Hayattave tabiatte yaşanılan ne güzel zamanlar ve anlar vardır!... O anlarıngüzelliğinin farkında olmazsak, bir tür "hayatı ıskalama" yaşarız. Ogüzellikler yanı başımızdadır ama hayat gailesi ve özellikle modern çağlarınhızı, o güzellikleri farketmemize ve içimize çeke çeke yaşamamıza fırsatvermez.

BehçetNecatigil 'inradyo oyunu olan " Yıldızlara Bakmak "metnini hatırlayın. Oradaki at arabacısını hatırlayın. Yıldızlara bakmak için,arabadan inip atıyla meşgul olduğu sahne hani. Atıyla meşgul olmak bahanedir;asıl amacı gökyüzündeki yıldızları seyretmektir.

Benzer diğer olayı da hatırlıyorsunuzmuhtemelen.

Hani Avrupalı bir seyyah grubu Perudağlarını geziyormuş. Günün bitmesine yakın bir saatte, Perulu rehber: "Şuradabiraz dinlenelim." demiş. Seyyah grup da, "Gün bitmek üzere. Niye duruyoruz?...Yola devam edelim." demiş. Rehber: "Çokhızlı gittik; ruhlarımız geride kaldı. Biraz duralım ve ruhlarımızbedenlerimize yetişsin." diye cevap vermiş.

Hayatı çok hızlı ve etrafımızı farketmeden yaşıyoruz dostlar!..

İşte bahar!... Maşallah bu sene Nisanyağmurları da iyi. Mayıs başında kurumaya başlayan otlarda, en ufak bir kurumaemaresi yok. Ağaçlar, çiçekler çiçekle donanmış vaziyette. Hıdırellezle berabermeyve bereketi başlıyor. Tabiat coştu yani.

Pekiii.

Tabiat coştu da biz ne yapıyoruz?

Tabiatin hiç farkında değiliz.Nâil'i'nin dediği gibi

Mestânenukûş-ı suver-i âleme baktık

Herbirini bir özge temâşa ile geçtik

Yani, "Dünyanın güzelliklerini seyredipher birini içimize çekerek yaşadık" diyor şair. 17. yüzyılda hayatın akışımodern zamanlardaki gibi hızlı olmadığı için, insanlar, dünyanıngüzelliklerinin farkındaydılar ve ondan zevk almasını da beceriyorlardı.Nâilî'nin zevk bilincinden günümüzde ne var?

Sabahleyin işe giderken kaç kişietrafındaki güzelliklerin farkında?

Mesai başlar başlamaz evraka yumulaninsanlar, iş yerinin bahçesindeki (Meselâ Vilayetin bahçesindeki veüniversitenin kampüsündeki) erguvanların çılgınlığının farkında mıdır?

Bugün yarın akasyalar coşacak. Sadeceçiçek güzelliği olan ve ondan başka hiçbir özelliği olmayan akasyalarınfarkında olacak mıyız?

Hiç yol üzerindeki Menteşe Park verBahçeler Müdürlüğü bahçesine yolunuzu düşürdünüz mü?

Orada belediyenin sağladığı imkânlasevgili Ebru Akın, çok güzel şeyler yapıyor. Çiçekler, ağaçlar, fidanlar.

Hiç gözünüze çarptı mı o güzelim bahçe?

Hele bugünlerde açan ve "Morsalkımkoridoru" oluşturulan kısma gidip morsalkım altında, kokusunu içinize çeke çekedolaştınız mı?

Bahçeyi fark etmediniz ve morsalkımaltında yürümediniz.

Seneye parkın yol kenarına dikilen 10kadar sakura (Japon kirazı) gelin gibi çiçeğe döner, gene fark edilmez. AkiraKurosawa'nın "Dreams" adlı filminin ilk bölümüne şeftali çiçekleriyle beraberbüyük bir görsel zenginlik katan sakura çiçekleri, Muğla'ya kadar, ayağımızagelmiştir ama henüz farkında değilizdir. Oysa Eskişehir'de belediye büyükparklara sakura dikmiş ve o güzelliği halkına yaşatıyor. Sakura güzelliğinikampüste de yaşatmak için eski rektöre teklifte bulunmuştum, hiç ciddiyealmamıştı. Oysa Türk-Japon ortaklığı ile kurulan hastaneye "Çam-SakuraHastanesi" denmişti. (Gerçi, "çam" yerine "erguvan" denseydi daha iyi olurduama bu tür konuları bilenlere soran yok maalesef.)

"Anı yaşamak" diye bir tabir vardır.Fransızcası "carpe diem". Bu "gerisini boş ver; yaşadığın ana bak" demek ama buhaliyle bile çok güzel bir ifade. Çünkü yaşadığı anın kıymetini bilmeyen insan,ne geçmişin ve ne de geleceğin kıymetini bilir. İslam düşüncesinde"ibnü'l-vakt/ibn-i vakt" diye bir kavram vardır; "vaktin çocuğu" demektir.Biraz "carpe deim"e benzer ama "carpe diem"in hedonist/haz-pereset yönü ağırbasarken ibn-i vakt, "anın kıymetini Hakk'ı zikretmek için bil" demektir.

İster hedonistçe olsun, ister Hakk'ızikretmek için olsun, yaşadığımız anın ve tabiatin kıymetini bilirsek, dahamutlu ve nitelikli bir hayat yaşamış oluruz.