Geçen hafta Diyarbakır’a oradan da Bitlis’e seyahat ettim. Diyarbakır’a ulaştığımda hemen ciğer yemeyi saymazsak yaptığım ilk iş önceki dönem Vergi Dairesi Başkanımız olan Mustafa İnceçayır’ı ziyaret etmek oldu. Mustafa Bey artık Diyarbakır Defterdarı. Muğla’da çok uzun dönem kalmasa da büyük izler bırakmış bir bürokratımız. En büyük özelliği ulaşılabilir olması. Derdi olan ya da bir şekilde kendisiyle görüşmek isteyenlere hep kapısı açıktı. Aslen Konyalı olmasıyla beraber Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi mezunu olması belki de onu ayrıca Muğlalı yaptı bilemiyorum. Ama Diyarbakır’a görevlendirilmesinden sonra ailesini Muğla’ya emanet edip gidecek kadar hemşehrimiz. Yanına gittiğimde hemen Muğla ile ilgili gelişmeleri, havadisleri sordu. Uzunca sohbet ettik, sağ olsun çok ilgilendi. Büyük keyif ve gururla hemşehrimizin Diyarbakır’daki ev sahipliğini tecrübe ettim.
Uçaktan indiğimde beni bir diğer ‘hemşehrimiz’ Efe Saran karşıladı. Efe aslen Diyarbakırlı. İzmir’de yetişmiş, Amerika’da ve Barselona’da tahsil görmüş bir dostum. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde işler yapmakla beraber Muğla’da Microman maden sahiplerinden Saran ailesinin evladı. Şu an Ankara’da ikamet etse de sık sık Diyarbakır ve Muğla’da vakit geçirir. Uzun yıllardır kendisini iyi tanırım. İdeali bir gün ailesiyle birlikte Muğla’ya taşınmak ve çocuklarını burada yetiştirmek. Efe de beni ilk gördüğünde hemen Muğla’yla alakalı sorular sordu. Adeta memleket hasreti çeken bir gurbetçi gibi soluksuz dinledi.
Diyarbakır’da Dimer Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Letif TÜRK, Diyarbakır OSB Başkan Vekili Felat GÖKDEMİR ve duayen Mali Müşavir Faysal BALABAN sağ olsunlar bizleri akşam yemeğinde ağırladılar. Mehmet Letif Bey’in Muğla’da yatırımları mevcut. Halihazırda Hamle Grubu olarak zaten Dimer’le çalışıyoruz, iş alanımızı nasıl geliştiririzi kısaca konuştuktan sonra masanın konusu yine tamamen Muğla’ydı.
Yolculuğuma değerli dostum Hakan İşler’le çıktım. Hakan aslen Bitlis Ahlatlı. Doğma büyüme Aydın’da yetişmiş bir kardeşim. Aydın’da ve Muğla’da başarılı müteahhitlik işleri yapıyor. Aynı zamanda Muğla Gelişim Platformu üyesi ve Muğla için tüm projelere maddi ve manevi desteklerini hiç esirgemiyor. Büyük heyecanla memleketimize hizmet için adeta fırsat kolluyor.
Seyahatimizin ilerleyen günlerinde Bitlis’e geçtik. Bitlis’te bizi eski dostum Murat Haznedar ve Oğuz Kitapçıoğlu karşıladılar. Her zamanki gibi aile sıcaklığıyla ilgilendiler sağ olsunlar. Orada yine evimizde gibi hissettik. Bitlis’e yapılan büyük kentsel dönüşümü inceledik. Eski Bitlis adeta yeniden kuruluyor. Tüm tarihi binalar, köprüler ve sokaklar yeniden restore ediliyor. Öngörüm o ki kısa zaman sonra Bitlis Mardin’in en büyük rakibi olacak. Bitlis’te de sabaha kadar Muğla’yı konuştuk. Artılarımızı, eksilerimizi ve hayallerimizi paylaştık. O akşam herkes Muğlalıydı. Muğla ile dertlenmiş ve fikir yarışına girmiştik.
Dönüşte Diyarbakır’da bir gün daha geçirdik ve seyahatimizi tamamladık. Tüm bu seyahatnamede birçok isimden bahsettim. Hepsinin ortak özelliği ise hiçbirinin Muğla doğumlu olmamaları, Muğla’yı çok sevmeleri ve Muğla’yla dertlenmeleri.
Herhalde son dönemde Muğla doğumlu olmayıp da büyük dert sahibi sayabileceğimiz kişiler bir hayli arttı. Bu da Muğla’mızın şansıdır. Aydın Ayaydın başta olmak üzere Muğla’ya hizmet yarışında birçok fahri Muğlalı var.
Yazımı sonlandırmadan önce özellikle teşekkür etmek istediğim bir fahri Muğlalı daha var ki, hemşehrilik sıfatı ancak bu kadar yakışır diye düşünüyorum; Muğla Spor Başkanımız Menaf KIYANÇ.
Pek çok doğulu arkadaşım var. Batıda yaşayan, çalışan, üreten çok kaliteli çok sevdiğim dostlarım. Hemen hemen hepsinde aynı dert var, ne tam anlamıyla eski memleketlerinin bir üyesi, ne de tam anlamıyla Muğla’nın yerlisi psikolojisini hatta sosyolojisini yaşayamadıklarından dem vururlar. Muğla’da doğulu, doğuda da batılı olarak görüldüklerinden bahsederler. Espriyle ifade etseler de aslında aidiyetin ne büyük gereksinim olduğunu anlamamızı sağlarlar.
Muğlaspor’un bu büyük başarısı tabi ki tek kişinin şahsi başarısı değildir. Tüm yönetim, taraftarlar, futbolcular ve kurumlar bu zaferde ayrı ayrı paya sahipler. Ama bireysel olarak sanırım Menaf Bey’e emekleri için, inancı için ve hemşehrimiz olduğu için ayrıca teşekkür etmeliyiz.
