Değerli dostlarım; bir beldenin geçmişini hatırladığı mekânlardan en önemlisi mezarlıklardır. İlçem Ula’nın merkezinde dört adet mezarlığımız bulunmaktadır. İlk mezarlığımız, ilçemiz Ula’nın girişindeki “Eski Mezarlık”tır. İkinci mezarlığımız Koçoğlu Mezarlığıdır. Üçüncü mezarlığımız Kabacapınar Mezarlığıdır. Dördüncü mezarlığımız ise Şehir Yeni Mezarlığıdır ki şu anda Zeytinyağı Fabrikası yanından gidilmektedir.

Koçoğlu Mezarlığına çoktandır cenaze defnedilmemektedir. Merhum ve maruf Hüseyin (Üsen Hoca) Kuruoğlu Hocaefendimizin ve etrafındaki hısım ve akrabalarının defnedildiği bir mezarlıktır. İlçemiz Ula’nın daha önceki mezarlıkları ise cami ve mescitlerin etrafındadır. Bu mezarların bir kısmı kaldırılmış, fakat bir kısmı da hâlen ilk defnedildiği mekânlardadır. Ancak en belirgin, Ula halkının toplum hafızasında yer alan ilk mezarlık, şu anda yıkım çalışmaları başlatılan İlk ve Ortaokul binalarının altındadır. Orada inşaat 1930’lu yıllarda başlatıldığında, yakınları, hısım ve akrabası olanlar, eski mezarlık dediğimiz şu anda giriş yolu üzerindeki “Eski Mezarlık”a taşınmışlardır. Taşınmayan ya da taşınamayanlar ise hâlen toprağın altında ya da bilinmeyen (temizleme esnasında) yerlere götürülmüştür.

Kabacapınar Mezarlığımız ise hâlen faaliyetini sürdürmekte olup, Yenişehir Mezarlığında daha önceden yer alınmadıysa vefat edenler Kabacapınar Mezarlığına defnedilmektedir. Ancak burada ilgili yetkili ve etkili kurum ve kuruluşların temsilcilerine ve idarecilerine bir çağrım vardır. Kabacapınar Mezarlığı son derece kayalık bir tepededir. Mezar kazılması insan gücüyle imkânsızdır. Dışarıdan toprak getirilmek suretiyle cenazeler gömülmektedir. Şehir Yeni Mezarlığımızın yanında veya yanı başında mezarlık olarak gayet elverişli mekânlar bulunmaktadır. Ulaşımı son derece kolaydır. Kabacapınar Mezarlığı oldukça engebelidir, ulaşımı ise zordur. Şehir Yeni Mezarlığı yürüme mesafesinde olup ulaşım son derece kolaydır. Şehir Yeni Mezarlıkta hiç cenaze defnedilmeyen parseller ya da bir ya da iki cenaze defnedilmiş, boş alanları olan parseller mevcuttur. Şehir Yeni Mezarlığımızın hemen yanı başındaki parseller “kamu yararı” kararı alınarak istimlak ya da takas edilebilir. Sayın ilgililere sesleniyorum; size yol göstermeye çalışıyorum, asla akıl vermiyorum. Hakkım da haddim de değildir; yoktur, olamaz.

İlçemiz Ula’nın merkezinde bulunan en eski mezarlığımız, Muğla’dan Ula’ya geliş istikametinde, Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nın bittiği yerde, Ula’ya girişte sağ tarafta yer almaktadır. Bu mezarlıkta ilçemiz Ula’nın toplum hafızası yatmaktadır. 1930’lu yıllardan 1980’li yıllara kadar cenazelerimiz bu mezarlığa defnedilmiştir. Ancak burada bir ayrıntı vardır: Eski Mezarlığımızın yarısından fazla mezar taşı, Eski Türkçe denilen Osmanlı Türkçesi ile yazılıdır. Başta orada yatanın en yakınları olmak üzere, Osmanlı Türkçesini okuyup yazamadıkları için mezarda kimlerin yattığı, kim kimdir bilinmemektedir. Dünyada eşi ve benzeri olmayan bu hadise ne yazık ki ülkemizde yaşanmaktadır.

Son yıllarda oldukça sevindirici gelişmeler yaşanmaktadır. Geçen yazılarımda bir nebze olsun bahsetmiştim. İlçemiz Ula’nın girişindeki Sosyal Bilimler Lisesi Tarih Bilim Dalı öğretim üyelerince, TÜBİTAK tarafından geliştirilen bir proje dâhilinde, bir toplumun toplum hafızasını ayakta tutmak adına; daha önce yaşamış, belki yaşadığı topluma, yaşadığı zaman dilimine ve yaşadığı mahalleye bir şekilde dokunmuş, hayır işlerinde, sosyal ve kültürel faaliyetlerde ön ayak olmuş kişileri ortaya çıkarmak ana fikriyle hareket edilerek, mezarlarda yatanların kim olduklarını ortaya çıkarmak üzere bir proje başlatılmıştır.

Bu proje kapsamında öncelikle Eski Türkçe ya da Osmanlı Türkçesi ile yazılmış mezar taşları tespit edilmiş ve kayda alınmıştır. Daha sonra bu mezar taşları okunmuş ve günümüz Latin alfabesiyle Türkçeye çevrilmiştir. Belki bilmeyenler olabilir; lehçemiz Latincedir ve Latin alfabesini kullanmaktayız. Okunan bu mezar taşları kayda alınarak QR kod tanzim edilmiş ve eskimez, kaybolmaz hâle getirilmiştir. Ulalı olup Ula’da yaşayan ya da Ulalı olup başka şehirlerde yaşayan Ulalılara sesleniyorum: Eğer dedenizin, babanızın, amcanızın ya da annenizin, babaannenizin, anneannenizin mezar taşlarını okuyamadıysanız, şimdi Ula’da bir fırsat doğdu.

Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Evet, doğru okudunuz. Artık okuyamadığınız mezar taşları konuşmaya, okunmaya başladı.

Osmanlı Türkçesi ya da Eski Türkçe ile yazılmış bir yakınınızın mezar taşı var ise; mübarek günler de yaklaşıyor. Vesile edininiz ve Eski Mezarlığa geliniz. Yakınınızın ya da akrabanızın mezarı başına geldiğinizde, mezar taşının yanında veya önünde bir kart göreceksiniz. Kartta QR kod işlenmiştir. Akıllı telefonunuzla o QR kodu okuttuğunuzda, orada yatan mezarın kim olduğunu, sülalesini ve makamını öğrenebiliyorsunuz. Büyük bir hizmet, halkımıza sunulmuştur. Ancak ne yazık ki kimlerin haberi var, kimler takip ediyor, çok da emin değilim. Bu duygudan hareketle bu yazıyı kaleme almamda etken olmuştur.

Çok seviniyorum; hem seviniyorum hem de gurur duyuyorum. Vefat eden cenazenin, vefatından bilmem kaç yıl sonra torunları mesabesindeki insanlar ilim sahibi olmuşlar, öğrenmişler ve öğretmişler; tarihimizi önümüze koyarak paha biçilmez bir güzelliğe imza atmışlardır. Allah emeği geçenlerden, ter akıtanlardan razı olsun. Eğer bir fırsat olursa, bu işin başında bulunan bir öğretim üyesi dostumuzla gerekli izinleri alarak bir röportaj yapmayı ve bunu da yazıma konu ederek yayımlamayı düşünüyorum.

Artık Eski Şehir Mezarlığımızdaki konuşamayan, okunamayan mezar taşları konuşmaya ve okunmaya başladı. Hoşça kalınız, sağlıcakla kalınız…