AHMET ARAS’TAN ÇİFTÇİYE SATIN ALMA SÖZÜ
Yatağan’ın Deştin Mahallesi’nde yapılan Uluslararası Deştin Kültür ve Doğal Yaşam Festivali’nde konuşan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, çevre mücadelesini fiilen yürütenlerle ilgili “üç beş çevreci, üç beş aktivist” denilmesine tepki gösterirken, “Bu insanlar hayatlarını ortaya koymuşlar, hepsini tanıyorum, bugün aramızdalar. Bizim PM Üyemiz, hatta YDK Üyemiz Remzi Kazmaz dahil olmak üzere Haluk Özsoy kardeşimiz veya onun gibi daha nice çevreci dostlarımız, Akbelen’de mücadele eden kardeşlerimiz, avukatlarımız, hepsi mahkeme kapılarında şu anda.” diyerek “Onlara sahip çıkmayacak mıyız?” diye soruyor.
Fransa’da yapılan “İklim Değişikliği” zirvesine katılan Ahmet Aras, Fransa’dan ayağının tozu ile geldiği Deştin’de Muğla’daki çevre mücadeleleri ile ilgili “Biz öne geçmeye hazırız. Kendimizi feda etmeye hazırız. Bu konuda hiçbir tereddütümüz yoktur. Ama herkesin bu mücadeleye sahip çıkması gerekir.” diyor.
Alışık olmadığımız bir ‘şehremini’ profili çizerek köylülere, çiftçilere topraklarını satmamaları için çağrıda bulunan Başkan Aras, kim tarlasına ne ekmek, ne dikmek isterse, tarlayı sürme dahil tohumuna, gübresine, suyuna, kadar yanlarında olacaklarını belirterek, “Yeter ki siz üretin. Ürettiğinizi satamazsanız onu da almaya burada söz veriyorum.” ifadesinde bulunuyor...
+
MUSA GÖKBEL ALKIŞLARDI
Ahmet Aras, Deştin konuşması ile tabir caizse dinleyenleri ağzı açık bıraktı. Sözleri sık sık alkışlarla ve sloganlarla kesildi. Orada olmayı çok isterdim. Videodan izledim. İzlerken rahmetli Musa Gökbel’in sözlerini anımsadım. 2014 yerel seçimlerinin adaylaşma süreciydi. “Bir belediye başkanının alnında ‘kavga’ yazacak.” derken, “Muğla doğal ve tarihi çevresiyle, kültür varlıklarıyla tehdit altında. Yeri geldiğinde Cumhuriyet Meydanı’nda valiliğin önünde çırılçıplak soyunup Türkiye’yi ayağa kaldırırım” diye devam ederdi...
Ahmet Aras’tan bunu yapmasını isteyecek değiliz, ama Musa Gökbel’in çıktığı Bodrum’dan bir de Ahmet Aras çıkıp geldi... En az Musa Gökbel kadar bu toprakların çocuğu, en az Onun kadar Kemalist, anti emperyalist ve vatansever... En az Onun kadar ‘kavgacı’ olduğunu görüyoruz...
Abartmadan söylüyorum, videoyu izlerken çok şaşırdım. Hafta sonunda iki gün süren ve bir ilk olduğu söylenen “uluslararası çevre festivaline”, festivalin konukları Uluslararası Orman Savunucuları Ağı’ndan Elizabeth Victoria Hudson’a, Brezilya’dan gelen Amazonlar Guajajara Yerel Halk Temsilcisi Regilanne Pereira Guajajara’ya, Topraksız Köylüler Hareketi’nden (MST) Jane Andreia Cabral E Silva’ya rağmen damgasını vurduğunu söyleyebilirim...
Musa Gökbel yaşıyor ve geçen Cumartesi günü Deştin’de olmuş olsaydı Ahmet Aras’ı ayakta alkışlardı...
