Bugün 1 Mayıs...

Kimi kırlara çıkacak, kimi meydanlara...

Kimi mezar ziyaretlerinde olacak.

Muğla’da meydan mı var, uzun zamandır kutlamalar Sosyal Donatı Alanı’nda yapılıyor.

Eskiden en önde Yatağan’ın termik ve maden işçileri Kışla Park’tan yürüyüşe geçilir, yüzlerce metre uzunluğundaki kortej davul-zurna sloganlar eşliğinde şehrin caddelerinden geçerek eski garaj alanına ulaşılırdı.

Muğla’da eskiden “işçi sınıfı” vardı...

Bugün Muğla’da sigortalı sayısı o yıllara göre kat kat fazla artmış olsa da “işçi sınıfı” varlığı tartışılır... Ki dünün anlı şanlı DİSK’i de öyle... O yıllar TÜRKİŞ’in Muğla’daki şubeleri, bugünkü DİSK’in çok çok ilerisindeydi...

“Muğla işçi sınıfının” seçilmişlerinden Cumhuriyet Halk Partisi 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin 29 Nisan Salı günü “#1mayıs1977katliamınıunutma” diye noktalanan bir paylaşımda bulundu.

Öteki seçilmişlerimiz de kutlamalarını, belki anmalarını bugün yaparlar...

+

Evet bugün 1 Mayıs İşçinin, Emekçinin Bayramı...

1 Mayıs, 1 Mayıs, İşçinin, Emekçinin Bayramı... 

Bugün, "günlerin getirdiğini" anlatamaya gerek var mı bilmiyorum... 

 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve her türlü haksızlıklarla mücadele günüdür.

Bugün aynı zamanda “Kanlı 1 Mayıs”... Hani o birçoğumuzun unuttuğu...

1 Mayıs 1977 günü İşçi Bayramı'nı kutlamak üzere Anadolu’nun her yanından İstanbul'a gelenler ile birlikte yüz binlerce kişi Türkiye İşçi Sınıfının mabedi Taksim Meydanı'ndaki kutlamalara katıldı.

Sonuç; 34 Ölü, 130 yaralı, 470 göz altı... Tertip komitesi, bazı sendika ve sol gruplardan 98 kişi hakkındaki yargılamalar ise 14 yıl boyunca sürdü.

Açılan ateş sonucu 5 kişinin vurularak, 1 kişinin panzer altında kalarak, gerisinin çıkan panikte kaçanların ezilerek can verdiği kanlı 1 Mayıs’ın sanığı sanıkları yoktu. Hiç olmadı...

Türkiye İşçi Sınıfının mabedi Taksim 2012 yılından beri her türlü toplanma ve gösteriye kapalı... Bugün de kapalı...

+

İlk kez 1856'da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesinden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler.

1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Chicago'da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil'de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü.

O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahlara kapalıydı...

İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu' şeklinde yorumlanmıştı. Bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayı'na yol açtı. Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 14 Temmuz-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada “Birlik, mücadele ve dayanışma günü” olarak kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi...

+

Zamanla 8 saatlik iş günü birçok ülkede resmen kabul edildi. 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kazandı. Günümüzde sosyalist ülkelerde (Çin, Kuzey Kore, Vietnam, Laos, Küba, Venezuela, Nepal, Bolivya) ve daha birçok ülkede tatil günü olan 1 Mayıs'ı işçiler büyük kitle gösterileriyle kutlar; bazı ülkelerde 1 Mayıs siyasal bir eylem biçimini de almaktadır.

Bizde de 2009’dan beri resmen tatil...

Ama bugün herkes meydanlarda değil... Bayram kırlarda, sahillerde...

Ekonomik durumuna göre Muğlalılar çoktan sabahtan Akyaka’da, Akbük’te, Kızıldağ’da, hiç olmadı Kışla’da ne kadar yer kaldıysa oralarda buldukları yere yayıldılar... Anason kokusu her yeri kaplamış olmalı. Her ilçemizin de bir Kışlası, Akbükü vardır...

+

Kanlı 1 Mayıs veya 1 Mayıs Katliamı...

1 Mayıs 1977'de Uluslararası İşçi Bayramı kutlamaları sırasında, İstanbul'daki Taksim Meydanı'nda sol görüşlü göstericilere yönelik gerçekleştirilen ve halen “faili meçhul”  bir saldırıdır.

Değişik kaynaklara göre, ölü sayısı 34 ile 42 arasında değişirken, yaralı sayısı 126 ile 220 arasında değişmektedir.

