MENTEŞE DEVLET HASTANESİ YAŞATILIYOR...

Op. Dr. Naki Bulut beni üç kere bıçakladı.. İtiraf gibi, böyle bir manşet haberi düşünebiliyor musunuz? Bu yazının başlığı da bu olacaktı, sevgili eşim İlnur “Yok artık daha neler...” diye karşı çıktı.

Güzel “insan” Naki Hocam bana gerçekten de 15 yılda üç kere bıçak vurdu! Öldürmedi... Her seferinde yaşama döndüm, yaşamım uzadı, konforlu hale geldi... Öldürmeyen Naki Hocam yaşatıyor...

Bir hafta kadar ortalıktan kayboldum.

Hamle “Yazarımız yıllık izne ayrılmıştır” diye duyurdu. Tabii insanlar yıllık izinlerini istedikleri gibi kullanırlar. Genelde tatile çıkılır. Kimi bağ bahçe işiyle, kimi inşaatla uğraşır.. Veya dinlenilir. Ben dinlendim, beynimi resetlemeye çalıştım. Bunu yaparken bir de kasık fıtığı ameliyatı oldum.

Memleket meseleleri, kifayetsiz politikacılar ve yöneticiler sonunda fıtık etti beni...!

Ancak ben kimseyi rahatsız etmek istemedim. Muayenemde koridorlarda öksüren insanlardan geçilmiyordu. Sanki bir influenza salgını var... Benim yüzümden hastalığa yakalanan olsun istemedim...

+

Neyse başarılı bir operasyon geçirdim.

Hem de “yıkıntılığın” içinde. Bir blokta yatışım yapıldı, başka blokta ameliyat olup, sonra iki blok arasında sedyede taşınarak yatışımın yapıldığı blokta odama alındım.

Allah göstermesin sanki bir savaşın, deprem yıkıntısının ortasındaydık. Ama Menteşe Devlet Hastanesi’nin yöneticilerinin çalışanların azmine ve yarattıkları “aile beraberliğine, dayanışmasına” da hayran kaldım.

Tabi ben bir bloktan bir bloğa taşınırken, o tufeyli ortamda bir yeni yetme tufeyli meslektaşın kamerasına yakalanmış olsaydık, manşetlere “skandal” başlıkları ile taşınabilirdik.

Oysa bu benim tercihimdi...

Eğitim Araştırma Hastanesi’ne gitmek istemedim. İnanın o butik hastanede bıçak Op. Dr. Naki Bulut’un elinde olduktan sonra hastanenin bahçesinde ameliyata da razı olabilirdim.

Bu vesileyle değerli insan Op. Dr. Naki Bulut ve başta Anestezi Doktoru Lale Oğur ile Anestezi Teknisyeni Melike Işık ve Mehmet Varol, Hemşire Nevil Çiçek ve Mustafa Kaya, personel Mehmet Karaman ve Uyandırma görevlisi Muazzez Koltan’dan oluşan ameliyathane ekibine minnet ve şükranlarımı sunarım. Ayrıca Hariciye Servisi Sorumlu Hemşiresi Zühra Toksoy başta Demet Kurt, Zeliş Soysal ve Kübra Yiğit Gökbel hemşirelere yakın ilgileri için teşekkür ederim...

+

UMARIM MUĞLALILARA ÇOK GÖRÜLMEZ

Deprem performansının yetersizliği nedeniyle Bakanlıkça yıkımına karar verilen Menteşe Devlet Hastanesi’nin Başhekimi Op. Dr. Şadi Ballı “nasıl olsa hastane yıkılacak, sonra da kapatılacak” diye oturup, kendini beklemeye almamış.

Bir “Muğlalı ruhu” ile hastaneyi açık tutmak, tabelasının indirilmemesi için elinden geleni yapmış, yapıyor.

Yıkımına karar verilen blokları tamamen boşaltmış. Sadece ‘ameliyathane’ ve ‘acil servis’ birimleri kalmış.

Onların dışında yataklı servisler “Korona günlerinde” aşı merkezi ve en son “Palyatif Bakım Merkezi” olarak kullanılan “çelik kontrüksiyon” yapım blokta toplanmış. Ben de orada yattım.

Palyatif hastaları ilçelere dağıtılmış...

Poliklinik de aynı “çelik kontrüksiyon” binada hizmet vermeye devam ediyor.

Taşınma işlemleri hala sürüyor. Eğitim Araştırma Hastanesi’ne taşınan Sintigrafi Merkezi’nden kalan bina yeniden düzenlenmiş, Acil Servisi buraya taşınacakmış.

Yıkım kararına kadar bir “butik hastanemiz” vardı, şimdi “Butiğin Butiği Hastanemiz” var...

+

Hastanede kaldığım sürede imkan buldukça personelle ilişki kurdum. Taşınma ve tadilat işlerinden bir tek şikayetçi olan görmedim. Şaşırdım... Bunun nedenini Başhekim Op. Dr. Ballı’ya sordum, şöyle yanıt verdi:

Bu işlemlere başlamadan, personeli topladım, yıkım dışı kalan binalarda hizmet vermeye devam edebileceğimizi ve bunun için neler yapmamız gerektiğini anlattım. Bunu yaparken isteyenin tayin isteyebileceğini, kimsenin kalmak zorunda olmadığını, tayin isteyenlere de yardımcın olabileceğimi ifade ettim. Hepsine canı gönülden teşekkür ediyorum, bir kişi dahi gitmek istemedi. Hep birlikte bir aile olarak yolumuza devam ediyoruz. Bu anlamda yardımlarını esirgemeyen Sayın Valimiz Dr. İdris Akbıyık’a ve İl Sağlık Müdürümüz Sayın Dr. Ali Burak Mülayim’e teşekkür ediyorum.

