BAHÇELİ’DEN TARİHİ ÇAĞRI

Dün tarihi bir gündü. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin dünkü grup toplantısında kendisinden kimsenin, özellikle de ‘Ülkücülerin’ beklemediği bir çağrıda bulundu. PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ı kastederek geçen haftaki grupta yaptığı “Örgütünü tasfiye etsin” çağrısının ardından yeni bir çağrıda daha bulundu. “Tecridi kaldırılırsa gelsin TBMM'de DEM Parti Grup Toplantısı'nda konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” diye konuştu.

Bu cesur ve tarihi bir çağrı oldu... Ama “Al as”tan “Gel mecliste konuş”a nasıl geldik, ne değişti, bu da ayrı soru...!

Bahçeli bu çağrıyı yaparken Kandil ve Edirne’yi devre dışı bıraktı. Bakalım Kandil ve Edirne’de bu yeni süreçte İmralı’yı kale alır mı?

Alırsa barış ve demokrasi kapısından içeriye adım atmaya Amerika’nın dışında kim karşı çıkabilir ki?

Bu arada dün DEM Parti’den de “Onurlu bir barış için inisiyatif almaya hazırız.” açıklaması geldi.

Bize de inşallah demek ve bu sürece katkı yapmak kalır... Yeter ki taraflar için onursuz olmasın... Ama yine de necip milletimizi bir dinlemeliyiz...

+

GEREKSİZ OTOMOBİL TARTIŞMASI

Ülkede böyle önemli bir gelişme yaşanırken Muğla’da Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden MUTTAŞ’ın satın aldığı Audi marka otomobil tartışılıyor. Aklım almıyor...

Bu köşenin okurlarının da çok ciddiye aldıklarını sanmıyorum.

Nitekim “Lüks otomobil makam otomobili mi, hizmet aracı mı?” başlığını taşıyan 21 Ekim 2024 tarihli yazımın altına da Mehmet Ali Zehir “Dolu paket Renaullt Clio’nun 1.665.000 TL olduğu bir ülkede Muğla Büyükşehir Belediye Başkanın A8 binmesi çok normal, hayırlı olsun Başkana.” derken, Niyazi Özdamarlar hocam şöyle yazmış:

Makam odası ve makam aracı geri kalmışlığın göstergesidir. Kurumların hizmet birimleri ve hizmet araçları olur gerisi hikaye.

Doğru mu anladım bilmiyorum. MUTTAŞ’ın satın aldığı A8 bir ‘hizmet aracı’dır ve hizmet birimlerinden biri olan Başkanlıkta da, Dış İlişkilerde de, Halkla İlişkilerde de kullanılabilir.

Bir tek şoförünün çocuğunu okuldan almasında kullanılmaz...

+

Ülkenin olduğu gibi Muğla’nın da çok önemli sorunları var.

İşte böyle makam otomobiliydi filan yapay gündemler yüzünden reel gündemi kaçırıyoruz veya ele almakta geç kalıyoruz. Dün biri de “27. Dönem Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan’ın ‘çakarlı otomobilini’ neden yazmıyorsun?” diye soruyor. Ben de “Onun çakarlı otomobili mi varmış?” diye sormakla yetindim...

Boş işler... Bir Allah kulu da çıkıp, “Egzozu susturucusuz motosikletler ne olacak?”, “Bagaj dolusu hoparlörlerle otomobilini gece diskoya çevirenlere kin dur diyecek?” demiyor.

Aklım almıyor!

+

SİZ ARKADAŞTINIZ AMA...

Menteşe Kent Konseyi Başkanı Başkanı Egemen Balaban konsey yürütme kurulundan istifa eden arkadaşları için “Alkol masasında ülkeyi kurtardıklarını sanıyorlar. Memlekete faydaları yok istifalarını olumlu karşıladık” demiş, hızını alamamış olmalı “Hedeflerinde Ahmet Aras ve Gonca Köksal var!” ifadesinde bulunmuş.

Şoke oldum...

Benim bildiğim bu güne kadar Menteşe Kent Konseyi’nden son yerel seçimlerde Türkiye İşçi Partisi’nden Menteşe Belediye Başkanı adayı gösterilen Nazmiye Kulaç ve kamuoyunun kendisini Muğla’daki çevre mücadelelerinden tanıdığı Aktivist Haluk Özsoy istifa etti.

Ben bu iki ismin “meyhane kuşu” olduklarını bilmiyordum! Yoksa “alkolik olduklarını” mı demeliydim. Bilemiyorum, çünkü ben bu isimlere Egemen Balaban kadar yakın değilim, Onun kadar tanımıyorum.

Menteşe Kent Konseyi’nde birlikte yola çıktıklarına göre Egemen Balaban tanıyor olmalıdır.

Bu iki ismin “alkol masasında ülkeyi kurtarıp kurtaramadıklarına” girmeyeceğim. Girersem, Egemen Balaban’a da “Siz ülkeyi nerede nasıl kurtarıyorsunuz, memlekete ne gibi faydanız var?” diye sormam gerekir, ama buna gerek yok. Bana yakışmaz... Ben o iki ismin de avukatı değilim, ama kendilerinin yanıtı ne olur onu da merak ederim.

