"Konuşanlar, hep konuşanlar karşısında banasadece susmak düştü. Sustukça daha iyi duydum içimdeki o güzel sesi. Sustukçadaha iyi işittim ve öğrendim insan olmanın bana bahşettiği hazineyi. Sustukçadüşünmeyi, tamamlanmayı, üretmeyi öğrendim. Hayat senaryosunda bana düşendüşünmekti. Ve ben biliyordum ki düşündükçe var olacak, var olmanınhafifliğinde daha da haz duyacak, dünyada var oluşumun asıl sebebini daha iyi kavrayacaktım."

Bazı zamanlar bir kenara çekilip hayatımızıgözden geçirsek ne güzel olur. Öyle derinlemesine de değil. Bir dederinlemesine seyretmiş olsaydım ben kendimi nerede bulacaktım; hattabulabilecek miydim onu da biliyor muyum? Buna cevabı yine kendim vermekdurumundayım. Sayısız kayıplar arasında bulurdum kendimi herhalde.

İnsanın kendini, çevresini ve de cümle malumher şeyi tükettiği ve de her anlamda hükümsüz kıldığı başka zaman dilimleriolmuş mudur bilemiyorum. Tarihe baktığımızda zamanın bu kadar hızlı aktığı biran yaşanmış mıdır? Zannetmiyorum. Geçmişe göre bilgiye sahip olma imkanına hiçbu kadar kolaylık sağlanmamıştır. Sonuca baktığımızda ise elde edilen bilgininne kadar doğru, ne kadar sahih olduğu işte o, tartışılır.

Konuyu biraz detaylandırdığımızda elde edilenbilginin bırakın doğruluğunu ne kadar gerçek kaynağından alındığını ve nekadarının doğrusu ile alındığından bile emin olabiliyoruz. İncelemeye yahutdoğrulamaya kalktığımızda ortalık intihalden geçilmiyor. Kopyala yapıştır mantığımalum; bizi nerelere götürüyor? Buna "akademik dürüstlük" adını vermişuzmanlarımız!. Hatta bu konuda verilen dersler, yapılan çalışmalar çok ciddiboyutta. Ama sonuç? İşte onu gerçekten yürekten dileyerek görmek istiyoruz.Ciddi boyutta bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya kalıyoruz.

Artık çalmanın, hırsızlığın adı kopyalama;nakil olmuş. Sosyal medya tamamen kopyalama, tamamen senden benden ondançalınanlarla dolu. Üstüne bir de fotoğraf ekleyip hırsızlığımızı tescilliyoruz.Çekildim bir kenara seyrettim. Evet sadece seyrettim. Bana bu hayatsenaryosunda verilen sadece seyretmekti. Seyrettiklerim karşısında dehşetedüştüm. "Ben"lerin aymazlığında, "ben"lerin doymazlığında, "ben"lerin kanunkural tanımamazlığında, "ben"lerin zulmetinde insana dair arayışlarımdayoruluyorum.

Seyir halindeyken Özdemir Asaf mısralarınatakılıyor dikkatim. Mısralarla kendime geliyorum, mısralarda kendimi buluyorum:

"Sonra çekildim birkenara seyrettim bütün olup biteni

Baktım kimde ben nekadarım, kim bende ne kadar kalmış diye"

Özdemir Asaf

Özünebakıyorum, ne kadar da güzel hasletleri var. Bakışı, düşünüşü, idealleri hepgüzellikler, iyilikler, doğruluklar üzerine kurulu.. Hayâl ettiği müddetçeyaşamasına izin verilse, gök ekinkenbiçilmese, kendi beninin içindeki zenginliği "biz"e aktarmasına izin verilsenerelere taşıyacak içindeki hazineyi. Ama hayır!.. İzin verilemez, gücü elindebulunduranlar onu paylaşmaya asla rıza göstermezler. İşte bundan dolayıadalettir, vicdandır, erdemdir sadece birer sözcük olarak dilimizde söylenirdurur. Mana olarak yaşamasına izin verilmezse işte o zaman insanlık karanlığıniçinde göz kırpmaya mahkum olacaktır.

Bir kenara çekilip yine seyre dalıyoruz. Şimdidaha net görüyorum. İnsanlar sadece konuşuyorlar. Maalesef, ellerindenkonuşmaktan başka bir şey gelmiyor. Genci başka konuşuyor, orta yaşlısı başka,yaşlısı başka. Ortak bir nokta bulamıyorlar ki orta bir noktada buluşsunlar.Bir kere konuşan hiç susmasını bilmiyor. Bir kere sussalar en büyük insanlıkerdemi olan dinlemeyi fark edecekler. Keşke bir kere dinlemeyi öğrenseler,dikkatlerini dinlemeye verseler. O zaman kendini de dinleyecek, kendini deduyacak. İşte o zaman "ben"in fütursuzluğundan, zulmetinden, acımasızlığından,yalnızlığından, terk edilmişliğinden kurtulacak. Duydukça, dinledikçezenginleşecekler, dinledikçe tamamlanacaklar, dinledikçe insana ait bütünhasletleri öğrenecekler, onları yaşamlarına geçirecekler. Böylece insan olarakdünyaya gelmenin erdemine kavuşacaklar.

Ne güzel bir seyirdi bu. Sadece idealdeyaşanacak ve hayalinde yaşattığın bir seyir. Her şeye rağmen, gördüğüm bütünyanlışlara rağmen insan olmak mükemmeldi, kusursuzdu. İnsanı tanıdıminsansızlıklarda. İnsanı tanıdım bütün kötülüklerde, çirkinliklerde. Doğadakitüm güzelliklerin yanında güzel insanlar da vardı. Ve özünü kaybetmemiş o güzelinsanların yüzü suyu hürmetine dünya yaşanmaya değerdi.

Zulmetin bir tarafı nurdu. Karanlığın birköşesi aydınlığa mahkumdu. Konuşanlar, hep konuşanlar karşısında bana sadecesusmak düştü. Sustukça daha iyi duydum içimdeki o güzel sesi. Sustukça daha iyiişittim ve öğrendim insan olmanın bana bahşettiği hazineyi. Sustukça düşünmeyi,tamamlanmayı, üretmeyi öğrendim. Hayat senaryosunda bana düşen düşünmekti. Veben biliyordum ki düşündükçe var olacak, var olmanın hafifliğinde daha da hazduyacak, dünyada var oluşumun asıl sebebini daha iyi kavrayacaktım.