Hayvan hakları yasası Cumhuriyet tarihinde ilk defa Ak Parti tarafından ele alındı ve 24.06.2004 tarihinde 5199 sayılı kanun çıktı. Tarih boyunca hayvanları korumanın, koruyup gözetmenin bir kanuna ihtiyaç duyulmaksızın bir sosyal gelişmişlik düzeyi şeklinde yaşandığı bir toplumuz. Hayvanları korumak için vakıflar kurduk, fermanlar çıkardık ama tarihimizde ilk defa konu bir yasa konusu olarak 2004’te gündeme getirildi. Bu, Ak Parti için “beklenmeyen” bir tavırdı ve iyi icraat hanesine yazılan bir iş oldu. Çünkü çıkarılan yasa ile sokak hayvanları doğrudan korunuyor, onlara zarar verenler cezalandırılıyor, belediyelerin de gerekli tesisleri kurması teşvik ediliyordu. Yani sokaklardaki hayvanlar, yasa ile korunup belediyelere de sorumluluk verilerek çağ ötesi bir gelişme kaydediliyor ve bu durum Ak Parti’nin kazanç hanesine yazılıyordu.

İlerleyen zamanlarda kanunda yetersizlikler ortaya çıkınca (Elbette yasadaki eksiklilerin görülmesi için yaşanarak tecrübe edilmesi gerekirdi.) yasada tadilat yolunda gidildi ve 9 Temmuz 2021’de gerekli tadilat yapıldı. İyi de oldu.

Fakaaat!...

“Köpek düşmanlığı yapma lobisi” ölümlerden medet umarak köpek saldırılarından dolayı maalesef hayatlarını kaybeden insanlar üzerinde lobi faaliyetlerini sürdürerek toplumu ajite etme yolunu tercih etti. Son yıllarda yaşanan birkaç müessif olayı abartarak gündemde tutan “köpek düşmanı lobisi” konuyu Sayın Cumhurbaşkanımıza kadar ulaştırdı ve insan canı konusunda herkes gibi hassasiyeti olan bir insan olduğu için onun ağzından birkaç cümle ile sokak hayvanlarını mahkûm ettirmeye çalıştılar. Elbette bir insanın köpek saldırısı ile canından olması veya yaralanmasını asla istemeyiz. Fakat bu tür olaylarda temel hatamız, suçu hemen köpeklere yüklemek oluyor ve böylece çözüm de üretemiyoruz.

Köpeklerin insanlara saldırması, durup dururken olmaz. Saldırganlık için eğitilmemiş, hasta veya aç olmayan hiçbir köpek insana veya başka canlıya saldırmaz. Köpeklerin aç ve sağlıksız kalmasındaki sorumluluk devlete aittir. Nasıl bir insanın sağlık sorunu için yasalar çıkarılıp kurumlar kuruluyor, sistemle işletiliyorsa, sokak hayvanları için de böyle bir sistem kurulmalı ve başta belediyeler olmak üzere tüm resmî kurumlara yasa işe sorumluluklar yüklenmeli; verilen sorumlulukların yerine getirilip getirilmediği kontrol edilmeli ve sorumluluklarını yerine getirmeyenlere cezalar verilmeli.

Buraya kadar anlaştık…

Ama bundan sonra anlaşamayacağımız noktaya geliyoruz. İşte tam da zurnanın zırt dediği yer burası: sokak hayvanlarını öldürme!...

Hayvan için “uyutma” denilerek zalimce bir ifade olmaktan çıkarın işlem hazırlanan yasa metninde “ötenazi” şekline dönüştürülmüş ve 5. Maddede “kamu güvenliği” için köpekler “ötenazi” uygulamasının uygun bulunduğu hükmü ile belediyelere hayvanları öldürme yetkisi verilmiştir. Ayrıntıya yasa teklifinde bakabilirsiniz; yasa koyucular (Yani yasa teklifine “evet” diyecek olanlar) “Biz öldürülsün demiyoruz. Ne yapılacağı yetkisini belediyelere veriyoruz” diyerek işin içinden sıyrılmak istemişler anlaşılan.

Sebep, gerekçe ve bahane ne olursa olsun köpekleri öldürmek ve sokakları hayvanlardan arındırmak tarihe bir kara leke olarak geçecektir. Kimse bana “Avrupa’da sokaklarda hiç kedi-köpek görmüyoruz.” demesin; Avrupa bu konuda sabıkalıdır. Kedileri öldürdükleri için fare saldırısına maruz kalıp veba salgınına uğramışlıkları vardır onların.

Hiçbir vicdan, canlılık açısından, hayvanlardan daha donanımlı olan insan türünün, canlılık açısından daha az donanımlı hayvanlara tahakküm ederken “Hayvan mı? Nolacak ki? Ez, geç!” diye düşünmesinin ve hareket etmesinin doğru olduğunu iddia edemez. “ben insanım. Üst grup canlıyım. Benden aşağıda olanları istediğim zaman öldürürüm.” Zihniyeti, vahşi çağlar zihniyetidir; gelişmiş insan zihniyeti değil. Hani artık “homo-sapiens” dönemindeydik?

Hayvanları çoğu yetersiz barınaklara hapsedip birbirlerini parçalamalarına fırsat vermek ve bu yetmiyormuş gibi “ötenazi” uygulamak, tam bir Nazi zihniyetidir. Hitler insanları kamplara toplayıp öldürdü, biz de köpekleri toplayıp ötenazi uygulayarak tarihe geçmeyelim.

Yasada, hayvan hakları konusunda aktif olan gönüllülerin de devreden çıkarılması amaçlanıyor. Mantık şu. Bütün hayvanlar sokaklardan toplanıp Hitlervâri kamplarda toplanacağına göre, hayvan gönüllülerine de ihtiyaç kalmayacaktır. O yüzden onların örgütlenmesi ve etkin olmaları sona erdirilmelidir. Dediğime inanmayan teklifin 15. Maddesine baksınlar. Orada açıkça yazılmış bunlar. Gönüllüler yasal olarak yok sayılınca toplumsal direncin bir kısmı pasif hale getirilerek demokrasi zaafa uğratılıyor. Bu da çok yanlış.

Haa.. Bir de olayın politik yönü var.

Hayvanlarla ilgili olarak Sayın Cumhurbaşkanımızı kim etkiliyor ve bu “ötenazi” yasasını çıkartıyorsa, bilin ki Tayyip beyin siyasî gücünü azaltmaya çalışıyor demektir. Zaten, iniş trendinde olan Ak Parti oyları, şayet bu kanun meclisten geçerse daha hızlı erimeye yüz tutacak ve Sayın Cumhurbaşkanımızın sosyal zemini yok edilecektir. Ak Parti milletvekillerinin, grup otoritesini dinlemeyip yasa tasarısına “hayır” oyu vermeleri Tayyip beyi kurtaracaktır.

***

Not: Bugün Hicrî 10 Muharem… Yani Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehit edildiğinin 1344. sene-i devriyesi. O şehid-i muazzez’i rahmetle yad eder, katillerini lanetlerim.