pideci dükkânı ile Kötekli bitiyordu.
Evler henüz tam anlamıyla köy evi idi. Alt katlar hayvan damı, üst katlar ise odalardan ibaretti. İlk öğrenci hücumuyla önce hayvan damları öğrenci evine döndürüldü… Sonra bahçelere öğrenciler için ilâve odalar yapıldı.
FIKRA GİBİ BİR OLAY
Bu döneme dair, fıkra gibi ama gerçekten de yaşanmış bir olay vardır. Bir evin damdan bozma alt katında teyze oturuyor; üst katta da 3 kız öğrencimiz kalıyor. Teyze tek yaşıyor. Kızlar bir süre sonra teyzeye, “Teyze gel, beraber kahvaltı yapalım.” diyorlar. Teyze, “Yok yavrım. Ben hindi yidim.” diyor. Bir süre sonra öğle yemeğine çağırıyorlar teyzeyi, Teyze gene “Yok yavrım. Siz yiyin. Ben hindi yidim.” diyor. Birkaç hafta sonra kızlar teyzeyi akşam yemeğine çağırıyor. Teyze gene “Yok yavrım. Ben hindi yidim. Siz yiyin.” deyince bizim kız, “Teyze sen sabah akşam hindi mi yiyorsun?” diyor.
KÖTEKLİ’NİN YOLLARI VE AĞAÇLARI
İşte öyle bir yapılaşma ve kültürden şimdiki Kötekli’ye gelindi. Eskiden iki araba sığmayan ve iki tarafı çalılarla kaplı olan yol, şimdi Sıtkı Koçman Caddesi, dört araç genişliğinde bir cadde ve yarısına yakın genişlikte de kaldırımlar var. Pazar yeri de yapıldı. Mart ayında Pazar yerinin üstünün kapatılıp sosyal amaçlı olarak da kullanılması gerektiğini yazmış ve bunu geçen hafta tekrar etmiştik ki Pazartesi günü Kent Lokantasının açılışında, Gonca başkandan Pazar yerinin üstünün kapatılacağı müjdesini aldık. Bu güzel bir haberdi.
Bu güzel haberle beraber bir de bizleri tereddütte bırakıp endişeye sevk eden şeyler duyduk. Kötekli ve Yeniköy yolları ve alt yapıları elden geçirilirken, 2013’te Dr. Osman Gürün Başkanın zamanında Park Bahçeler Müdiresi olan Ebru Akın’ın büyük heyecan ve gayreti ile dikilen ağaçların sökülüp yerine ithal ağaçların dikileceği bilgisi geldi.
2013’te yurtların oradan Pazar yerine kadar gülibrişim, oradan muhtarlığa kadar erguvan, oradan Yörük Market’e kadar da leblebi akasyası dikilmişti ve yaklaşık 1 kilometrelik yol mevsimi geldiğinde çiçeklerle bezeniyordu. Benim en çok sevindiğimse gülibrişimler ve erguvanlardı. Bu iki ağaç da harika çiçekleri olan gösterişli ağaçlardı. İkisi de şiirimizi besleyen bir imge dünyasının parçasıydı. İlk erguvan ve gülibrişimi İstanbul’da görmüştüm. Erguvan Boğa yamaçlarını süslüyordu; gülibrişim ise Beyazıt Camii’nden Lâleli’ye gelen yolun cami tarafındaki hafif eğimli yerinde idi. Muğla’ya geldiğimde gülibrişim ağacını DSİ çıkışındaki trafonun yanında görünce, eski bir dosta kavuşmuş gibi oldum. Dallarının ve yapraklarının düzeni, yanlara doğru yayılan dalların kanat gibi açılışını, çiçeklerinin görünüşü kokusunu çok severim. Kötekli’ye de gülibrişimler dikilince çiçeklerinin açtığı temmuz ve Ağustos aylarında, akşam yürüyüşümü o ağaçların altında yaparım. Aynı şekilde erguvanlı kısımda da hem renk güzelliğini hem de tarihî zenginliği hissederim. O erguvan ki iki imparatorluğun çiçeğidir: Doğu Roma ve Osmanlı.
AĞAÇLARA KIYMAYALIM
Şimdi caddeyi yeniden yaparken maalesef bu güzelim ağaçları kaldıracaklarmış. Kaldırın ama yok etmeyin. Hiç olmazsa caddeye çıkan yan yolların caddeye yakın yerlerine dikin ki alıştığımız o güzellikten mahrum kalmayalım.
2011 yılı idi. Ocak ayında üniversite gençleri, Kötekli’nin çamurlu yollarını protesto etmek üzere “Kötekli Çamur Gölü Balesi” diye güzel bir eylem düzenlemişlerdi. İki tombul delikanlı çok güzel bale yapmıştı çamurlu yolda. Bir de “Kötekli Zeybeği”nin o çamurlardan kaçarken çıktığını sergilemişlerdi. Kırıp-dökmeyen ve kimseye hakaret edilmeyen çok tatlı bir eylem idi.
***
Sayın yetkililer, yol konforunun artmasını elbette isteriz ama lütfen bizi beton, asfalt ve kilit taşına boğmamayın. Konfor tek başına bunlarda değildir. Doğa ile toprak ile gölge ile çiçek ile yaprak ile olmayan konforu biz ne yapalım!... Bu mahalleden binlerce genç gelip geçiyor ve Türkiye’yi yönetiyorlar ve yönetecekler. Burada ilkel bir teknolojik konfor değil, doğal bir yaşama alanı konforu sağlayın ki buradan giden gençler, Muğla’nın gönüllü elçisi olsunlar.