Sabah güneşiyle ‘nefes’i hatırlatan, öğle öncesi rüzgarında Kite-board sporuyla heyecanlandıran, gün batımında yeşille mavinin dans ettiği, rahmetli Şadan Gökovalı’nın “Roma’yı gör de öl derler, Gökova’yı gör de yaşa a canım” dediği yer Akyaka...
Diplomasız mimar Nail Çakırhan’ın 1983 yılı Uluslarası Ağa Han Mimarlık ödülü’nü kazandığı, kazandırdığı ev sahibi, sakin şehir Akyaka…
Peki, Ağahan ödülü nedir? Kime/Neye verilir?
Ağa Han Mimarlık ödülü (Aga Khan); 1977’den bu yana mimarlık, planlama uygulamaları, tarihi eser koruma ve peyzaj mimarlığı alanlarındaki projelere üç yılda bir verilen ödüldür. Bu ödülle Müslüman toplumların içinden çıkmış başarılı mimari tarzlar, uluslararası platformlara öncülük etmiş oluyor.
Akyaka’ya gelen Ağa Han Ödülü
Gazeteci ve şair olan Nail Çakırhan, uluslararası ödüllü restoratördür de. Nail Çakırhan; 1971 yılında tamamladığı 1983 Ağa Han ödüllü konut projesini, kendisi ve eşi Halet Çambel için Akyaka'da tasarlamıştır. Aldığı Ağa Han mimarlık ödülü ile Türkiye’yi gururlandırırken, Nail Çakırhan mimarisi; ahşap el işçiliği ile Akyaka’nın ruhu olmuştur. Çakırhan, kazandığı ödülle elde ettiği parayı da il merkezinde bulunan Konakaltı Kültür Merkezi restorasyonuna harcamıştır. Bu sebeple, tarihi konağın altındaki toplantı salonu Nail Çakırhan’ın adını taşımaktadır.
Son zamanlarda ülkemizde yaşanan yangın felaketlerinden sonra yangınlara karşı alınacak tedbirler içinde, ahşap tavanların yerine alçı kullanımı söz konusu.
Peki, gözde turizm merkezlerinden olan Akyaka’da mimarideki el işçiliği ahşaplar yerini alçı malzemeye mi bırakacak?
Nail Çakırhan mimarisinin temel niteliği olan el işçiliği bezeli ahşaplar, betonarme zemine montelidir. Dolayısıyla ahşapların, uluslararası kabul görmüş ayrıca TSE sertifikasyona sahip saydam boyalarla boyanması ve böylece yangının geciktirici hale getirilmesi mümkün olabilir diye düşünüyorum.
Burada konu sadece ahşapların alçı olması değil, Akyaka’ya gelenlere görsel şölen yaşatan yapıların betonlaşmasıyla birlikte, misafir sayısında meydana gelecek düşüştür. Turizm gelirleri, ülkemizin kalkınması için son derece önemlidir. Dolayısıyla bu , yalnızca Akyaka, Köyceğiz, Dalyan meselesi değil, Güney Ege’nin yanında, Kuzey, Güney ve Güney Doğu Anadolu turizmini de etkileyecek bir durumdur.
Turizmci elbette gereken tedbiri almalıdır. Fakat, yöntemleri kısmında turizmciyle de istişare edilmelidir. Geleneksel Türk mimarisinde ahşap son derece özgün doğal bir malzemedir. Ahşaptan vazgeçilmemeli, gelişen teknolojiden yararlanılmadır. Yapıcı bir çözüm bulursak, bir sıkımlık canı kalmış Anadolu turizmine can vermiş oluruz.
Akyaka’ya dönecek olursak; Ağa Han Mimarlık ödülü tüm Türkiye’yi gururlandırmıştır ve ona sahip çıkmak, onu yaşatmak hepimizin sorumluluğudur.