+
GELMEYENLER OLMUŞ
Son raundunda Yatağan’ın Deştin köylülerinin bayraklaştığı 30 yıllık çimento üretimi karşıtı direnişin hukuk mücadelesi sonucu önce ÇED Olumlu Raporu iptali, sonra Menteşe Belediyesi eski Başkanı Bahattin Gümüş’ün kimselere sormadan verdiği yapı ruhsatının iptali ve Muğla Çimento’nun Deştin’de kurmakta olduğu çimento fabrikası inşaatının Menteşe Zabıtası tarafından mühürlenmesi hafta sonunda iki gün süren Uluslararası Deştin Kültür ve Doğal Yaşam Festivali ile kutlandı.
Festival afişinde “katkılarıyla” adı geçen belediye başkanlarından Fevzi Topuz ve Gonca Köksal’ın kutlamanın yapıldığı festivale neden katılmadıklarını sonraya bırakarak bugün Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’in hemşehrisi, Akdeniz fatihi Turgut Reis ile Türkmen beyi Menteşe Bey’in mirasçısı, Muğlevi Şahidi hazretlerinin gönüldaşı Ahmet Aras’ı dinleyelim...
+
“SORUNLARA DOĞA KAYNAKLI ÇÖZÜMLER...”
Deştinliler ve Akbelenliler ile yaşam savunucusu katılımcılara seslenirken, ilgililerine net ve bir o kadar da sert mesajlar gönderen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, söze “Ben bugün ayağımın tozuyla İklim Zirvesi’nden geldim, ne kadar anlamlı değil mi?” diye başlayıp, “Ta Fransa'nın Nis kentinde düzenlenen İklim Zirvesine katılıyoruz, dünyadaki tahribatı, iklim değişikliğinin getirdiği olumsuzlukları konuşuyoruz, bunların çözümlerini arıyoruz, bir taraftan da maalesef asıl bu işe çözüm bulması gereken mevcut iktidarın verdiği çimento fabrikası iznini iptal ettirmek için uğraşıyoruz.” dedikten sonra “Yahu böyle bir ironi olabilir mi? Çelişki olabilir mi?” sorularını sorup şöyle devam ediyor:
“Artık insanlar dünyada mevcut sorunlara doğa kaynaklı çözümler arıyorlar. Acaba doğal enerjiyi nasıl çoğaltabiliriz? Su kaynaklarımızı, kuraklıkla yok olan su kaynaklarımızı nasıl tekrar kullanabiliriz? Denizlerin kirlenmesini nasıl engelleyebiliriz? Orman yangınlarını nasıl önleyebiliriz? Yani oralara gidip dünyanın tahribini, yok olmasını nasıl geciktirebiliriz diye çalışıyoruz, ama maalesef burada da kendi elimizle bir tahribatı tetikliyoruz. Yani bu çelişkiyi sizlerle paylaşmak istedim.”
+
“DEŞTİN’E ÇİMENTO FABRİKASI YAKIŞMAZ”
Videoda Başkan Aras, Deştin’e ve Muğla’ya Çimento Fabrikasının, Termik Santrallerin yakışmadığını savunurken de “Deştin'e bugünkü gibi güler yüzlü insanlar, tarımda üreten çiftçiler, mısır, incir, zeytin, ceviz yakışır. Çimento fabrikası yakışmaz.” diyerek şu ifadelerde bulunuyor:
“Bugün maalesef iktidarın yok edici politikaları sonucu Muğlamızın zaten yüzde 70 ine yakın kısmına maden, taş ocağı ruhsatı verilmiş durumda. Hatta ve hatta milyonlarca yılda oluşmuş Latmos Dağlarını, Bafa'yı, Beşparmak Dağlarını düşünün oradaki kayaçlara, doğal güzelliklere de maalesef bugün kepçeler taş ocağı yapmak için girmiş durumdalar. Artık bu kadar da değil, yani bir durun, artık bir durun...
Bu izinleri verenlerin bence vicdanları ile bir problemleri var. Çocuklarının geleceğiyle, ülkesinin geleceğiyle, vatanıyla, toprağıyla, bayrağıyla bir sorunu var. Böyle anlaşılıyor. Ama az kaldı, sizlerin desteğiyle ilk erken ya da zamanında seçimle bu iktidarı biz buradan göndereceğiz. Başka şansımız yok. Çünkü tahribat sadece doğada değil, kültürümüzde var tahribat, eğitimimizde var. Yargımızda var, ekonomimizde zaten hep beraber hissettiğimiz çok büyük tahribat var. Bunlar kaldıkça daha nice Deştinleri hep birlikte yaşayacağız, nice Akbelenleri hep birlikte gözyaşları ile izleyeceğiz.”
