Değerli dostlarım; geçen haftaki yazımın başlığı ‘İleri görebilmek için mühendis olmaya gerek var mı?’ şeklindeydi. İçeriği ise Akarca Deresi ıslah projesinin durması idi. İlçem Ula, kamu yatırımlarının alınması ve getirilmesi bakımından en fakir ilçelerden birisidir. Cennet mekânı olsun Başkan İsmail Akkaya zamanında ve vefatı sonrası göreve gelen Başkan Özay Türkler zamanında ciddi kamu yatırımı alınmış ve gerçekleşmiş idi. İlçem Ula’nın altyapısı başta olmak üzere oldukça önemli kamu yatırımlarına ihtiyacı vardır. Bunlardan birisi de ilk ve ortaokul dersliklerinin yenilenmesi ve gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bir araya toplanması ve hizmetin sürdürülebilir olmasıdır.

1930’lu yıllarda Ulu Camii ve etrafında mezarlık bulunan, bugünlerde tamamen şehir içinde kalan ilkokul ve ortaokul binasının yenilenmesi çalışmaları var gündemde. Adı geçen bina yaklaşık doksan küsur yıllıktır. Giriş ve çıkış olarak tek caddeye sahip olan ilçem Ula’nın şehir içindeki bu okul binası yıkılarak yenilenmeli ama aynı yerinde değil. Sebebi ise çok basit: Trafik yoğunluğu, caddenin tek olması, ilçem Ula’nın sıkışıp nefes alamaması ve buna benzer hayati öneme sahip gerekçeler sayılabilir. En önemlisi ise insanların soluklanması, nefes alabilmesi ve trafik yoğunluğundan bir an önce kurtulması gelmektedir.

İlçem Ula’nın yürüme mesafesinde şehir stadı vardır. Çok iyi bakımlı ve gelişmişlik bakımından da oldukça ciddi yatırımlar yapılan bir stattır. Hemen yanında Başkan İsmail Akkaya tarafından başlatılan ve Başkan Özay Türkler zamanında kısmen tamamlanan olimpik yüzme havuzu ile kapalı spor salonu bulunmaktadır. Ve tamamlanarak hizmete alınmış ve faal durumdadır. Bu devasa yatırımın hemen yanında İmam Hatip Okulu’nun hem orta kısmı hem de lise kısmı faaliyet göstermekte olup binası da yeni yapılmıştır. Saydığım bu yatırımların yanında, büyük büyük kullanılmayan, bakıma muhtaç olan araziler bulunmaktadır. Önceki Belediye Başkanım Özay Türkler beyefendi kardeşinden almış olduğum bilgi sonucunda hazırlanan Kampüs Okul Projesi oldukça manidar ve muhakkak yapılması gerekli bir yatırım olarak önümüzde durmaktadır.

Muğla ilimizin diğer ilçelerinde olduğu gibi ilçem Ula’da da Kampüs Okul Projesi behemehâl gündeme alınmalı ve çok acele hareket edilerek Millî Eğitim Bakanlığı, Valilik ve diğer kamu kurumları nezdinde çalışmalara başlanılmalıdır diye heyecanlandım. Ve bu Kampüs Okullar Projesi’nin yöre halkımıza ve öğrenci velilerine doğru anlatılması gerektiğine inandığım için bu yazımı kaleme aldım. Oldukça heyecanlıyım. Sebebi ise yukarıda da bahsettiğim gibi ilçem Ula, kamu yatırımları bakımından çok fakirdir. İlçem Ula çok hızlı olarak göç almış ve almaya da devam etmektedir. Merkez nüfusumuz 4500–5000 civarında olur hesabıyla, daha önceki yerel yöneticilerimiz planlamayı ileriye dönük değil, günü kurtarmak için yaptığından dolayıdır ki başta trafik yoğunluğu olmak üzere altyapı ve üstyapıda sıkışmışlık yaşanmaktadır. Bu durum da insanları ve İlçe Ula’ya gelerek iyi bir hayat sürmek niyetiyle gelenlerin düş kırıklığına uğramalarına sebebiyet vermektedir. “Ne biçim memleket burası?” sözünü mutlaka sizler de duymaktasınızdır.