Güvenlik güçleri tarafından 500'den fazla göstericinin gözaltına alındığı ve bunlardan 98'i hakkında dava açıldığı bilinmektedir. Fail ve failler, tetikçiler ve azmettiriciler ise hala bilinmemektedir.

Olay sonrası 470 kişi göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamayarak serbest bırakıldılar.

Faillerden hiçbiri yakalanmadı, ancak kısa sürede şüpheler Kontrgerilla ve bağlantılı sağcı gruplar üzerinde yoğunlaştı.

Katliam, 12 Eylül 1980 Faşist Askeri Darbesi’ne giden yolun en önemli kilometre taşı, 1970'li yılların sonlarında Türkiye'de yaşanan siyasi şiddet dalgasının bir parçasıydı...

+

Ülkemizde Osmanlı döneminde bile kutlanırken uzun yıllar kutlanamayan 1 Mayıs, Cumhuriyet döneminde yükselişe geçen işçi hareketi tarafından ilk kez 1976 yılında Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) öncülüğünde yüz bini aşkın kişinin katılımı ile Taksim Meydanı'nda kutlandı.

DİSK 1977 yılına gelindiğinde ise daha kitlesel bir kutlamaya hazırlanır. Tertip Komitesi ile İstanbul Valiliği ve Emniyeti arasındaki görüşmeler sonucu iç güvenliği DİSK'in, dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı dış güvenliği ise emniyet güçlerinin sağlaması konusunda anlaşırlar. Ulaşım kolaylığı ve merkezî konumu nedeniyle kutlama yerinin Taksim Meydanı olması konusunda da anlaşma sağlanır.

Bu arada VİKİPEDİ (Özgür Ansiklopedi) ya göre bu süreçte, DİSK'in politikalarına karşı çıkan bazı Maoist gruplar da DİSK'in bu 1 Mayıs kutlamalarına katılmak istediklerini belirtmişlerdir. DİSK ise, kendi disiplinlerini bozacağını ve olay çıkaracağını düşündüğü bu grupların kutlamaya katılmalarını istememiştir. Ancak söz konusu gruplar zorla da olsa Taksim’e gireceklerini ilan ederler. Bu koşullarda, 1 Mayıs öncesi dönemin gazetelerinin bazılarında 1 Mayıs'ta olayların çıkacağı, insanların ölebileceği yönünde köşe yazıları yayımlar.

Öyle de olur...

O gün dönemin DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler konuşmasının sonuna geldiğinde Saraçhane tarafından Taksim Meydanı'na doğru yürüyüşün sonunda Sular İdaresi arkasına kadar gelen Maocu gruplar, kordon oluşturmuş DİSK güvenlik görevlileriyle çatışmaya girerek ateş açmaya başlarlar... Bunun ardından tüm Taksim Meydanı'nı saran silah sesleri duyulmaya başlar...

Sonuç malum...

+

Muğla’da işçi sınıfı önderlerinden CHP’nin 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin ise 29 Nisan Salı günü yaptığı paylaşımda şu ifadelerde bulunuyordu:

İşçi sınıfının tarihindeki en büyük katliamlardan biri olan 1 Mayıs 1977, Faşist Diktatörlüğün kirli tarihinin de bir parçasıdır.Yarım yüzyıllık uzun bir aradan sonra Türkiye’de ikinci kez kutlanan 1 Mayıs’ta 8’i kadın tam 34 kişinin kanı Taksim Alanı’nı kızıla boyamıştı. Amaç, her zamanki gibi aynıydı: yükselen kitle hareketini boğmak, devrimci gelişmeyi önlemek.

İşçi sınıfı, şehitlerini unutmadı ve sonsuza dek unutmayacak...

Taksim, işçilerin tarihidir, belleğidir.Emek mücadelesinde ve Taksim Meydanında yitirdiğimiz sınıf kardeşlerimizi saygıyla anıyorum

Onlar yüreğimizde ve bilinçlerimizde karanfil gibi açtılar.

##1mayıs1977katliamınıunutma

Bence o “karanfili” doğduğu gün, doğduğu meydanda soldu...

Deniz Gezmiş'in isteği üzerine Erdal Öz tarafından yazılan ve 1986 yılında yayınlanan, Denizlerin eylemlerini ve cezaevi günlerini konu eden yapıtı hatırlayanlar olacaktır. Adını Turgut Uyar'ın dizelerinden almıştır; “Gülünün Solduğu Akşam”... Belki de o karanfil “Gülünün solduğu akşam”da doğmuştu da bizler göremedik...

Ruhları şad olsun... Emeğin bayramı kutlu olsun...

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Ne adaletsiz bir dünya: kimi günahları ile yükseliyor, kimi iyilikleri ile kaybediyor. --Shakespeare