Şikâyet ettiklerimiz memnun olduklarımızdan daha çok olmaya başladı. Bunda bir nevi modern zamanın doyumsuzluk hali etken gibi geliyor bana. Ayrıca hayatın hızlanması da cabası… İkisi bir araya gelince şikayetler çoğalıyor.

Şimdilerde en büyük şikayetlerimizden birisi de zamanın yetmemesine dair. Hatta üzerine şaka bile yapıyoruz. “Gün 25 saat uğraşıyorum. Yine olmuyor yine yetmiyor.” Hemen cevap geliyor. “Gün yirmi beş saat mi yahu!” “Canım sen de anlasana! Mevzu o kadar şikayet konusu ki bilimsel olarak yirmi dört saat olan güne bir saat daha eklenmiş.” O zaman karşımızdaki insan da düşünmeye başlıyor ve bir süre sonra hak veriyor. Bana öyle geliyor ki gün üstüne birkaç saat daha eklense yine de yetmeyecek.

O zaman ne yapmak lazım, nasıl yapmak lazım? İnsanın yitirdiği şeylerden birisi planlı yaşamak. Tabi ki bu elimizden geldiğince yapılabilir bir şey çünkü insan iradesini aşan mevzular da oluyor. Bu durumda takdiri ilahi deyip ona göre hareket etmek lazım.

İkincisi ise insan boşluk bulduğunda zaman tembeli oluyor. Neyi ne zaman yapacağını bilemez hâle geliyor. Bu süreçte tabi ki boşa giden zaman ise nerede nasıl geçtiği belli olmayan zaman olarak karşımıza çıkıyor. Saatlerce kafede öylece oturan adam, bankta etrafı izleyip bir yandan sıkılan adam, tvde abuk subuk diziye üç saat ayıran adam, malayani sohbet için kahkahaya boğulan adam… İşler yolunda gitmezse de zaman üzerine suç atıyor. Aslında bir yönüyle de biz de böyleyizdir. Kendi adıma üzerime tam olarak alınmasam da bazen zaman denilen o akışkan ama değerli kavramı yönetemediğimi düşünürüm. Çok şükür ki son yıllarda bu konuda biraz daha derli topluyum. Fakat çevreyi gözlediğimde benden beter insanların varlığına hemen şahit oluyorum. Zaman nasıl yönetilir sorusunu bile sormaktan vazgeçmişler ve şöyle yaşıyorlar. Hem tembel hem de zamanı yok sayarcasına pek rahat bir hayat sürüyorlar. Şurası da var. Bir mesele olduğunda zaman kavramına hemen saldırıp sorumlu olarak onu tutuyorlar. Oysaki gafillik direkt içimizde onun farkında değiller. Ne demiş hadis- şerif:

Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganimet bil:

  1. İhtiyarlığından önce gençliğini,

  2. Hastalanmadan önce sıhhatini,

  3. Fakirliğinden önce zenginliğini,

  4. Meşgul zamanlarından önce boş vakitlerini ve

  5. Ölümünden önce hayatını!” (Buhârî, Rikāk, 3; Tirmizî, Zühd, 25)