Hayat,bir yolculuk; insan ise bir yolcu... Bu yolda yaşadıklarımızı,karşılaştıklarımızı, gördüklerimizi nasıl değerlendirdiğimiz ya daanlamlandırdığımız ise yolcuya ve yolcunun yolculuğa bakışıyla alakalı. Varlığave anlama dair sorulara verdiği cevaplarla sınırlı.

Varlığave varlığımızın anlamına dair soruların doğru cevabının bulunduğu noktadarenkler değişir, sis kalkar; belirsizlik netliğe, şüphe kesinliğe dönüşür. Budeğişim ve dönüşümün muharrik gücü ise farkındalık... Farkındalık gözlüğüylebakınca her şey bir başka görünür, bir başka anlamlandırılır.

Farkındalıkgözlüğüyle bakınca hayatımıza aldığımız ya da bir şekilde yolumuzun kesiştiğiinsanlar birer öğretmen olur.

İnsanhayatındaki her ilişki ve her yaşantı bir fırsat olur.

Kimolduğumuzu, gücümüzü, bu gücün nereden geldiğini, korkularımızı,zayıflıklarımızı, zaaflarımızı ve nihayetinde de hayatın anlamını ve sevgiyiöğreten bir ders olur.

Buders; çoğu zaman zorlayıcı, üzücü, sinir bozucu, moral bozucu, kalp kırıcıdeneyimler olabilir. Buna rağmen her biri öğretici, geliştirici, sevgiyi vesevmeyi deneyimleme imkânı veren birer fırsattır.

Konusevme ve sevilme olunca çoğumuzun ilişkiden anladığı romantik ilişki, sevgidenanladığı romantik sevgi.

Oysainsan yaşamında tek tür ilişki olmadığı gibi tek bir sevgi de yok. Onun içindirki 20'li 30'lu yaşlar ile birlikte romantik bir ilişki/sevgi arayışına girişenbirçok genç; ilişkileri ve sevgiyi tek türe indirgediği, tüm arayışını burayaodakladığı için çoğu kez hayal kırıklığına uğruyor.

Hayalkırıklıkları arttıkça da tümüyle bu arayıştan uzaklaşıp romantizm içeren herşeye karşı bir refleks geliştiriyor; evlilik de dâhil. Oysa insan yaşamında herilişki anlamlı ve değerli.

Anlamlıçünkü her bir ilişki ve yaşantı, bize daha kapsamlı bir anlamı işaret ediyor.Hayatın ve varlığımızın anlamına dair sorularımıza cevap oluyor.

Değerliçünkü her ilişki bizim için bir ders. Anlamlı bir yaşam için gerekli olan nevarsa, bizi onunla tanıştırıyor. Anlam ile aramıza perde olan ne varsa bizeperde olanı fark etme fırsatı sunuyor.

Bizebu fırsatı sunan en cömert ev sahibi ise kayıp...

Kaybedilendost, kaybedilen sağlık, kaybedilen ilişki, kaybedilen para, kaybedilen imkân,kaybedilen.

Herbir kayıp; aradığımız o güzel ilişkiyi, harika sevgiyi, en sıradankarşılaşmalarda hatta hiç beklemediğimiz anda bulabileceğimizi bize hatırlatanbir ders.

Herbir kayıp; isteklerimize, hedeflerimize hiç beklemediğimiz andaulaşabileceğimizi bize fısıldayan bir ders.

Bununiçin kayıplar, yokluklar, yanlış kişiler ve yanlış ilişkiler her ne kadar sinirbozucu ve sarsıcı olsa da çoğu zaman en iyi öğretmen.

Tıpkı"Ben edebi edepsizden öğrendim..." diyen Lokman Hekim misali...

Tıpkıhayatın kaybetmekle başlaması gibi...

İnsan,en güvenli sığınağı olan anne rahmini ve buradaki konforu kaybederek hayatlatanıştı ve yaşamı öğrendi. O kusursuz dünyanın kaybının acısıyla ağlayarakdünyaya geldi.

Çünkühayat, bir okuldu ve bu okulun en iyi öğretmeni "kayıp"tı.

Hayatolduğu, hayatta olduğu sürece de kaybetmeye devam edecek insan... Kaybı önlemeyeçalışmak, kaybetmekten korkmak nafile...

İnsanbu dünyada kalıcı olmadığı gibi insana dair hiçbir şey de kalıcı değil. İnsanınherhangi bir şeye sahipliği de gelip geçici.

Geriyebir şey kalıyor: Kaybın can yakan dersini iyi dinlemek... Çünkü kayıp olmadangelişme de olmuyor. Unutmayalım ki;

Kayıp,fark ettirir.

Kayıp,hissettirir.

Kayıp,özgürleştirir.

Kayıp,birleştirir.

Özetle;kayıp ya öğretir ya da bize kendi kendimize öğrenmenin kapılarını açar.

18.10.2023