Bizde teşekkür ediyoruz...

+

Tabii Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı’ya yapılan çalışmalarla ilgili de sorularım oldu. Çünkü bir söylentiye göre, 500 bin TL gibi bir harcama yapılmıştı. Bu harcamayı nereden yaptıklarını sordum, gülerek “Demek o para kadarlık iş yapmışız. Değer bilenler varmış. Yemin edebilirim hiç para harcamadık. Her şey eş dost sayesinde yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Muğla’da yeteri kadar yüce gönüllü insan var.” dedi.

Gerçekten de Menteşe Devlet Hastanesi’nin yıkım kararına rağmen hizmet vermeye devam etmesinin önünde bir engel kalmamış gibi... Bir tek Ameliyathane meselesi var...

Op. Dr. Şadi Ballı ve ekibi koca hastaneyi yıkım dışı bırakılan iki bloka sığdırmayı başarmış, ama ameliyathane yıkılacak bloklardan birinde kalmış.

Ameliyathanenin bulunduğu o bölük ivedilikle güçlendirilebilir.

Eğer bu mümkün değilse, Menteşe Devlet Hastanesi’nin yenisi aynı yerde yapılıncaya (ki bu 2 yıl sürmez) kadar bir protokol yapılarak ameliyatlar Yatağan Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilebilir.

Zaten Yatağan Devlet Hastanesi de Eğitim Araştırma Hastanesi’ne bağlandı adeta bir “poliklinik” haline getirildi. Bari iki ameliyathanesi bir işe yaramaya devam etmiş olur...

Tabii sanki Muğla’da bölgemizdeki Devlet Hastanelerini ortadan kaldırmak için yürütülen bir lobi faaliyeti de var gibi de görünüyor... Umarım Muğla onların eline bırakılmaz...

+

İMAMOĞLU GÖZALTISINA PROTESTOYA GÖZALTILAR

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 106 kişi hakkında “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” suçları ile yine Ekrem İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında “PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek” iddiasıyla başlatılan soruşturmalar sürüyor.

Bu çerçevede Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması pek çok yerde olduğu gibi Muğla’da protesto edilmek istendi. Ancak bu “izinsiz gösteri ve yürüyüşe” dönüşünce istenmedik olaylar ve gözaltılar yaşandı.

Önceden duyurulduğu gibi, dün saat 14.00 de CHP Muğla İl Başkanlığı önünde İl Başkanı Av. Zekican Balcı tarafından basın açıklaması yapılacaktı, ama bu tatsız bir basın toplantısına dönüştü. Partililer ve vatandaşlardan oluşan grup, açıklamadan sonra Mehmet Ali Eren Parkı’ndan Muğla Adliyesi’ne yürümek isteyince olanlar oldu. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yanı sıra öteki belediye başkanları ve parti yöneticilerinin de bulunduğu gruba polis müdahale etti. Grup, yürümekte ısrar edince, polis gazlı müdahalede bulundu. Müdahale sırasında Başkan Aras ile birlikte İl Başkanı Zekican Balcı, Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ve Milas Belediye Başkanı Fevzi Topuz ile çok sayıda vatandaş gazdan etkilendi.

Olaylar sırasında gözaltına alınan ve aralarında CHP Muğla İl Gençlik Kolu Başkanı Nazım Şardoğan, İl Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Barut ve Avukat Deniz Ceylan’ın da bulunduğu 5 kişi akşam saatlerinde serbest bırakılırken, hakkında Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefetten soruşturma açılan Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü’nün ifadesi alındı.

+

Bu arada çıkan olaylardan sonra CHP Muğla İl Başkanlığından “CHP Muğla İl Örgütü” imzalı bir yazılı açıklama yapıldı. “Bu sabah millet iradesine yönelik olarak gerçekleştirilmeye çalışılan siyasal darbenin ardından, anayasal ve demokratik hakkımız olan gösteri, açıklama ve eylem hakkımızı kullanırken, Muğla 'nın orta yerinde kolluk kuvvetlerinin sert müdahalesiyle karşı karşıya kaldık.” denilen yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Müdahale sırasında İl Başkanımız Avukat Zekican Balcı, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras, ilçe belediye başkanlarımız, ilçe başkanlarımız, İl Yönetim Kurulu üyelerimiz, Gençlik ve Kadın kollarımız ve partili partisiz her bir vatandaşımız biber gazından etkilendiler, yaşanan arbedede 5 partilimiz gözaltına alındı. Milletin iradesine vurulan bu darbeye karşı durduğumuz gibi, halk ile polisimizi karşı karşıya getiren anlayışa karşı da aynı kararlılıkla durmaya devam edeceğiz. Muğla İl Örgütü olarak anayasa ve hukuk çerçevesinde tüm direnme hakkımızı kullanarak mücadelemizi sonuna dek sürdüreceğiz.

Tüm Muğla halkını, siyasi görüşü ne olursa olsun, anti-demokratik uygulamalara karşı yaşanabilir, demokratik ve evrensel hukuk ilkelerine bağlı bir Türkiye için el ele, omuz omuza kenetlenmeye davet ediyoruz. Demokrasinin en temel gereği olarak, kamuoyunu  bilgilendirmeye devam edeceğiz. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Bilginin en büyük düşmanı bilgisizlik değildir, bildiğini zannetmektir.--Stephen Hawking