İnsanoğlu dünyaya ilk gönderildiği andan itibaren özü itibarıyla iki kısma ayrılmıştır. Kâmil insan temsili ve zalim insan temsili… Bu durumu ilk olarak Habil ve Kabil meselesi üzerinden de somutlaştırabiliriz. Kamil insan, dünyayı güzelleştirmek için mücadele ederken zalim insan, dünyaya kötülüğü yaymak için mücadele verir. Burada zalim insan meselesi üzerinden devam etmek istiyorum. Zalim insanın ne gibi özellikleri vardır diye soracak olursak. Zalim insan; ahlaksızdır, kişiliksizdir, cimridir, hasettir, fesattır, canidir… Sıfatları çoğaltabiliriz. Bu kişiler saf kötülük yapmak için uğraşır. Her şeye zarar verme potansiyelleri vardır. Zalim oldukları için zaten ilkeleri ve vicdani hisleri yoktur. Böyle bir anlatımdan sonra insanın saf kötülüğü görür görmez kaçası geliyor. Maalesef gerçek böyle değil. Saf kötülük aramızda.
Geçtiğimiz günlerde Yatağan ilçesi Turgut beldesinde Asım Kasap ve Nazire Kasap çifti evde çıkan yangında öldü. İlk başta halkın diline yansıyan söylemlere göre soba veya ısı pompası gece saatlerinde yangına sebep olmuş ve yaşlı çift hayatını kaybetmişti. Kısa süre sonra gerçek anlaşıldı. JASAT timleri yangının benzin dökülerek çıkarıldığını tespit etti. Ardından soruşturma derinleştirildi. Yaşlı çiftin oğlu, gelini, torunu, onun eşi ve bir kişinin daha organize şekilde cinayeti planladıkları tespit edildi. Torunları yurt dışına kaçarken yakalandı ve şimdi beş kişi sorgulanıyor. Kamuoyunda infial yaratan mesele ile ilgili olarak basına yansıyan ve halkın dilinde dönen söylemler şöyle:
Cinayet sebebi çiftin elinde bulunan ciddi miktarda altın. Bu altınları ele geçirmek için beş kişi plan yapıyor. İddialardan birisi kişiler borçlu olduğu için altınları almak istemiş. Diğeri ise tamahkarlık sebebiyle almak istemişler. Olaya dair öncesinde kişilerin gün boyu evde olduğu ve annelerine börek yaptırıp yedikleri iddia ediliyor. Aynı günün gecesinde altınlar için çifti tehdit etmişler. Yaşlı çift de vermemiş. Ardından işkence edildiği iddiası var. Son olarak çifti öldüresiye dövülüp, yaşlı kadının ellerinin de bağlı şekilde iken benzin dökülerek evin yakıldığı iddiası var. Gecenin sonunda şüpheliler altınları alıp gitmiş. Ardından torunları(!) altınları Ankara’da dolara çevirmiş. Yurt dışına kaçarken de yakalanmışlar.
Süreç şimdilik böyle anlatılıyor. Burada insanın tüylerini ürperten bir vahşet var. “İnsan öz anne ve babasına karşı nasıl böyle bir anlayış içinde olabilir?” sorusu hemen akıllara geliyor. Maalesef modern zamanda insan kendi değerini yerle yeksan etti ve zalim oldu. Kalbinde ve aklında kamil insan olmaya dair hiçbir iddiası kalmayan insan için bu vahşet normaldir. Asıl mesele kamuoyunun bu meselelere ciddi yaklaşmayıp bir adi vaka olarak gündelik dolaşıma sokup çekmesidir. Bu durumda cinayetler gündelik yaşamın doğal parçası haline geliyor. Öncelikle saf kötülüğü tartışmalıyız. Ardından saf kötülükle mücadele için elimizi taşın altına koymalıyız. Dünyayı maddi pencereden bakma çılgınlığına son verip mana arayışına girmeliyiz. Yoksa daha çok hüzünleniriz. İnsan ne olursa olsun böyle bir vahşeti kabul etmemeli. “Sütünü emdiği, ekmeğini yediği, yatağında uyuduğu insana yapılır mı bu ihanet?” diye sorup daha yüksek perdeden haykırmak gerekir.
Son söz yerine herkes evladına gerçek manada insan olmak eğitimi vermelidir. Aileden başlamak üzere manevi iklimi inşa etmeli. Ayrıca bu ülkede rafa kaldırılan idam mevzuu yeniden en azından bu tarz vahşetler için konuşulmalıdır. Aksi takdirde insan olanın vicdanı kabul etmiyor, edemiyor.