" Hikâyemiz nerede mi başlıyor? İnsanıiçini seslerden. Merhabalardan, günaydınlardan, hayırlı günlerden, hayırlıişlerden ya da hiç olmadı size bakan sıcacık bakışlardan, ruhunuzda gülleraçtıran sadece size özel gülümsemelerden. "

Komşudeyince insanın gönlünde akrabalıktan yakın bir samimiyet, dostluk gelir. Karagün dostu deyiminde de komşuluklarda hayatın her anının paylaşılması yatmakta.Komşun iyiyse, komşun dostsa bu dünya mekanı her an huzur doludur. Diğerhâlleri düşünmek istemiyorum.

Komşulukinsanın büyük bir aileye sahip olması demektir aynı zamanda. Yaşlılar vegençler arasında kurulan nesil köprüleri yaşlıların kıymetini arttırdığı gibigençleri de sevgi ve saygı ile kuşatıp insan olma maceramız da bizi her türlüyanlıştan, kötülükten bir zırh gibi korur.

Eski mahallekültüründe komşunun, komşuluğun hakkını verebilirsek ve gelecek nesillerimizedeğerlerimiz altında aktarabilirsek işte o zaman hayatı; hayatın içinde yaşamave öğrenme şansı bulabiliriz.

Apartman komşuluklarınagelince gösterilmesi beklenen güzel örnekler sanki istisna gibi kalıyor.Çağımızın duyarsız yalnız birey modelleri bu apartman dünyasında ortayaçıkıyor.

Hikâyemiz nerede mi başlıyor?İnsanı içini seslerden. Merhabalardan, günaydınlardan, hayırlı günlerden,hayırlı işlerden ya da hiç olmadı size bakan sıcacık bakışlardan, ruhunuzdagüller açtıran sadece size özel gülümsemelerden. Sabaha nasıl başladınız,işinizde her şey rast gitsin diye söylenen ya da hissettirilen dostselamlayışından sonra her şey gönlünüzce tamamlanır. Mutluluksa yaşadığınıztaçlanır, hüzünse, kahırsa yaranıza merhem olunur. Her eksiğinizde gediğinizdedost gönüllerde, komşuda tamamlanır. Paylanır, üretilir.

İnsan nasıl göz göze, gönülgönüle bakıyorsa komşu kapıları da cümle kapısından âlâ komşuluk payıylatemelden birbirine yol bulur. O kapılar hiç kapanmaz. Hatta o kapılardansaatine bakmadan, randevu almadan gönülsüz kibirsiz bütün samimiyetiylekomşuluk payıyla temelden birbirine yol bulur. O kapılar hiç kapanmaz. Hatta okapılardan saatine bakmadan, randevu almadan gönülsüz kibirsiz bütünsamimiyetiyle yollar açılır.

Komşulukta doğumdan düğünehatta cenazeye hayat tümüyle paylaşılır. Her evin kapısı o komşunun gözlerigibi açıktır. Hep seninledir, bir an olsun yalnız bırakmaz. Sabaha karşı hepaçık duran odanın ışığında komşunun senin için hayatı dert edinen, senin içindüşünen yüreği vardır.

Komşu hakkı, komşu eli, komşuadaleti seni bütün vücuduyla sarar. Komşulukta zaman sadece bu anı geçirmezseninle, bütün bir hayatı paylaşır.

Yeni bir şehre, yeni birmahalleye, yeni bir eve taşınmakla bitmez işiniz. Geldiğiniz yerde komşuluklatamamlanmayan bir hayatınız olamaz. Taşındığınız andan başlar dost gönüllersizi sarmaya. Eşya taşımanızdan başlar eller yardıma, hayırlı olsunlar, hoşgeldinler derken bir bakarsın sokaktan, mahalleden biri, bizden biri oluverdin.Gelmeler gitmeler eksik olmaz. Komşuluk hakkı gereği bizde pişen sizde de olsungereği taşınan tabaklar.. Ya da komşuda pişen bize de düşer misali bize aitolan da komşunun da hakkı vardır. Bak bak koktu, nefis terbiyesi komşuya daverelim.

