“Anadolu İnsanı” programı var bilir misiniz? TRT Belgesel’de yayınlanıyor. Kamera Anadolu’nun en ücra yerlerini gezerken sessiz kahramanları çekiyor. Onların emekleri ekrana geliyor. Bu program insana o kadar çok şey öğretiyor ki bu coğrafyanın insanı nasıl emek verip üretiyor, bize gösteriyor. Ayrıca programda her seferinde farklı coğrafyalardan dört beş üretim-mücadele hikayesi ekrana geliyor. Hatta her başlangıçta illeri tahmin etmek hoşuma gidiyor. Gelin bu kez de çilek üretimine tanıklık edelim.
Günün ilk ışıkları aydınlanmaya başladı. Çanakkale ilinin Yenice ilçesinde çilek üretimine tanıklık ediyoruz. Kahramanımız Anadolu insanı Ramazan. Sabahın erken saatinde dört beş işçi arabanın kasasına biniyor. Tarlaya varıyor. Ellerde sepetlerle beraber tane tane koparılıyor çilekler. Titiz olmak zorundalar. Çünkü çilek çok narin bir ürün.
Ramazan yalnız değil babası Sefer de ona yardım ediyor. Çünkü Ramazan’ın yetişmesi gereken başka işler de var. Sefer, eskiden başka işler yaparken son dönem çilek ekmeye başladıklarını söylüyor. O konuşurken sesi biraz çatallı. Yüz çizgileri ise yaşanmışlığın izlerini taşıyor. Sefer amca ayrıca şunları söylüyor “Çilek artık çok para ediyor. Bu sebeple yörede bol bol çilek ekiliyor. Bize bu haklı şöhret kazandırdı.” diyor. Müşterisi hazır yani. Zeliha söze giriyor. “Çilek hasadından memnunuz. Allah’a şükür kazancımıza diyor.” Duayı da eksik etmiyor. Anadolu insanı nimetin kendisine kimden geldiğini çok iyi bilir.
Hasat zamanında semaverin de dumanı tütüyor. İnsan bir yandan emeğini kazanırken bir yandan da keyfine bakmak zorunda. Çünkü enerjisi daima iyi olmalı. Çaylar dumanı üstünde ellere tutuşturuluyor. Her yudumda ferahlıyorlar. Hasadın ilerleyen dakikalarında yağmur aniden bastırıyor. Doğa insana her daim bir şeyler hazırlamıştır. Bereket yerini biraz da tedirginliğe bırakıyor. Acaba çilekler zarar görecek mi?
Yağmur duruverdi. Sefer ferahladı. Zeliha ve arkadaşları kovalarla hemen tarlaya girdi. Sefer ve Ramazan da arabanın kasasında çilekleri tabaklara doldurmaya başlamıştı.
Artık kazanç zamanıydı.
Araç yola koyuldu. Yeni umutlar biçmek için yeni hasat dönemini bekleyeceklerdi.
Bu hikâyede emek var. Bu hikâyede alın teri var. Bu hikâye Anadolu insanın sessiz ama izzetli mücadelesi.
Bizim ünlü kahramanlara değil ünsüz kahramanlara ihtiyacımız var.
Anadolu insanı işte öyle bir kahraman...