Bir hayal edelim. Eski okul binası E şeklinde ve tek katlı bir bina yapılmış ve doksan küsur yıllık bir ömre dayanmış. Yaklaşık sekiz dokuz bin metrekare büyüklüğünde bir arazi ve şehrin tam da göbeğinde. Ana caddeye bağlı ve bağımlı. Hakikaten müteahhitlerin ağızlarının sulandığı ve ellerin ovuşturulduğu bir arazi parçası. Burası için Millet Bahçesi veya çok amaçlı yeşil alan park misali yatırım yapılmalıdır. Asla buraya beton yığını yapılar yapılmamalıdır. Bina yapılmamalıdır. Şehir içi nefeslenmeli ve nefes almalıdır. Etrafı ile güzel bir proje yapılarak başta çocuklarımızın ve gençlerimizin park yerlerinde güzel vakit geçirmelerine imkân sağlanmalı; bilhassa son devrin hastalığı olan sosyal medya bağımlılığından kurtarılması için planlamalar yapılmalıdır.

Gelelim Kampüs Okul Projesi’nin ikmal edilmesine. Bizim buralarda atasözlerimiz vardır: “Ağlamayan çocuğa meme vermezler.” Biz Ulalılar olarak öncelikle bahsedilen bu Kampüs Okul Projesi’ni çok iyi anlamamız gerekmektedir. Her okula artık yüzme havuzu ve spor kompleksi yapılmaktadır. Bu ise yüksek maliyeti beraberinde getirmektedir. Şehir stadı var yanında, spor kompleksi var yanında, olimpik yüzme havuzu da var yanında. Bu kadar kompleksin yanına ilkokul ve ortaokulu da içine alan bir proje yapılmalı ve hemen de faaliyete geçirilmelidir. Bu konuda değerli Kaymakamımız olmak üzere kıymetli Valimize, Millî Eğitim teşkilatı olmak üzere el ele gönül gönüle vererek ilçem Ula için adeta yüzyılın projesi hayata geçirilmelidir. Devletimiz oldukça güçlüdür. Hele hele gençlerimiz için, çocuklarımız için devletimiz her türlü yatırımı yapmaktadır. Bize düşen ise bu projeyi halka çok iyi anlatmak, kamuya-halka mal etmek ve arkasından da Kaymakamımız ve Valimiz öncülüğünde olimpik havuzun hemen yanında, kapalı spor salonunun hemen yanındaki arazi ya satın alınmalı ve Kampüs Okul Projesi hayata geçirilmelidir. Zira devletimiz güçlüdür ve çocuklarımızın geleceği, gençlerimizin günün ve çağın şartlarına uygun ve uyumlu biçimde yetişmelerini sağlayacak bu projeye “hayır” demeden derhal hayata geçirilmesi talimatını verir kanaatindeyim. Ama bu projeyi devletimize iletmenin yollarını aramak lazımdır.

İlçem Ula’nın merkezinde dört mahalle vardır. Dört mahallenin kendine özgü yaşam tarzı ve eskiden gelen hayat akışı ve alışmışlığı da vardır. Zaman zaman yazılarımda bahsettiğim gibi ilçem yaşlı bir nüfusa sahiptir. İş gücü (çalışma sahası anlamında) ve iş yeri olmadığı için gençlerimiz okuma ya da başka sebeplerle şehir dışına gittiler ve bir daha dönmediler. Şehir içinin nüfusu yaşlandı. Eskiden yaşlılarımızın kıraathane dediğimiz meşhur kahvehanelerimiz var idi. Orada sohbetler olur, sohbetler dinlenirdi. Gerçi TV geldikten sonra bu özellik rafa kalktı gibi görünse de bir ihtiyaçtır sohbet etmek, sohbet dinlemek. Bu kahvehanelerden bazıları Erenler Gavesi, Şuayyip Karaarslan Kahvesi ve Yeni Camii avlusundaki rahmetli Murat Tütüncü ağabeyimizin mülkü olup, sonradan evlatları tarafından satılarak el değiştiren kültür hazinemiz bir kahvehanemiz var idi. İdi diyorum; bugünlerde değişik bir çalışmaya ve faaliyete geçirilmeye çalışılmakta olduğunu gözlemlemekteyiz. Bu kıraathanemiz yaklaşık yüz yıldır Ula’nın hafızası ve adeta adres bilgisi olarak ayakta durmayı başardı. Yeni Koçarlı Camimizin avlusunun içinde bu hazine yaşayacak diye çok sevindik. Ama sevincimiz kursağımızda kaldı diyebilirim. Gelecek hafta devam ederiz.
Hoşçakalınız, sağlıcakla kalınız…