Eskiden kaybetmekten korkardım. Sahip olduğum bir şeyi kaybedersem her şeyimi kaybetmiş, kendimi bir boşluğa düşmüş gibi hissederdim. Yalnız kalmaktan korkardım. Korkardım elimde olanı zayi etmekten.
İtina ile saklardım her şeyi. Kitaplarıma ismimi yazardım, hatta kaşe yaptırmıştım kendi adıma. Okuduğum güzel yazıları kesip dosyalardım. Dergiler biriktirirdim. Okuduğum, duyduğum güzel cümleleri ajandama yazardım. Bilgisayarımda "avadanlık" adıyla açtığım dosyaya notlar alırdım. Eski para koleksiyonum bile var, öğrencilik yıllarımdan kalma.
İnsanlarla iyi olmak, iyi geçinmek için çabalardım. Hoşça vakit geçirmek için organizasyonlar yapar, insanların bir araya gelmesini önemserdim. Komşuluk ve arkadaşlık ilişkilerini canlı tutmaya çalışır; bana bir gelene iki gider, beni bir arayanı iki arardım.
Doğrusunun bu olduğuna inanıyorum. Muaşeretin, uyumun, uzlaşmanın ve insan olmanın gereğinin bu olduğunu biliyorum. Ancak insan zamanla yoruluyor. Belki de insanlar birbirini yoruyor.
Artık aldığım kitaplara ismimi yazmıyorum, kaşeyi kullanmayı da bıraktım. Okuduğum güzel yazıları kesip dosyalamıyorum. Kalem koleksiyonu yapmayı bıraktım, eski para koleksiyonumu oğluma verdim. Ajandalara ya da bilgisayarda oluşturduğum dosyalara notlar almıyorum.
Artık iki kez aradığım halde geri dönmeyeni aramıyorum, ziyaret ettiğim halde iadeyi ziyarette bulunmayana bir daha gitmiyorum. Aradığım ya da gittiğim halde dönüş yapmayıp canı istediğinde geri dönenleri önemsemiyorum.
Artık ne bir eşyanın ne bir insanın ne bir kitabın kaybını büyütecek zamanlarda değilim. Özgür bıraktım kendimi. "Bağlanmayacaksın!" diyorum kendime. Varlığımın kimseye bağlı olmadığını fark ettiğim yaşlardayım.
Okumayı, yazmayı, paylaşmayı önemsiyorum. İnsanlar ile hoşça vakit geçirmeyi önemsiyorum. Arkadaşlığı, dostluğu, komşuluğu ve mesai arkadaşlığının ötesinde uyum ve uzlaşma içinde çalışmayı çok önemsiyorum. Bunlardan asla vazgeçmiş değilim ama artık bir ilişkide hep çabalayan, zorlayan taraf olmak istemiyorum. Tek başıma mücadele etmek istemiyorum.
Kendimi kimseye kanıtlamak zorunda da değilim. Kimsenin benimle olması ve bende kalması için mücadele etmek istemiyorum. İsteyen benimle kalır, isteyen çeker gider.
Hiçbir beklenti, çıkar ve hesap olmaksızın arkadaşlık, dostluk, komşuluk yapmak isteyen kalır. Samimi duygular ile gelen bu hanede her zaman kendisine bir minder bulur. Hayatımda olmak isteyen bir şekilde yolunu bulur. Arkadaşlığın, dostluğun sofrasında kendisine yer bulur.
Artık biliyorum ki bu hayatta insanı en çok mutlu eden şey üretmek ve paylaşmak. Bu ikisini yapabilen insan da muhatabından değer görüyor. Değer gördükçe, sevildikçe, sayıldıkça da daha çok mutlu oluyor, daha çok üretiyor, daha çok paylaşıyor.
Bütün gayretine rağmen, paylaşımcılığına rağmen karşılık göremeyen insan ise mutsuz oluyor. Paylaşımcı olmasına ve çaba göstermesine rağmen sonuç alamayan insan yıpranıyor. İnsanız ne de olsa. Bunun için insan, çabasının ötesine geçerek kendisini yıpratmamalı. İnsan ilişkileri söz konusu olduğunda elinden geleni ve üzerine düşeni yaptıktan sonra kenara çekilebilmeli.
Bu duygu ve düşüncelerle kendime diyorum ki. .
Bütün gayretine rağmen sende kalmasını sağlayamadığın insanları kayıp görme! Zaten o senin değildir. Sadece senin gayretin ile sende duran senin değildir. İlk fırsatta seni terk eden senin değildir. Koşullar değişince konumunu da değiştiren zaten senin değildir.
Alışma! Ne bir insana, ne bir eşyaya, ne bir keyfe, ne bir şehre, ne bir evcil hayvana, ne bir övgüye, ne bir koltuğa. Çünkü "benim" dediğin şeyler, bir süre sonra senin olmaktan çıkacak. Dahası "senin olduğunu zannettiğin şeyler" olacak. Gün gelip elden kayıp gidince yıkılmamak, boşluğa düşmemek, hayal kırıklığı yaşamamak, tükenmemek için fâni olana alışma! "Onsuz yapamam!", "Başka yerde yaşayamam!", "Asla ." deme!
Çabalayan hep sen olma! Zorlama! Muhatabının "canı istediğinde" ya da "işi düştüğünde" aradığı kişi olma! Önemse, ilgilen, değer ver, ara, sor, git ama karşılık gördüğün kadar. Herkese yetmeye çalışırken kendini yalnız bırakma! İşin, arkadaşlığın, dostluğun hakkını ver ama kendine haksızlık etme!
Hak edene dost, hak etmeyene yabancı ol!
Ve dahası kapıyı her daim "yeni"ye açık tut!