Ülkemiz son yıllarda festival etkinliği furyası yaşıyor. Şöyle bir interneti taradığımızda kültür, yemek, tarih, müzik, kıyafet, bitki, üretim, hasat gibi çeşitli alanlarda onlarca festivale rastlıyoruz. Ben birkaç festivale katılma imkanı buldum. Kalite adına eleştirdiğim noktalar oldu. Festivalin amacından sapıp bir panayıra dönüşmesi gibi...
Birkaç hafta önce önüme bir haber düştü. “Çomakdağ Kültür Festivali” yapılacak, adı hemen ilgimi çekti. Zaten Çomakdağ’ı bilirim. Milas ilçemize bağlı şirin ve tarihi bir köydür. Bulunduğu konum itibarıyle hem havadar hem de kültürünü koruma konusunda şanslı bir yerdir. Bu sebepten haberin ayrıntılarını okumak için tıkladım.

“Milas Belediyesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenecek yerel kültürü yaşatma ve turizm festivali 6 Haziran 2026 Cumartesi günü Çomakdağ Mahallesi’nde kültür sanat ve eğlenceyi bir araya getirecek. Şık bir tasarım üzerinde etkinlik olarak halk oyunu gösterileri, el sanatları sergileri, yerel lezzetler, canlı müzik ve yöresel etkinlikler, geleneksel kıyafet defileleri belirtilmişti.

Saat 12’de başlayacak etkinlik için ailecek yola koyulduk. Sıcak bir cumartesi öğle vakti nihayet Çomakdağ’a vardık. Arabayı köyün girişine bıraktık. Araba kalabalığı etkinliğe belli seviyede ilginin varlığına işaretti. Hemen dar sokakların arasından meydana vardık. Gelen misafirler etkinlikleri izlemekle meşguldü. Biz vardığımızda efeler zeybek gösterisi için sahneye çıkmıştı. Tarihi düğün güreşlerinin yapıldığı çimlerin üzerinde diz kıra kıra dönüyorlardı.
Sonradan öğrendiğim kadarıyla kaçırdığımız birkaç etkinlik vardı. Ne yazık ki korteji, anlam ve önem belirten konuşmaları, sandık kokusu defilesini, şeker kırma geleneğini kaçırmıştım. Şeker kırma yörenin kıymetli bir etkinliği idi. Milas- Muğla- Ege kültürünün bir parçası olan bu etkinliği meraklısı bir kez de canlı olarak görmeli.

Etkinliğe dönecek olursak karya defilesi, türkü etkinliği, keşkek dövme etkinlikleri de vardı. Ardından kapanış yapıldı. İki saat kadar süren etkinlikte belirli bir kalabalık ilgisine göre alanı çevreledi. Etkinliği takip etti.

Dışarıdan bakan bir gözle etkinliğe dair birkaç kelam etmek gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle Çomakdağ gibi bir köyde kültür organizasyonu iyi düşünülmüş fikirdir. Çünkü kültürümüzün yozlaştığı yerde bu gibi etkinlikler kültürel hafızanın yaşaması adına kıymetli. 1. denildiğine göre devamı gelecek gibi.

Öneriler adına da şunları dile getirelim:
* Köyde kadim kültürümüze ait iki kıymetli değer var. Birincisi kayrak sarı taşlarla birbirine iliştirilerek yapılmış Çomakdağ evleri, ikincisi ise rengarenk ipekten giysileri, altın takıları ve başlarında çiçekleri ile yöre kıyafetleri...
Etkinliğin başında yöre kıyafeti gösterisi vardı. Ayrıca Çomakdağ kadınları yöresel kıyafetlerini giymişlerdi. Fakat bizler genel olarak malumat edinme konusunda biraz eksik kalıyoruz. Bu konularda merak duygumuz da pek fazla değil. Bu sebeple organizatörler profesyonel şekilde bu kıyafetlerin tasarımı, yapılışı ve kullanılışı hakkında etkileyici bir sunum yapabilirdi. Ayrıca Çomakdağ evleri eşine pek rastlanmayan evlerdendir. Aynı evlerden Yatağan ilçesi Katrancı köyünde de mevcut. Aslında o bölge de kültür- mimari yönünden ön planda olmalı. Neyse konumuza dönelim. Yine festivalin içinde bu evlerin yapılış, işleyiş ve tarihi itibarıyle güzel bir sunum yapılabilirdi. Ayrıca meraklısı için köyde razı olan ailelerden bazısıyla görüşüp gelen misafirlerin uygun şekliyle görmesine imkan verilebilirdi. Böylece yöre kültürü somut şekilde izlenmiş ve anlaşılmış olurdu.

* Bir diğer konu da köy ahalisinin açtığı tezgahların yöresel yiyecekler yönüyle kısırlığı idi. Bir etkinlikte her tarafın balık, sucuk, börek kokusuna boğulmasına karşıyım zaten etkinliğin tek amacı da yemek değil. Şöyle de bir şey var. Gelen misafirlerin yöreye özgü yiyecekleri ücret karşılığı alıp tadabileceği veya karnını doyurabileceği bir ortam olmalıydı. Belki de bir mahalle arası buna ayrılabilirdi. Sac böreği, çalkama, milas böreği, takraklama-yoğurtlama, sarma, soğuk köy ayranı, şerbetler, kurutmalıklar, taze yapraklar ve meyveler olsa fena mı olurdu. Hem gelenler istifade ederdi. Hem de köylüler cüzi de olsa ekonomilerine katkı sağlamış olurdu.

Not: Meydanda keşkek, çay, su, köfte, yağ- pekmez tezgahı, birden çok hediyelik eşya tezgahı vardı. Benim dile getirdiğim bundan biraz ötesi.

* Köy içinde fotoğraf ve coğrafya meraklıları da dolanıyordu. Biraz rehbersiz sora sora ilerlenen ya da akışına bırakılmış bir ziyaretti bu. Aslında birkaç görevli bu konuda ön ayak olabilirdi. Gezmek isteyenleri kafileler halinde sokaklarda gezdirebilirdi. Böylece daha derli toplu ve anlaşılır bir gezinti olabilirdi.

* Meydan düzenlemesi adına çok olumsuz bir şey diyemeyeceğim. Sadece hediyelikler, gıda, tanıtım, ikram gibi başlıklar altında farklı sokak düzenlemesi yapılabilirdi.
İlgili öneriler çoğaltılabilir. Bizim amacımız üzüm yemek bağcıyı dövmek değil. Sonuçta güzel bir şey düşünülmüş. Gelişip güzelleşmesi organizasyonu hem zenginleştirir hem de devamlılığı sağlar. Köylülerin yüzündeki heyecanın devamı adına daha güzel olmasını dilerim. Yoksa gelip uğrayanlar bir daha gelir miyim bilemiyorum diye sorgular...