Kendi ya­rat­tı­ğı­mız doğal ol­ma­yan,

Şid­det dolu dün­ya­da,

Ba­şı­mı­zın çok büyük dert­te ol­du­ğu­nu he­pi­miz bil­me­li­yiz.

Ata­er­kil san­rı­la­rın için­de,

Ma­ter­ya­list dün­ya­ya sıkı sı­kı­ya sa­rıl­mış du­rum­da­yız.

Bu dü­ze­nin için­de öz­le­ri­miz­den kop­muş,

Ve de ruh­sal ola­rak bir­bi­ri­miz­den bağ­lan­tı­la­rı­mı­zı kay­bet­miş ola­rak.

Şid­det, çıkar, kibir, nef­ret, tü­ke­tim ve do­yum­suz­luk almış ba­şı­nı git­miş du­rum­da.

Se­ne­ler için­de, bir örüm­ce­ğin ağını ya­rat­ma­sı gibi et­ra­fı­mız bu çir­kin­lik­ler­le sa­rıl­mış du­rum­da.

Açık­ça­sı; Adım adım bir nevi ku­yu­nun içine doğru iler­le­mi­şiz.

Ve şim­di­ler­de de tek dünya dev­le­ti­ni kur­mak is­te­yen,

Sap­kın­la­rın oyun­la­rı için­de,

İnsan­lık ağır bir sı­nav­dan geç­mek­te.

Uyan­ma­ya ih­ti­ya­cı­mız var.

Buna rağ­men bir sü­re­dir bir kı­pır­tı var içi­miz de. Yeni bir çağın ka­pı­sı­nı gel­dik. Ata­er­kil düzen bi­ti­yor. Ana­er­kil dü­ze­ne ge­çi­yo­ruz.

Bu ka­pı­nın eşi­ği­ni aşın­ca, adım adım, de­ği­şim ve dö­nü­şüm ger­çek­le­şecek.

Eril yö­ne­tim­ler, kilit nok­ta­la­rı­nı, di­şil­le­re yani ka­dın­la­ra bı­ra­ka­cak­lar.

Eril yö­ne­tim­ler dö­vüş­me­ye mey­le­der­ken, di­şil­ler ba­rış­ma­ya mey­le­de­cek­tir.

El­bet­te san­cı­lı bir sü­reç­ten ge­çi­yo­ruz. Doğum san­cı­sı çe­ki­yo­ruz. Do­ğa­cak olanı içi­miz de bes­le­dik bü­yüt­tük. Ka­pı­nın ara­lan­ma­sı ile,

Büyük bir doğum ger­çek­le­şecek. Top­ra­ğın bağ­rın­da­ki to­hu­mun ye­şert­me­si gibi. İçinde ol­du­ğu­muz za­man­da bir an­ne­nin doğum ön­ce­si çek­ti­ği sancı gibi kıv­ra­nı­yo­ruz. Zor gibi gö­zük­se de, fe­rah­la­ma­ya az kaldı.

Bir anne ya­şa­dı­ğı san­cı­la­ra kar­şın, do­ğum­dan vaz­ge­çer mi? Biz­ler­de vaz­geç­mi­yo­ruz. Bu do­ğu­mu yani, yeni çağı ger­çek­leş­ti­re­ce­ğiz. Bu do­ğu­mu ka­dın­lar ger­çek­leş­ti­re­cek­ler. Yeni çağın ka­pı­sı­nı ara­la­yıp içeri gir­di­ği­miz de,

Yeni doğum yap­mış bir anne şef­ka­ti ile adım adım tüm yö­ne­tim kad­ro­la­rı­na ka­dın­lar ge­çin­ce,

Ana­er­kil bir sü­re­ce gi­re­ce­ğiz. Er­kek­le­rin için­de eril­leş­miş ka­dın­lar bu sü­reç­te ola­maya­cak­lar.

Çünkü; Yeni çağda anah­tar dişil ener­ji­dir. Dişil pren­sip­ler ve ku­ral­la­rı ile Ana­do­lu şi­fa­la­na­cak. Ana­do­lu şi­fa­lan­dık­ça, dün­ya­nın gü­ne­şi Ana­do­lu daha çok par­la­ya­cak. Biz­ler Ana­do­lu'ya boş bir gaye için gel­me­dik.

Neşet Ertaş, 'Bir ana­dan dün­ya­ya gelen yolcu, Gö­rün­ce dün­ya­ya gönül ver­din mi? Ana hak­tır sen bu sırra erdin mi' diyor.

Bu sırra Ana­do­lu ka­dın­la­rı erdi. Yep­ye­ni bir sü­reç­te­yiz.

Ka­dın­la­rı­mız için; Er­kek­le­rin dün­ya­sın­da, eril­le­şe­rek var ol­ma­ya ça­lı­şı­lan sis­tem bi­ti­yor. Di­şi­li­ğin­den uzak­laş­mış ka­dın­la­rı­mız hızla sis­tem­de ay­rı­la­cak­lar.