Görüyorsunuz işte olmadık işlerle uğraşırken bu meselelerden haberimiz olmuyor, gündemi kaçırıyoruz...

+

Meğer genç meslektaşlarımızdan Ümmü Gülsüm Dural konuyu 16.10.2024 tarihli Yenigün Gazetesi’nde “Menteşe Kent konseyi Başkanı Egemen Balaban: Hedeflerinde Ahmet Aras ve Gonca Köksal var!” başlığı ile gündeme getirmiş.

Menteşe Kent Konseyi Başkanı Egemen Balaban demek ki açıklamasını refikimiz Yenigün Gazetesi’ne yapmış. Bize bir açıklaması olmadığı için haberimiz olmadı. Şimdi “Tercih meselesi” diyenler de olabilir, ama bana sorulursa “Demokrasi anlayışı meselesi” derim.

Evet, Menteşe Kent Konseyi Başkanı Egemen Balaban’ın demokrasi anlayışı bu kadarmış.

Tabii Menteşe Kent Konseyi yürütme kurulundan istifa eden Nazmiye Kulaç ve Haluk Özsoy’un memleketi nerede nasıl kurtardıkları veya kurtaramadıkları beni ilgilendirmiyor. Sokağı da ilgilendirmiyor olmalı... Mesela bazıları benim için “Oturduğu yerden yazıyor” derler hep gülerim. Allah ta onları güldürsün.

Ben asıl “Hedeflerinde Ahmet Aras ve Gonca Köksal var!” ifadesine takıldım...

+

“HEDEFLERİ AHMET ARAS VE GONCA KÖKSAL”

Şehirde ne yazık ki bazı güç odakları ya da güç odağı olmaya çalışanlar bazen bir araç olarak Kent Konseyini görebiliyor.” diyen Egemen Balaban bu doğru tespitinden sonra haberde şu ifadelerde bulunuyor:

Bazı arkadaşlarımız şehirde söz sahibi olmak istemişler. Bu arkadaşlarımız da kolay yolu seçip, CHP’nin Büyükşehir ve Menteşe aday adaylarından birine kanalize olarak, CHP’li olmamalarına rağmen taraf tutmuşlar. Fakat istedikleri aday adayları olmadı. Bu süreçten sonra aralarında birleşerek, başka örgütleri de kendilerine yoldaş yaparak şehirde pozisyon aldılar. Sürecin hiçbir yerine ben dahil değilim. Ahmet Aras ve Gonca Köksal’a karşı yapılmış bir operasyon. Kent Konseyi ile bir ilgisi yok. Seçimde elde edemedikleri hedeflerini Kent Konseyi üzerinden başkanları tehdit ederek, konsey üzerinden saldırmaya çalışıyorlar.

Hiçbir şey anlamadım.

Hele hele “Sürecin hiçbir yerine ben dahil değilim.” ifadesine çok şaşırdım... Egemen Balaban böyle demeye neden ihtiyaç duydu acaba?

Ben bir kere Nazmiye Kulaç’ın bu anlatılanlarla uzaktan yakından bir ilgisinin olduğunu sanmıyorum. Haluk Özsoy ise iki belediye başkanına neden saldırsın? Bence Egemen Balaban derdini anlatamamış. Acaba iki başkana “Sizi en iyi biz korur, biz savunuruz” demeye mi çalışıyor. Bilemedim. Açık olmalı...

Vallahi Muğla küçük yer, herkes herkesi bilir. Sayın Gonca Köksal, Sayın Ahmet Aras adaylaşmadan önce kimler kimlerle dans ediyordu, bilmeyen mi var?

Mesela Necati Demirel, “Gonca Köksal’ı ben adaylaştırdım” diyor, “Egemen Balaban ile beraber adaylaştırdık” demiyor.

Neyse... Bence Egemen Balaban iki başkana saldırıdan neyi kastettiğini ve bunun nasıl olacağını açıklığa kavuşturmalıdır... Varsayımlarla infaz olmaz...

+

SAVUNMAYI SAVUNMA DAVASI

İnfaz deyince aklıma geldi...

Bugün 23 Ekim 2024 Çarşamba... Bugün Bodrum 1.Ağır Ceza mahkemesinde Cumhuriyet Halk Partisi Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi (YDK) ve tanınmış çevre avukatlarından Remzi Kazmaz’ın sanık olarak “Savunmayı Savunma Davası” duruşması var.

Bugün Bodrum Adliyesi’nde saat 14.00 de yapılacak ikinci duruşmadan nasıl bir sonuç çıkacağı merakla bekleniyor. Remzi Kazmaz’ı savunmayı savunmasında destekliyoruz.

----------            -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Eğer bir nesil cehaletin mutluluk olduğunu sanarak yetişirse, bir sonraki nesil cehaletini bile fark edemeyecektir. --Ursula K. Le Guin