Komşunun hayırsız evladı dabizim evladımızdır, hayırlı olanıdır. Üzüntüsü de hepimizindir, gururu da.Bizim kız, bizim oğlan, bizim mahallenin nesiyse hep bizden olur. Ne güzel birtamamlanmadır bu aslında. Bizden olmanın ayrıcalığı, farkındalığı. Gönüldengönüle ilmek ilmek işlenen ruh ikliminde doyasıya yaşamak. Adı aşk olan herşeyde komşuluğun yeri ayrıdır.

İşte ben şu anda bu sıcacıksesleri arıyorum. Apartman hayatında bu sesleri özlüyorum, bu seslerinsıcaklığını arıyorum. Bu seslerin eksikliğini yaşıyorum. Bu sesler hiç mi yok.Tabiki vardır ama o kadar cılızlaşmış ki yüreğim hep o eski günlerin sesleriniarıyor. O güler yüzleri, o aydınlık bakışları arıyor.

Müstakil evlerin yaşattığıhayatın öznelliğinden çıkan "biz"e ait olanı arıyor. Belki o seslerinözleminde, arayışında ben kendi içime çekildim. Kuruyan göller misali bütünenerjim içime çekildi. Cılız da kalsa hâlâ duyduğum merhabalardan,günaydınlardan ben uzaklaştım, içime kapandım. Artık her şey sıradanlaştı. Dostgönüllerin şavkıttığı gözlerin feri söndü, dudaklardan yüze yansıyan gülücüklersoldu. Her şey kupkuru bir günaydına, merhabaya kaldı.

Bir sızı, bir yara. Senianlamayan, seninle tamamlanmayan sanki bir yabancı olduğunu hissettiren, biryabancının yalnızlığına seni çeken bir gariplik. Mesela bir sevgili komşumahaftalarca bir günaydın dedirtemeyişim. Israrla, sabırla günaydın demeye devamedişim. Sonra asansörde hiç olmadık bir anda bir günaydına, merhabaya nedenkayıtsız kaldığını soruşum. Beklemediğim kayıtsızlıkta bir cevap. Alışıkdeğilim! Anlamının kaybetmiş yaşamlar, birliktelikler.

Ve küçük bir yaşanmışlıkpaylaşımı. Basit ve sıradan görünse de derinden yakan. Sabahleyin dünya güzelibir annemizin evinde küçük bir tadilat gerçekleşiyor. Topu topu 5 ya da 10dakika sürecek bir gürültü. Komşulukta hak hukuk o kadar önemli ki. Hiçbeklemediğim bir yerden vuruluyoruz adeta. Hemen dip komşu, gençten kapısınıaçıyor, bu ne terbiyesizlik diyor ve kapıyı öyle bir çarpıyor ki annemizinyüzüne.. Küçük bir refleks, öfke tepkimesi ya da bütün değerlerin ayaklaraltına alındığı bir an. Toplum son günlerde bu kadar kopmuşken sevgiden saygıdanvicdandan.. Hâllince iyi bildiğimiz gençlerden bu davranışı görmek incitiyor.Koparıyor, atıyor, değersizleştiriyor. Benden başka dünya yok anlayışı acababizi nereye götürecek?

O iyi komşular, komşuluklar;o dost yürekler nereye gitti? Hâlâ burada aslında. Kalplerimizde. Sadecehatırlanmak istiyor. Bir çırpınış, bir direniş gerek belki.

Aşk olsun dostlar,yaşlılarımızın, çocuklarımızın özellikle, bütün insanların yüreklerinigölgelendirmeyelim. Çiğneyip geçmeyelim. Çiğnediğimiz ayaklar, eller bize aitunutmayalım. Unutmayalım komşu komşunun külüne muhtaçtır atasözündeki gibiinsan insana hasrettir. Yalnız kalamaz. Bu arada son söz terbiye edilmekiyidir, halis insan karakterini ortaya koyar.

Aşk olsunbütün güzel komşulara.