Dahaönce de yazmıştık: Büyükşehir kanununa göre Kötekli muhtarlığının binası,belediyeye geçti. Kötekli halkının kendi öz imkânlarıyla ve devletten beş kuruşalmadan 1997-1998'de yapılmış. 3 katlıbinanın bir kısmı muhtarlık bürosu, bir kısmı köy kahvesi, bir kısmı daticarethane olarak kullanıldı. Hasılı "tam teşekküllü" bir muhtarlık binasıidi. Laf aramızda, böyle bir muhtarlık binasını ilk defa görmüştüm ve mutluolmuştum.
Bubinanın en çok kullandığım iki kısmı vardı: Hakkı Usta'nın pideci dükkânı ve köy kahvesi. Kötekli halkıyla birarada olduğumuz harika bir mekândı köy kahvesi. Hakkı ustam da Kötekli'nin eneski esnafı olarak hatıralarımızı zenginleştiriyordu. Hakkı ustam bir semboldürve yaşatılması gerekir. Hakkı ustamın meselesini daha önce yazmıştım. Genetekrar edeyim: Hakkı usta, Kötekli'nin sembolüdür. Vaktiyle öğrenciyken Hakkıustada pide yiyenlerden bazıları, şimdi profesör oldular ve hâlâ Hakkı ustayagidiyorlar.
Bugünkonumuz Hakkı usta değil; köy kahvesini ele almak istiyorum.
Belediyeburayı "devletleştirince", köy kahvesi, devlet dairesine döndü. Saat 10 civarıaçılıp akşam kapatılıyor. Yani, köykahvesinin en çok kullanılacağı zamanlarda kahve kapalı.
Sabahnamazına gelip namazdan sonra birkaç sıcak çay içip sohbet eden insanlar, artıkbu keyfi yaşayamıyorlar. Gündüzleri tarla veya başka işlerde-güçlerde çalışıpakşamları kahveye gelerek "sosyalleşen" köy halkı, artık akşamları gidecek yerbulamıyor. "Kahveye gitmesinler. Evlerinden otursunlar!..." diyenlerinizolacaktır. Vaktiyle ev dışı mekân olarak sadece dernek lokalini bilen bizimkuşaklar, yıllar sonra anlamıştır ki, kahvehaneler halkın sosyalleşmemekânlarıdır. Özellikle köy ve mahalle kahveleri (Kahvehaneyi sevmeyen Akif vekahvehane düşkünü Sait Faik'in "Mahalle Kahvesi" metinlerini analım bu arada.)bu halkın çok güçlü ve en yaygın sosyalleşme mekânlarıdır. Daha da ilerigideyim, halkı toplayıp sosyalleşmeye katkıda bulunması gereken camilerden biledaha çok ve etkili sosyalleşme alanı olduğunu gördük kahvehanelerin.Mahallelerde gazeteler bu mekânlara geldiği için vaktiyle buralara "kıraathane:okuma evi" de denmiştir ve ben o kahvelerde mahallemizin ileri yaşlılarınaçoook Battal Gazi, Koca Yusuf, Ahmet Kabaklı, Ergun Göze, Rauf Tamer okumuşumdur.Tabii artık kıraathane özelliği kaybolmak üzere. Şimdi sadece sosyalleşme alanıburalar.
İşteKötekli'nin iki köy kahvesinden biri, resmi daire oldu ve verimsizleştirildi.
Fıkrayıbilirsiniz.
Köylününineği günde 25 litre süt veriyormuş. Günü gelmiş devlet bütün ineklere elkoymuş. Eskiden günde 25 litre süt veren inek 15 litre süt vermeye başlamış."Bu nedir?" diye sormuşlar ineğe. İnek: "Eeee. Artık ben devlet memuru oldum.Benden bu kadar." demiş.
Muhtarlıkbinasında bir de berber vardı. Onun da yerinde yeller esiyor. Köylü nereyegidecek tıraş olmaya?... Yeni açılan o afilli erkek kuaförlerine gidemez buinsanlar. Onlar kahvelerinin yanında, çay içerken sıra alabilecekleri birberber dükkânına gitmeyi isterler. Bu yüzden oradaki yerlerden birinin berberdükkânı olması gerekir.
SevgiliBaşkanımız Bahattin Gümüş , geçenhafta o binayı ziyarete geldi. O gelecek diye o sonbahar güzelliğini olancarengi ve ihtişamıyla yansıtan sarı sarı dut yaprakları temizlik adınasüpürüldü. Oysa biliyorum ki sevgili başkanımız o yaprakların beton renginikaplamasından büyük zevk alacaklardı. O da sonbahar romantizmini yaşayan biri.Bir insan belediye başkanı olunca doğa duyarlılığını kaybetmez ki. SevgiliBaşkanımın ziyaretinde nelere dikkat ettiğini bilmiyorum. Orada olsaydımbunları söyler ve bu çağda böyle bir binada doğal gaz olmamasının anlaşılır birsebebimi sorardım.
Omekân özelleştirilip kafe kültürüne kurban edilmemeli ve Hakkı usta Kötekli'ninsembolü olarak orada muhafaza edilmeli; mutlaka bir de berber dükkânı açılmalısevgili Başkanım.