+
ÇEVRE MÜCADELESİNİN MUHATABI YATIRIMCILAR DEĞİL, RUHSAT VERENLER...
Konuşmasında “Aslına bakarsanız bugün burada yaptığımız, buraya veya Akbelen'e para yatırıp doğamızdan, tarımımızdan, insanımızdan, onların sırtından zenginleşmeye çalışanlarla değil, direk bunlara izin veren iktidarla mücadele ediyoruz. Bunun farkında olmak lazım. Çünkü peynir ekmek gibi ruhsatları dağıtıyorlar.” diyerek ‘çevre mücadelesinin’ hedefine iktidarı koyan Başkan Aras şöyle devam ediyor:
“Nereye ne etkisi var, insan varlığına, kültüre, tarihe bir tehdit midir, yok edici bir şey midir umurlarında değil. Oradan imzalıyorlar, komisyonlarını alıyorlar ceplerine koyuyorlar, buradaki benim Deştinlim, Akbelenlim ne çekiyor bilmiyorlar. Umurlarında da değil. Biz burada binlerce yıldır tarımla uğraşıyoruz, denizcilikle uğraşıyoruz. Atalarımız bize bu mirası bıraktı. Bu güzel topraklar, doğa bize atalarımızdan mirastır. Ancak bizi bu topraklardan uzaklaştırmaya uğraşıyorlar. Bizi tüketici hale getirmeye uğraşıyorlar. Yani biz buradan büyük şehirlere gidelim, oralarda sendikasız çalışan işçi, köle durumuna gelelim istiyorlar...”
Başkan Aras videodakikonuşmasında Fatih Altaylı’nın rüzgar enerjisi lisanslarının tahsisleri ile ilgili iddialarına da yer vererek şöyle anlatıyor:
“Fatih Altaylı'yı takip ediyorsanız, birkaç gündür diyor ki, bir gece saat 12 civarında kararname ile rüzgar enerjisi lisansı yayınlandı. Sonra ertesi gün rüzgar enerjisi yatırımı yapmak isteyenler başvuruda bulununca demişler ki rüzgar enerjisi lisansları bitti. 30 bin megavat. Nasıl biter lisans? Çünkü gece yarısı açıklıyorlar, kendi yandaşlarına bu lisansları veriyorlar. Sonrada düzgün yatırımcı lisans arıyor. Birileri telefon ediyor bunlara, diyorlar ki, sana rüzgar enerjisi lisansı lazımmış, bir megavatı 299 bin dolar.. Bak bak .. 30 bin megavatı hesapladığınızda tam 6 milyar dolar yapıyor arkadaşlar. Bugün Türkiye'nin IMF veya Dünya Bankası kapılarında, Katarda Dubai de aradığı para bu. Bu parayı arıyorlar bunlar, ama bir gecede 6 milyar doları yandaşlarına peşkeş çekiyorlar. Bunu yapanların bizim Akbelenimizi, Deştinimizi, kıyımızı, denizimizi, ormanımızı düşüneceğinden burnunun direğinin sızlayacağından şüphe etmez misiniz? Bunlardan bir an evvel kurtulmamız lazım.”
+
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Türkiye’nin çevre sorunlarının çözümünün ve talana, tahribata karşı yürütülen mücadelelerin “üç beş çevreci, üç beş aktivist” diye nitelendirilen ve küçümsenen yaşam savunucularının mücadeleleri ile sınırlı kalamayacağına dikkat çekerken de “O yüzden bütün Türkiye’nin, bütün inisiyatiflerin, bütün aktivistlerin, halkımızın ama çoğunlukla da köylümüzün ayağa kalkması lazım.” diyerek çağrılarda bulundu.
Yarın devam edelim...
----------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Neşe ve keder insanın gözbebeğindedir. Nasıl bakarsan öyle görürsün.--Miguel de Cervantes