İnsan ilişkilerinin süsü nezakettir.
Nezaket, en genel tanımıyla; insanlarınbirbirlerine incelikli ve ölçülü davranmaları, ilişkilerinde muhataba özengöstermeleridir. Nezaket; ince düşünmek, kibar davranmaktır. Davranışkurallarının (görgü ve protokol kuralları) ötesinde, davranışlarımızı veilişkilerimizi güzelleştiren süslerdir.
Nezaket; edep, terbiye, zarafet,estetik, incelik, hoşgörü, yumuşak huyluluk, güler yüz, tatlı dil, hoşgörü gibierdem ve özelliklerin bileşkesidir. Bu erdemlerin yokluğu yani nezaketin zıttıise kabalık, saygısızlık ve incelikten uzak davranıştır.
Nezaket; samimi ve içten gelen birduygunun tezahürüdür. Bu yönüyle hasbî bir davranıştır. Hasbîlik ise dünyevîbir karşılık beklemeden, her türlü şahsî çıkar ve menfaatten uzak olarak güzeldavranışlarda bulunmaktır.
Nezaket; sağır olanın bile duyduğu birdil, âmâ olanın bile gördüğü bir ışıktır. Mutlaka duyulur, hissedilir, görülür.Bu nedenle yapmacık olan hiçbir şey nezaketle bir arada bulunamaz. Nezaketinmayasında samimiyet, içtenlik, dürüstlük, özen, ihtimam, rikkat vardır.
Nezaket; rıfk yani yumuşak huyluluktur.Nezaket, incitmemektir; insana ve ilişkilere ihtimam göstermektir. Kötü niyetliolmayan hataları ve görgüsüzlükleri hoşgörüyle karşılayabilmektir.
Kısacası nezaket, iletişimin etkileşimedönüşmesi için âdeta davranışlarımızın arka planında çalışan bir programdır.Davranışlarımıza şekil veren özellik, tutum, erdem ve meziyettir.
Nezaketin göstergelerinden biri demahremiyete saygıdır. Yani insanın özeline saygı duymak...
Mahremiyete saygı ile kastedilen; başkalarınınözeline, özel alanına, özel yaşamına ve gizli kalması istediği şeylere saygıduyulmasıdır. Bu saygıyı da iki şekilde ifade edebiliriz:
1. Başkalarının beden ve meskenmahremiyetine saygı duymak...
2. Başkalarına ait özel bilgileri(kişisel verileri) paylaşmamak ve insanların özel durumlarıyla ilgilenmemek...
İşte tam da bu noktada karşımıza önemlibir iletişim sorunu, nezaketsizlik çıkıyor: Haddi aşan sorular...
Mahremiyete saygının bir gereği olarakkişilerin özeline dair sorular sormamak; her soruyu, yerli yersiz herkesesormamak gerekir. Çünkü nezaket; mahremiyete saygı duymayı, kişilerin özelinedair sorular sormamayı gerektirir.
"Evli mi, bekar mısınız?", "Kiminleevlisiniz?"
"Ne zaman çocuk yapacaksınız?", "Nedençocuk yapmadınız?", "Neden bir çocukta kaldınız?"
"Neden boşandınız?"
"Eviniz kira mı, yoksa kendinizin mi?","Bu vakte kadar neden ev almadınız?"
"Sen daha atanamadın mı?", "Hâlâ işbulamadın mı?"
"Ne kadar maaş alıyorsunuz?", "Ortağınlaaran nasıl, anlaşabiliyor musun?"
"Sen kilo mu aldın?", "Hâlâ rejimebaşlamadın mı?"
"Hangi partiye oyverdiniz/vereceksiniz?"
Haddi aşan, mahremiyeti zedeleyen birbaşka soru alanı da kişinin inancı ve dinî yaşamıdır. Allah ile kul arasındakiilişkiye dair sorular da haddi aşan sorulardır.
"Neden namaz kılmıyorsunuz?", "Nedenbaşınızı örtüyorsunuz?" ya da "Neden başınızı açtınız?" gibi sorular.
Bu noktada Fatih Sultan Mehmet'in önemliuyarısını hatırlamakta fayda var: " İnsanlara dinin nedir, namaz kılıyormusun, oruç tutuyor musun Allah'ın soracağı sorular sormayın. İnsanlara açmısın, bir şeye ihtiyacın var mı, bir sorunun mu var gibi kulun kula soracağısorular sorun! "
Konu nezaket olunca bir hatırlatma ilebitirelim. Osmanlı'da insanlara "Evli misiniz?" diye sorulmazmış. Dahanezaketli bir şekilde, "Hanende saadeti buldun mu?" denirmiş.
"Bekarım." denmez, "Hanem virane..."denirmiş.
Haddi aşmamak dileğiyle...
26.04.2023