Başlıkta"günler" diyorum ama 1 yıl oldu korona ortaya çıkalı.

Önce çoookuzaklarda, Çin'de olunca çoğumuz kulak ucuyla dinledik haberleri. "Taa oradanbana gelinceye kadar!... Ohhoooo!..." dedik..

Mart başlarındanTürkiye'de kıpırdanmalar oldu. Tedbirler alınmaya başladı. Nisan'da sokağaçıkma yasağı geldi. Beraberinde bazı kısıtlamalar da sökün etti. Bir yandanhayatın devam etmesi lazımdı ama normal hayat devam ederse, yaşayacak ve"hayatın devam etmesin"nin anlamını sağlayacak insan kalmayacaktı.

Bir yandan dagündelik hayatın bir parçası olan sokak hayvanları perişan olmaya başlamış,gönüllüler ve bazı yerel yönetimler bu canları yaşatmaya çalışıyorlardı.

Kısıtlamayla,gerginlikle, gereksiz siyasi tartışmalarla ilk evreyi atlattık ve yazrehavetine kapıldık.

Yaz bitti,korona vak'ası arttı. Yaz bitmişti ama rahat da batmıştı. Israrla üstünde durulan "Temizlik, Maske, Mesafe"(TMM) kuralına uymayı gevşettik. Eylül başlarında Hayat Eve Sığar programındakırmızı benekli olan şehirler, Eylül ortasından itibaren kıpkırmızı olmayabaşladı ve vak'a sayıları ve ölümler tekrar artmaya başladı. Ekim-Kasımaylarında, korona çemberinin dış cidarı genişleyip ülkenin tamamını kapladı; içcidarı da mahallemize, sokağımıza ve nihayet apartmanımıza, komşumuza kadargelerek daraldı.

Bahar ve yazaylarında ölüm haberleri hep uzak yerlerden geliyordu. Arada bir tanıdığınöldüğünü duyuyorduk ama artık ölüm kapımızda. Komşumuzun öldüğünü duyuyoruz.

Türkiye'ye görenisbeten korona konusunda dikkatli görünen bir şehir olan Muğla'mızda, son 1ayda vak'a sayılarındaki artışı gördük ve başta Süleyman Şah Gökcan olmak üzere pek çok dostumuzun hayatınıkaybettiğini duyduk. Pek çok yakın arkadaşımızın teşhisle karantinayaalındığını ve çoğunun da Allah'a şükür bu illeti atlattığını duyuyor,görüyoruz. Duyup görmediklerimizle beraber, çemberin gittikçe daraldığını farkediyoruz. Bahar aylarında böyle olmamıştı. Korona bizim için uzaklardaydı ama artık kapımızın önünde. Temizlik,maske ve mesafe kuralına uyulmadığı sürece hepimizin evine ve odasınagirecek!...

Bütün insanlığınacilen teni bir "sosyal ilişki" şekli belirlemesi gerekiyor. Korona öncesiçekilen filmlerde insanların tokalaşıp öpüştüklerini görünce yadırgıyorum.Sanki bin yıldan beri korona şartlarında gibi hissediyorum kendimi ve toplumu.Demek ki korona illeti çekip gitse de sosyal ilişkilerde izi kalacak ve şunu dahatırlatmadan geçmeyeyim, bizim eski geleneğimiz olan "misafire kolonya tutmak"geri gelecek.

***

Bu meretin adınıilk defa Mart 2016'da duymuştum. Kedim MaskaraMırıldak 'ın hareketleri yavaşlamış ve iştahı da kesilmişti. Tabii hemenveterinere götürdüm. "Korona pozitif" teşhisi kondu veöldürücü FIB'e dönüşmek üzere olduğu söylendi. Maalesef FIB'e çevirdi ve kedimikaybettim. Ondan sonra çok duyar oldum kedilerde korona hastalığını. Bütünkediler potansiyel korona hastası imişler ama FIB'e çevirmediği sürece ölümlüdeğilmiş.

2019'un songünlerinde Çin'in Vuhan kentinde çıkan ve insanlığın bütün birikimini yerle bireden korona/covid-19'un yakın dostlarımıza bulaştığını ve bazı yakındostlarımızın canlarını aldığını görmek de varmış. Bereket aşı yetişti de dahahızlı yayılımın önüne geçilecek ama "aşı geldi nasıl olsa" rahatlığıyla datedbirleri gevşetmeyelim lütfen!...

Lütfendikkat!... Kapının ardı ölüm!...