Geçenhaftalarda "Eksiliyoruz..." demiştik. İç "ben"i görmezden gelen, duyarsızlaşan,vicdanları yosun tutan, hoyratlaşan ve giderek de yalnızlaşan insanın öncehissiyatını kaybedişinden ve zamanla da dış seslere karşı sağır oluşundanbahsetmiştik. Küçük hesaplar yaptıkça, kırıp döktükçe küçülüp eksildiğindenbahsetmiş; yakınlık kuramayınca uzaklaştığından, uzaklaştıkça da ülfetedemediğinden dem vurmuştuk.
Evet,yaşamın içerisinde bir şekilde eksiliyoruz. O nedenle her gün eksilen yanımızınfarkında olmak ve kendimize ilave etmek zorundayız. Bunun için ise insanınnoksan olduğunu fark edebilmesi ve eksiğini görebilmesi gerekiyor. İnsanaeksiğini gösteren bir dostunun olması gerekiyor. Yani her daim tamamlanmayolunda olmak gerekiyor.
Peki,öyle kolay mı eksiğini görebilmek?
Zamanlaeksilen insan; aynanın karşısına geçip mevcut durumuna bir gerekçe, eksiğinebir izahat arıyor. Gerekçe bulmakta, bunu kendine izah etmekte de zorlanmıyor.İnsan, aslında tam da burada eksilmeye başlıyor. Eksiğini inkara kalkıştıkçadaha fazla eksiliyor.
Kendinihaklı çıkaran gerekçelerin arkasına sığınıp öz benini görmezden gelmeyebaşlayınca...
Kendidüşünce ve davranışları hakkındaki yargılarını "gerçek" kabul edip vicdanıküflenmeye başlayınca...
Hastalıklıduygu ve düşüncelerin esiri olup kendini görmezden gelmeye başlayınca...
Hissedenve hakikati gören kalbin, yargılayan ve adaletle hükmeden vicdanın sinyallerizayıflamaya başladıkça eksilmeye başlıyor insan. Vicdandan uzağa düşen,bastırılan, görmezden gelen insan daha fazla eksiliyor.
Amaeksildiğini görmüyor. Eksiğini göremiyor. Kendi içindeki savaşı kaybettikçedaha büyük zayiat veriyor. Çünküinsanın en büyük savaşı, kendi içinde ve kendi ile olan savaş. Bu savaşkaybedilince dışa bakma gücü de kalmıyor.
Ve insan, en kolaykendini kandırıyor .
İç savaşını kaybederek duyarsızlaşan ve içsesine kulak veremeyen insan, kendini çok daha kolay kandırıyor.
Vicdanı devre dışı bırakan, mahkemenin sesinisusturan insan; bir sebep bulmakta, bahane üretmekte, meşrulaştırmaktazorlanmıyor. Doğrunun ve gerçeğin kıstası olarak "kendi"ni gördükçe başkalarınıgörmezden geliyor. Başkalarını görmez olunca da onları kandırdığını sanıyor.
Oysa aslında sadece kendini kandırıyor dabunun farkında değil.
Halit Ziya Uşaklıgil; " İnsanlar tuhaftır.Fena bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa mutlaka en evvelvicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar " der.
İşte vicdanı susturan insan, eksiğini dehiçbir zaman göremiyor. Eksiği, kusuru, ihmali, zaafı, yanlışı olabileceğinihiçbir zaman kabullenemiyor. Hep inkâr ediyor. İnkâr ettikçe daha çok eksiliyor.Bir kısırdöngü içerisinde sevimsiz bir yaşamın kahramanı olup çıkıyor.
Sürekli bahanesi olan, sürekli şikâyet eden,sürekli mağduriyet edebiyatı yapan, sürekli suçlayan taraf oluyor. Bunutemellendirebilmek için de senaryolar yazma yeteneğini sürekli geliştiriyor. Enyeni komplo teorilerinin senaristi oluyor.
Oysakaçış yok! Bir gün mutlaka gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyor insan. Duymakistemediği, duymadığı her ses bir gün çığlık çığlığa uykudan uyandırıyorinsanı. Bu uyanma bazen kaçış rampasından önce ama çoğu zaman da kaçışrampasını geçtikten sonra oluyor.
Görmekistemediği, görmediği her şey bir gün yüzüne vuruluyor insanın. Bu yüzleşmebazen tren kalkmadan önce ama çoğu zaman da son tren yola çıktıktan sonraoluyor.
Veinsanın hayatı yalan dolanla geçip gidiyor. Çünkü insan, en kolay kendinikandırıyor.
31.05.2023