Geçtiğimiz yaz sonunda gazeteci büyüklerim Erdal Çil ve İsmail Zorba ile Kavaklıdere Belediye Başkanı Sayın Mehmet Demir’i ziyaret ettik. Ziyarette çay ikramına hoşsohbet eşlik etti. Başkanımız giderken bizi hediyelerle uğurladı. Eve gelince almanak(yıllık) benzeri hediye gözüme çarptı. “Geçmişten Günümüze Her Yönüyle Kavaklıdere 2” adlı eser gayet hacimli görünüyordu. Vaktim olmadığı için o günlerde inceleyememiştim. Kısmet bugünlereymiş. Geçtiğimiz günlerde yeniden açıp baktım. İlçeye dair gerçekten güzel bilgiler var. Oldukça emek verilmiş olduğu belli. Emeği geçenlere teşekkür ederim.

Eserde benim dikkatimi bir bölüm çekti. Sayfa 52-53’te Kavaklıdere geçim kaynağı olarak Bakırcılık ele alınmıştı. Hemen satırları okumaya koyuldum. Kavaklıdere bakırcılığı konusunda 800 yıllık bir geçmişten bahsediyor. Bu gerçekten çok uzun bir zaman dilimi. Göçebe yörük Türkmenlerle beraber bakırcılığın bölgeye taşındığı belirtilmiş. 1980’li yıllarda ilçede bir bakır fabrikası kurulmasına rağmen süreklilik sağlayamadığı belirtilmiş. Kalaycılığın da ilçede bakırcılıkla iç içe geçtiği belirtilmiş. Son dönemde bakırcılığın eski öneminin de kalmadığı belirtilmiş.

Bu duruma dair somut bilgiler de verilmiş. Sözün gerisini biraz da yıllığa bırakalım. “1960lı yıllarda Kavaklıdere’de bakırcılıkla ilgilenen ve faaliyet gösteren yaklaşık 300 bakırcı esnafı mevcut iken aradan geçen her yıl bakırcılıkla uğraşan esnaflarımızın sayısında azalma olması nedeniyle 2019 yılında ise Kavaklıdere’de 15 adet bakırcı esnafı vardır. Kavaklıdere’de günümüzdeki bakırcılık mesleği ile ilgilenen ya da bu mesleği yerine getirenlerin hemen hemen hepsi çocuk yaşlarda bakırcılık mesleğine (baba) Ata mesleği olarak başladıkları görülürken bugün Kavaklıdere’de bakırcılıkla geçimini sağlayan en genç çalışanlarımızın 45’li yaşlarda olması ve yeni nesillerin bakırcılığa ilgi göstermemesinin bir sonucu olarak Kavaklıdere bakırcılığını gelecek nesillere aktaracak çırak ve kalfalar artık yetişmiyor. Bu da Kavaklıdere bakırcılığını bekleyen büyük bir tehlike olarak karşımıza çıkmaktadır.

Manzara yukarıda okuduğumuz gibidir. Buradan varmak istediğim noktaya gelmek istiyorum. Kültür, sanat, ekonomi, sosyoloji, şehir vb. şeyler asla birbirinden bağımsız değildir. Hepsi birlikte bir medeniyet oluşturur. Kavaklıdere için durumu şöyle ifade edebiliriz. Aslında bakırcılıkla birlikte birçok şey ölmekte. Yukarıda bahsetmedim ama kalaycılık- bakırcılık mesleğinin dili olan Pallece dili bile uzun uzun üzerinde konuşmaya değer. Bu da bir öz değerdir.

O zaman öz değerler adına neler diyebiliriz, neleri kaybediyoruz, ona da bakalım. Yukarıda bahsetmiştik. Bir meslek alanı çok katmanlı ilişkiler bütünüdür diye.

Öz değer adına sanat; Bakırcılık sadece bir çanak, çömlek, bardak olmanın ötesinde üzerine işlenen desenlerle estetik duygusunun gelişmesine kapı aralar. Üzerine vurulan her çekiç darbesinde desenler, tasarımlar işlenir. Kaybolan bakırcılık burada sanatın da ölmesine yol açar.

Öz değerler adına ekonomi; Bakırcılık çok kişiye ekmek kapısı olmuştur. Bakırcılık mesleğinin ölmesi bu alanda iş kaybına sebep olur. Bununla birlikte şehirden göç de gündeme gelir.

Öz değerler adına kültür; Bakırın sanatla ilişkisi, bakır işlemeciliğinin oradaki ticari hayatta insan ilişkilerine katkısı ve Pallece dilinin orta çıkması ile coşkun bir kültür varlığı ortaya çıkar. Her kapanan bakırcı dükkânı veya işletmesi kültürden yitip giden birer yapraktır.

Öz değerler adına sosyoloji; Bakırcılık atadan kalan bir meslek olduğu için ha deyince herkesin el atacağı bir meslek değildir. Bu sebeple Kavaklıdere’de kendine ait sosyolojik bir ortam oluşturmuştur. Bu durum da şehrin bağlarını güçlendirir. Herkes birbirini tanır, sever ve paylaşır. Bakırcılıkla beraber göçüp giden aileler ve yerine gelen başka insanlar şehirde sosyolojik değişime sebep olur.

Öz değerler adına şehir ve turizm; Öncelikle şehir kavramına bir göz atalım. Şehir kesinlikle kentten farklıdır. Kent yoğun nüfuslu sadece üretim-tüketim bandına hapsedilmiş, insana değer vermeyen bir yerleşim alanıdır. Şehir ise belli değerler etrafına inşa edilmiş, insana değer veren bir yaşam alanıdır. Kavaklıdere bir şehirdir. Yüzyılların emeğiyle inşa edilmiştir. Bakırcılığın ölmesi şehrin de ölmesi anlamına gelir. Bakırcılık ayrıca doğasıyla insana çeşitli güzellikler sunan Kavaklıdere için turizm adına bir kazanımdır. Sanat, estetik ve kültür adına insanı kendine çeker. Bu sebeple şehre katkısı olur.

O zaman Kavaklıdere adına bakırcılık yaşasın diyoruz. Bakırcılık mesleğinin devamlılığı için kişilere, kurumlara ve medyaya önemli görevler düşüyor. İnşallah yeniden o güzel günlerine döner dileğinde bulunalım.

Not: Kavaklıdere İlçe Halk Kütüphanesi eski bir konağın ayağa kalkmasıyla açılmış. Bu zarif kütüphaneyi de mutlaka görmelisiniz...