Hayali Düşmanlar
Güney Koreli yazar ve kültür kuramcısı Byung Chul Han, “Ötekini Kovmak” isimli kitabında “İnsanın kendisi hakkında duyduğu kaygı, farkında olmadan düşmana karşı bir özlem uyandırır. Hayali düşman, ona hızla bir kimlik ve emniyet sağlar.” diyor. Daha önce de “Güzeli Kurtarmak” isimli harika bir kitabını okumuş ve sizlerle paylaşmıştım.
Yazar; acının, mahremiyetin ve mesafenin kaybını “öteki”nin kaybı üzerinden açıklarken farklı bilgi ve yorumlarla adeta okuyucuyu sarsıyor. Han, bu cümleleriyle günlük yaşamın önemli sorunlarından birinin altında yatan psikolojiyi net bir şekilde özetliyor.
Birilerine karşı hissedilen öfke, kin, nefret ya da düşmanlık hissinin kaynağında çoğu zaman kişinin kendi eksikliği, dolayısıyla da kaygısı yer alıyor. Bu eksikliği gidermenin ve kaygıdan kurtulmanın en kolay ve maliyetsiz yolu ise hayali bir düşman yaratmak olarak görülüyor. Kişi, bu hayali düşman sayesinde hem kendinde bir mücadele gücü buluyor hem de kendi varlığını daha güçlü bir şekilde hissediyor.
İnsana kendiyle mücadele etmek ya da kendi eksiğini tamamlamak, çoğu zaman hayali/yaratılan düşman ile savaşmaktan daha zor geliyor. Kendine dönük eleştirilerin canını acıtacağını bilen insanoğlu, başkalarına acımasızca ok fırlatırken hiç tereddüt etmiyor.
İnsan, işte böyle bir varlık…
***
Çevre Düşmanları
Doğaya verdiğimiz zarar malum. Okuyanı, okumayanı; köylüsü, şehirlisi; genci, yaşlısı; kadını, erkeği… İstisnasız herkes, bu suçu işliyor. Esnaf, izmariti dükkanının kapısından sokağa; vatandaş, çöpünü aracından yola fırlatıyor.
Toplumda doğayı-çevreyi koruma ve temizlik bilincinin oluşması için en az iki nesli eğitmek gerekiyor ki bu, onlarca yıl demek. 20-30 yıl demek…
Oysa bizim o kadar kredimiz yok. Dünyanın/doğanın da o kadar sabrı yok. Geriye tek bir yol kalıyor: Caydırıcı cezalar... Hem de can yakan türden para cezaları… Kısa vadede başka bir çözüm görünmüyor. Çünkü eğitimli dediğimiz insanlar da doğayı kirletiyor. Elindeki peçeteyi atmasa da içtiği sigaranın izmaritini yere atıyor.
Bolu Belediyesi, bu sorunu çözecek gibi görünüyor. Şehrin %85’ini kapsayan güvenlik kameraları sayesinde zabıtalar, çevreyi kirletenleri anında tespit edip ceza kesiyor. Fındıklı Belediyesi de resmi sosyal medya hesabında kirletilen parkın resimleri ile birlikte, “Bu görüntüye sebep olan ve kameradan tespit ettiğimiz vatandaşların fotoğraf sergisi yakında 100. Yıl Atatürk Parkı’nda…” şeklinde bir paylaşım yapmış.
Bence güzel bir yöntem. Bütün belediyeler, aynı cesareti gösterebilmeli. Çevreyi kirleten kim olursa olsun gözünün yaşına bakılmamalı. Romantik ve teorik söylemlerin kısa vadede bir faydası yok. Toplumun eğitimle bilinçlenmesini beklerken geri dönülmez kayıplar yaşamak kaçınılmaz.
***
Yenilgi/Başarı Döngüsü
İnsan, başarmak için defalarca yenilmek zorunda kalabilir. Her defasında başarısız olan ancak yılmadan, pes etmeden yine deneyen insan; elbet bir gün başaracaktır. Tarih, bunun örnekleriyle dolu. Bütün başarı hikâyelerinin başlangıcında ise hep bir yenilgi, iflas, batma hikâyesi var.
“Eğer siz (Uhud’da) bir yara aldıysanız bilin ki o topluluk da benzeri bir yara almıştı. O yenilgi günlerini biz insanlar arasında döndürüp duruyoruz ki Allah, gerçek müminleri ortaya çıkarsın ve uğrunda şehitleri olsun diye. Allah, zalimleri sevmez.” (Al-i İmran: 140)
Görünen o ki bu yenilgi/başarı döngüsü, yaratılışın bir hikmeti. Allah-u Teâla, yenilgi ve başarı döngüsünün gerçek inananları ortaya çıkarmak için var olduğunu söylüyor. Buna göre başarısızlık da başarı da aynı amaca yönelik iki durum: İyi ile kötüyü, isteyen ile istemeyeni, çaba gösteren ile göstermeyeni ortaya çıkarmak.
Bu gerçek; hayat devam ettiği sürece insanın/toplumun kaybetme/kazanma, yenilme/başarma arasında gidip geleceğini bize gösteriyor.
Bu gerçeği unutmamak, hayatın iniş çıkışlarına isyan etmemek gerekiyor. Sosyal medyada dolaşan deneyler de gösteriyor ki inişli-çıkışlı bir yolda ilerleyenler, düz yolda ilerleyenlerden daha çabuk hedefe ulaşıyor.
02.10. 2024