Çünkü; Ana­do­lu dişil tan­rı­ça fre­kan­sı­na uya­nı­yor. Ka­ran­lık ta­raf­ta­ki­ler ka­dın­la­rın uyan­ma­sı­nı is­te­mi­yor­lar. Kadın be­re­ket de­mek­tir. Huzur de­mek­tir. Ya­ra­tım de­mek­tir. Dün­ya­da ya­şa­yan ka­ran­lık taraf,

Ka­dın­la­rın Dünya'nın yük­se­li­şi­ni ger­çek­leş­ti­re­ce­ği­ni bi­li­yor­du. Dişi ener­ji­si­nin yük­sel­me­si is­ten­me­di,

Bu yüz­den dünya da ka­dın­lar cadı di­ye­rek canlı canlı ya­kıl­dı­lar. Köle ola­rak sa­tıl­dı­lar. Zülüm gör­dü­ler. Ayak­la­rı­na zin­cir­ler vu­rul­du. Ka­dı­na in­san­lık ta­ri­hin­de çek­tik­le­ri­nin kar­şı­lı­ğı­nı bu yeni çağda ilahi sis­tem ta­ra­fın­dan ve­ri­lecek. Bu ka­ran­lık taraf ay­rı­ca da rah­ma­ni­yet ener­ji­si yük­sel­me­sin diye, Kadın ve erkek bir­lik­te­li­ği­ni de yok et­me­ye,

İnsan­lı­ğı cin­si­yet­siz­leş­tir­me­ye ça­lı­şı­yor­lar. Me­ta­ve­res gibi alan­lar­da in­san­lı­ğı man­kurt­laş­tır­ma­ya, sanal alem için­de in­san­lı­ğa bir yaşam biç­me­ye ça­lı­şı­yor­lar.

Lakin biz bun­la­rı kabul edecek miyiz? Et­me­ye­ce­ğiz. İnsan­lık ola­rak, Adem ırkı ola­rak,

Dec­ca­li­yet dü­ze­ni­ni yı­ka­ca­ğız. Bun­la­rı da kadın gücü ile ya­pa­ca­ğız. Şim­di­ye kadar eril yö­ne­tim­ler gör­dük, Ve bu sis­tem­de ya­şa­dık. Bun­dan son­ra­sın­da ka­dın­la­rı baş aktör ola­rak gö­re­ce­ğiz. Gö­re­ce­ği­miz ka­dın­lar ana­lı­ğı­nı yani şef­ka­ti­ni kay­bet­me­miş ka­dın­lar ola­cak. Geri dönüp bak­tı­ğı­mız­da, Orta Asya da Türk ka­dı­nı çok kut­sal­dı. Daha ön­ce­sin­de de kut­sal­dı.

Sü­me­ro­log Bilim İnsanı ta­rih­çi Bilim in­sa­nı İlmiye Çığ, 'Sü­mer­ler Türk'­tür ve ka­dın­lar ti­ca­re­tin için­de er­kek­ler­den daha fazla vardı' diye be­lir­ti­yor.

Ata­türk yük­sek bi­linç­le yüklü Ana­do­lu ge­ni­nin far­kın­day­dı, ve hep bun­la­rı in­ce­let­ti­rip, kayıt al­tı­na al­dır­dı. Sü­me­ro­lo­ji bö­lü­mü­nü de Ata­türk kur­dur­du. Zaman için­de kadın çok kut­sal iken, Dün­ya­nın ka­der­sel planı de­ğiş­tik­çe, kadın zülüm gördü. Kadın kod­la­rı bas­kı­lan­dı. Kadın fre­kan­sı aşağı çe­kil­di. Ka­dı­nın ya­ra­tım yap­ma­sı en­gel­len­di.

Özel­lik­le Türk ka­dın­la­rı özel kod­lar­la Ana­do­lu'ya be­den­len­miş­ti. Türk ka­dın­la­rı sin­di­ril­di. Yeni çağın kapı ki­li­di­ni Ana­do­lu ka­dı­nı aça­cak.

Uya­nış Ana­do­lu'dan baş­la­ya­cak. Mus­ta­fa Kemal bun­la­rın far­kın­day­dı. Ta­rih­te seçme se­çil­me hak­kı­nı ilk Türk ka­dın­la­rı elde et­miş­tir. Sene 1934 de. Av­ru­pa ka­dın­la­rı biz­ler kadar şans­lı de­ğil­di. Onlar ise 1965'den sonra bu hak­la­ra eriş­ti­ler. Çok hay­ran ol­du­ğu­muz Av­ru­pa, ka­dın­la­ra neler yap­ma­dı ki.

Türk ka­dın­la­rı; Han ve hatun ola­rak fer­man­la­ra im­za­lar atar­ken, at binip, ülke yö­ne­tir­ken, Av­ru­pa da ka­dın­lar cadı diye ya­kıl­dı­lar. Şim­di­ler­de ise Gök kubbe al­tın­da­ki ka­dın­lar büyük uya­nı­şın için­de­ler. İranlı ka­dın­lar da artık molla re­jim­le­ri­ne karşı ölü­mü­ne savaş ve­ri­yor­lar.

Unut­ma­ma­lı­yız ki! Yeni bir çağın ka­pı­sın­da­yız. Bu çağa altın çağ di­ye­ce­ğiz. Bu çağın ka­pı­sı­nın ki­li­di Ana­do­lu ka­dı­nın­da. Altın Çağa Türk Ka­dı­nı damga vu­ra­cak Ne mutlu ki bize. Biz varız. Yol­da­yız. Ana­do­lu­yuz. Bir­li­ği­ye­ce­ğiz. Dir­li­ği­ye­ce­ğiz.