Yine bir bahar mevsimindeyiz. İlkbahar neşesiyle, rengiyle, cıvıltısıyla insanda başka duygular uyandırır. İnsan bu mevsim gelince doğaya karışmak ister. Kuşlar cıvıldamıştır artık, leylekler birer ikişer memlekete ayak basmıştır. Papatyalar, gelincikler, laleler ise baş göstermiş ve ilgilisini kendisine davet etmiştir.
Bu mevsim sadece bir görsel panorama veya iç huzur olmaktan ötesidir. Doğanın bize ikramları da vardır. Tilkişen o bol ikramdan yalnız birisidir. Başlığa bakıp da kafanız karışmasın kimi tilkişen der kimi tilişken biz her ikisini de kabul ettik artık. Muğlamız için bu kelimeler makbul iken biraz başka memleketlere yol alınca zındancık, keldirgen, sarmaşık, kuşkonmaz, acı ot vb. isimlerle anılır.
Adını ne koyarsak koyalım. Bizim baş tacı lezzetimizdir o. Uzmanlar bile böbrek sağlığı adına yılda en az bir kez yiyin diye tavsiyede bulunur. Ot festivallerinde ise baş köşeye kurulur. Pazarın süsüdür. Eh bu kadar makbul bir yiyecek için de bir şeyler söylemeye değerdi.
Tilkişen, şubat sonu mart başı gibi özellikle sulak alanlarda ve dere kenarlarında boy verir. Sarmaşık olan kendi başına yükselirken tilişken ise dikenli bir bitkidir. Bir çift göz her yeri tarar, bulduğu an eğilip taze yerinden koparır. Hemen yeni arayışa geçer. Kimi zaman dibimizdedir ama görmeyiz. Bizim görmediğimizi başkası görür. Zaten toplama keyfi de buradadır. El ayarıyla baş ve şehadet parmağı birleştiği kadarı bir bağ kabul edilir. Yetinen bir bağ ile evine döner yetinmeyen ise fazlası için arayışa koyulur.
Kimileri o kadar şanslı değildir. Dağa, bayıra gidip de tilkişen toplayacak kadar vakti yoktur. Kiminin de sağlığı elvermez. İşte o zaman imdada pazar yeri yetişir. Şimdi tam mevsimi iken hemen hemen her iki adımda bir tezgâhlarda tilkişen satana rastlanır. Ufak bir pazarlıkla bir bağ tilkişen pazar çantasına konulup eve getirilebilir. Satan beden emeği dışında emek vermeden kazandığı için mutludur. Alan ise akşam yemeğinde tilkişenin sofrayı süsleyeceği için mutludur.
Nihayet akşam vakti de çok bekletmeden geliverir. Tilkişen hemen tezgâhın üstüne konur. Güzelce yıkanır. Ardından doğranır. Kimi elle kırmanın daha faydalı olduğunu söyler. Tavaya yağ konur. Yağ cızırdarken bir baş soğan çoktan bıçaktan geçmiştir. Hemen yağın üstüne bırakılır. Hafif pembeleştikten sonra tilkişenler tavaya konur. Tahta kaşıkla birkaç döndürülür. Yağla buluşan tilkişen çoktan kıvama gelmiştir. Muğlamızın insanı der ki tilkişen yumurtasız yenmez. Pişmeye yakın üzerine bir yumurta kırılır. Biraz daha karıştırılır. Ardında tava hiç tabağa bile dökülmeden masaya konur, yanında bazlama köy ekmeği olursa enfes olur. Buyrun sofraya, afiyet olsun.
Bölgemizin güzide lezzeti tilkişeni sofralarınızdan eksik etmeyin efendim. Hem vücudunuz sıhhat bulsun hem de yemek kültürümüz yaşamaya devam etsin.