İnsan; akıl sahibi, bu özelliğiyle de diğer canlılardan ayrılan bir varlık. Akletme, insanın akla gelen ilk yetilerinden biri. Ki Kur’an-ı Kerim’de akla ve düşünmeye dair yüzlerce emir mevcut. Akletmenin ve düşünmenin meyvesi/sonucu ise bilgi.
İnsan için bilgi çok önemli. Çünkü insanın dünyasını ve ahiretini mamur edecek olan bu doğru bilgidir. Bir bilginin “doğruluk” sıfatı kazanabilmesi için sahip olması gereken özellikler ise mantıklı bir dayanağının olması, doğru (gerçeklikle örtüşmesi) olması, kanıtlanabilir olması, tutarlı ve çelişkisiz olması, doğruluğuna dair bir zihni tutum/inanç olması, genel kabul görmüş (evrensel) olması şeklinde sıralanabilir.
Bilginin düşmanı ise bireysel ve toplumsal boyuttaki tembellik. Yani insanın bilginin doğal sonucu olan sorumluluktan ve harekete geçmekten kaçmak için fizikî, zihnî ve ruhî olarak gelişimden vazgeçmesi... Konfor alanının geçici rahatlığını, bilginin sancılı sürecine tercih etmesi...
Günümüzün dijital araçları da tam bu noktada insanımızın imdadına yetişiyor. Bilgiye ulaşmak için vakit, enerji, para harcamak istemeyen insana sunulan hazır bilgi insanımızı iyice tembelliğe alıştırıyor. Sadece tembelliğe alıştırmakla kalmıyor, zehirliyor. Tıpkı 20 dakikasını ayırıp bir tarhana ya da mercimek çorbası yapmayı kendisi için vakit kaybı olarak gören insan gibi.
İşte acelesi olan, konforuna düşkün, yüzeysel olanla yetinmeyi tercih eden, yönlendirilen, manipüle edilen, ucuza mal etmek isteyen insanın imdadına “hazır bilgi” yetişiyor. Dijital araçlar vasıtasıyla insana hazır, yüzeysel ve zehirli bilgi pompalanıyor. Doğru bilgi değil, insanın duymak istediği bilgi servis ediliyor. Daha da ileri gidilerek insanların algıları, ihtiyaçları ve beklentileri yapay bilgi ile şekillendiriliyor.
Bilginin peşinden koşmak istemeyen insan da bu hazır bilgiyi tüketerek kendini avutuyor. Oysa hazır bilgiyle yetinmeye çalışmak, bilgi kirliliği içinde bocalamak demek. İçeriğindeki katkılar ve lezzet artırıcılar ile sağlığımızı tehdit eden hazır çorbaların zararını görmezden gelip zehirlenen insan, tembelliğin görece rahatlığı içinde bilgi kirliliğiyle zehirlendiğinin farkında değil.
İnsanın tembelliğini örtmek için başvurduğu yol ise bahanelere sığınmak. Bu bahaneler, tembelliğin geçici ve görece rahatlığına alıştıran sebeplerdir, insanın tembelliğine bulduğu isimdir.
Tembelliği kendine yakıştıramayan insan, bunu perdelemek için bahanelere sığınıyor. Bahanelerin arkasına gizlenerek seyrediyor hayatı. Bilgiye ulaşma konusunda aktif olmayı değil pasif kalmayı seçen insan, durduğu yere bir isim veriyor ki bu da bir bahane oluyor.
Oysa tembellik, bir vazgeçiştir. Özne olmaktan vazgeçip, nesne olmayı seçmektir. Aktif olmaktan vazgeçip, pasif/edilgen olmayı seçmektir. Kendi özünden vazgeçip, kendine yabancılaşmaktır. Özgür olmaktan vazgeçip, her durumda bir başkasına eklemlenmeyi seçmektir. Aklı kullanmaktan vazgeçip, kalbi yanlış yollara düşürmektir.
Zihinsel, ruhsal ve fiziksel tembellik ise insanı düşünmeden, sorgulamadan ve eleştirel düşünceden uzaklaştırıyor. İnsanın potansiyelini kullanmasını ve sorumluluk almasını engelliyor. Özetle, kişisel gelişimi engelliyor.
Bilgi; insanı harekete geçiren, geliştiren, olgunlaştıran, özgürleştiren, insana bilinç ve sorumluluk kazandıran güç... İnsanı düşünmeye, sorgulamaya, analiz yapmaya ve eylemde bulunmaya sevk eden güç…. Dolayısıyla da bilgi sahibi olmak, konfor alanı dışına çıkmak ve nesne değil özne olmayı seçmek demek.
Bu aktif halin zıddı ise konfor alanı içinde kalmaya zorlayan pasiflik. Yani tembellik... Tembellik; insanın, bilginin sonucu olan sorumluluktan ve harekete geçmekten kaçınıp gözünü hakikate kapatması demek. Edinilen bilgi yerine sunulan hazır bilgi ile yetinmeyi tercih etmek demek. Bu nedenle başvurulan bahaneler de insanın kendini aldatma ve tembelliğini gizleme çabasından başka bir şey değil.
Bunun içindir ki;
* Doğru bilgiye ulaşmak için zaman, enerji, emek, para harcamak istemeyen ve hazır/yüzeysel bilgi ile yetinen,
* Araştırma, eleştirel düşünme, sorgulama, analiz vb. yöntemlerle bilgiyi doğrulama ihtiyacı hissetmeyen,
* Sunulan bilgiyi kendi görüşleri ve doğruları ile destekleyen,
* Sorumluluk almak ve konfor alanından çıkmak istemeyen,
* Yanlışını düzeltmeye, eksiğini gidermeye, yeniden öğrenmeye ve değişime açık olmayan,
* Özetle bilgiye ulaşma isteğini kaybederek tembelleşen,
İnsan, aslında yaşamın gerçekliğinden uzaklaşmakta ve kendisini zihinsel, ruhsal ve fiziksel olarak pasife almış oluyor. Bu da insanın kendine ihanetinden başka bir şey değil. Tıpkı hazır çorbaları tüketerek sağlığına ihanet eden insanlar gibi…
19.03. 2025