Bir ülkenin gerçek medeniyet seviyesi,

Gökdelenlerin yüksekliğiyle değil,

Kadınlarının ne kadar güvende,

Olduğu ile ölçülür.

Televizyonlarımızın ekranlarına,

Her sabah bir haber düşüyor,

’Bir Kadın Daha Öldürüldü’

Sonra rakamlar konuşuluyor.

İstatistikler paylaşılıyor.

Ve ardından sessizlik.

Ta ki bir sonraki kadın öldürülene kadar.

Oysa bu bir haber değil.

Bu bir utançtır.

Bir kadının hayatı,

Bir erkeğin öfkesi ile son buluyorsa,

Ortada sadece cinayet yoktur.

Çökmüş bir vicdan,

Yaralanmış bir toplum,

Ve iflas etmiş bir zihniyet vardır.

Çünkü kadına şiddet,

Yalnızca bir kişinin işlediği suç değildir.

Onu görmezden gelenlerin,

‘Susturanların,

Ve aile meselesi’ diyerek,

Geçiştirenlerin de payı vardır.

Şiddet, bir anda ortaya çıkmaz.

O,yıllarca beslenen bir anlayışın sonucudur.

‘Kadın susmalı’

‘Kadın itaat etmeli’

‘Kadın sınırını bilmeli’ gibi cümleler,

Cinayetlerin gerçek hazırlayıcılarıdır.

Bir toplumda erkekler,

Kadınların hayatları üzerinde,

Hak sahibi olduklarını düşünüyorlarsa,

Orada yalnızca kadınlar değil insanlık da tehlikededir.

Çünkü bir insanın yaşam hakkını,

Kendinde gören zihniyet,

Aslında medeniyetle bağını koparmış demektir.

Acı olan şu ki,

Çoğu zaman katil yalnız değildir.

Onu yıllarca cesaretlendiren bir çevre vardır.

‘Erkeklik gururun yok mu’?

‘Sık kafasına gitsin orospunun’ diyen,

Kaşıyan,

Azmettiren,

Tetikleyen bir çevrede vardır.

Erkeği azmettiren,

Kadını ise senelerce,

‘Yuvanı bozma’ diye susturan,

Bastıran bir çevre vardır.

Kadın evde şiddet sarmalının içinde kalır,

Kaldıkça güçsüzleşir.

Güçsüzleştikçe zorbalık başlar.

Daha da ilerler ve zorbalığın şiddeti artmıştır.

Adım adım değersizleştirir eril zihniyet kadını.

Şiddet halkası büyüdükçe,

Kadın düştüğü kuyudan çıkamaz hale gelir.

Etraf da ‘biz karışmayalım diyerek,

Gözünü kapatanlar da vardır.

Ve sonra ‘O’ kadın öldürülür.

Oysa gerçek şu:

Bir kadının öldürüldüğü yerde,

Yalnızca bir hayat değil,

Bir toplumun onuru da toprağa gömülür.

Artık bu gerçekle yüzleşmek zorundayız.

Kadına şiddet bir istatik değil,

Bir insanlık sınavıdır.

Kadına yönelik şiddet artık,

Münferit bir olay değil,

Toplumsal bir yaradır.

Her defasında ‘Kıskançlık krizi’,

Aile içi tartışma’’

Anlık Öfke’gibi ifadelerle,

Normalleştirilmeye çalışılan bu vahşet,

Aslında bir zihniyet sorununun açık göstergesidir.

Kadın kontrol edilecek varlık,

Susturulacak bir ses,

Hatta sahip olunacak bir eşya gibi gören,

Karanlık bir anlayışın ürünüdür hep bunlar.

Bir insanın hayatını elinden alan,

Hiçbir öfke ‘anlık’değildir.

Bu yıllarca beslenen cehaletin,

Eşitsizliğin,

Ve güç zehirlenmesinin sonucudur.

Ve bu zihniyetle,

Gerçek anlamda mücadele edilmediği sürece,

Her yeni gün başka bir kadının hayatına mal olacaktır.

Toplum olarak en büyük hatamız ,

Bu vahşeti yalnızca gerçekleştiğinde konuşmamızdır.

Oysa kadına şiddet,

Kadının küçük düşürülmesiyle başlar,

Hakaretle devam eder.

Kontrol etme isteğiyle büyür.

Ve sonunda geri dönüşü olmayan bir noktaya ulaşır.

Bu nedenle mesele yalnızca cezalar değildir.

Elbette hukuk caydırıcı olmalı.

Adalet hızlı ve net işlemelidir.

Aynı zamanda toplumun zihniyeti de değişmelidir.

Erkek çocuklara güçlü ol derken,

Başkalarının hayatına saygı duymayı,

Öğretmediğimiz sürece,

Bu döngü kırılmaz.

Kadınların korkmadan yaşayamadığı bir ülkede,

Özgürlükten söz etmek mümkün değildir.

Bir kadının gece sokakta yürürken,

Endişe duyması aslında,

Toplumun tamamının başarısızlığıdır.

Artık şu gerçeği açıkça söylemek gerekiyor.

Kadına şiddet bir aile meselesi değil,

Bir insanlık suçudur.

Ve bu suça karşı sessiz kalan herkes,

Bir parça sorumluluk taşır.

Bir toplum kadınlarını kaybediyorsa aslında,

Geleceğini de kaybediyordur.

Bir şiirle noktalayalım ,

Bir şiirle anlatalım kadına şiddeti.

Susmayan Kadınlar (Şiir Gülten)

Bir kapı kapanır geceye,

Bir çığlık düşer duvarlara,

Kimse duymaz sanırlar,

Ama şehirlerin kalbi duyar.

Bir kadın susar bazen

Ama susmak kabullenmek değildir.

Sessizlik,fırtına öncesi gökyüzüdür.

Ve bir gün mutlaka yağmur iner adalete.

Kırılan sadece bir kalp değildir

Bir hayat,bir umut,bir dünya kırılır.

Çünkü bir kadına uzanan her karanlık el,

İnsanlığın yüzüne düşen bir lekedir.

Kadınlar toprağa benzer.

Ezerler,bastırırlar.

Ama yine de içinden,

Hayat çıkarır.

Ve unutmayın,

Bir kadının gözyaşı,

Sadece su değildir.

Bir gün,

Adalete dönüşen,

Sessiz bir nehirdir.