Hayallerin ve hedeflerin peşine takılıp hayat yolunda ilerlerken zaman zaman trafik kazaları, dolayısıyla da başarısızlıklar yaşıyoruz. Elbette bunun birçok nedeni var. Kişiye, duruma, zamana göre değişen… İş hayatındaki başarısızlıklar ise temelde iki önemli eksiklikten kaynaklanıyor.
Bu eksikliklerin birincisi, meslekî bilgi ve deneyim eksikliği. Günümüzde temel eğitimden lisans eğitimine kadar yaklaşık on altı yıl boyunca farklı kurumlarda eğitim alıyoruz. Bu eğitimler, bir işe yerleşebilmek veya bir mesleğe başlayabilmek için yeterli görünse de işi/mesleği başarıyla yapabilmek için yeterli değil. Eğitim sürecinde edinilen teorik bilgilerin uygulamada yetersiz kalması ve tecrübesizlik başarısızlığın önemli bir nedeni.
İş ve meslek sahiplerinin başarısı; eğitim sürecinde öğrendiği sınırlı bilgi ve meslek hayatında edindiği örtük bilgiyle yetinmeyerek, yaşam boyu öğrenmeye devam etmesine, meslekî bilgilerini güncelleyebilmesine ve kısa zamanda uygulama deneyimi kazanabilmesine bağlı.
Bu eksikliklerin ikincisi ise “ilişki” boyutuyla ilgili. Yani iş hayatına ve kurumsal ilişkilere dair “davranış bilgisi” eksikliği... Çünkü günümüzde eğitimin tüm kademeleri “iş” üzerine yapılandırılırken, “ilişki” boyutu çoğu kez ihmal ediliyor. Kurumlar ve çalışanları arasında yaşanan sorunlar ve çatışmalar, çoğu zaman insan ilişkilerine dair bilgi ve deneyim eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu nedenle özellikle mesleğin ilk yıllarında yaşadığımız iletişim sorunları ve kurumsal ilişkilere dair sorunlar yani bir usul bilgisi eksikliği, mutsuzluğa ve başarısızlığa neden oluyor.
Birçoğumuz bu eksikliği, zaman içinde yaşadığımız sorun ve çatışmalarla fark ediyoruz yani yaşayarak öğreniyoruz. Ancak yaşayarak öğrenme, bize çok pahalıya mal oluyor.
Başarı, bir şeyi usulüne/yöntemine uygun olarak yapmakla mümkün iken, insanımız çoğu zaman işinde ve ilişkilerinde keyfilik, kuralsızlık ve yöntemsizliği; yani usulsüzlüğü tercih ediyor.
Kolaycılık ve özgürlük olarak tercih edilen “usulsüzlük”, başarının önündeki en büyük engel. Oysa insan, başarısızlıklarını çoğu zaman karşı tarafa ihale etme ve muhataptan kaynaklandığını iddia ettiği bahanelere sığınma eğiliminde. Bu nedenle birçoğumuz, başarısızlığımızın nedeninin bilgisizlik ve usulsüzlük olduğunu kabullenmek istemiyoruz.
Bilgisizlik, yöntem yanlışlığı, keyfilik, kuralsızlık, profesyonel yaklaşım eksikliği iş hayatının başlıca usulsüzlükleri. Dolayısıyla başarısızlığın en önemli sebebi, önemsememe ve özenmemenin bir neticesi olan usulsüzlük.
Usul, usulsüzlük, iş hayatı, kurumsal ilişkiler, başarı derken aklıma satranç oyunu geliyor. Çünkü hayat da tıpkı satranç gibi. Akıl, düşünce, kurallar, hamleler, rekabet, strateji, kazanma, kaybetme...
Satrançta her bir taşın bir görevi, yolu ve hamlesi var.
Oyunu kuralına göre oynamayan ve hamlelerini usule uygun yapmayan oyuncu önce taşını, sonra da oyunu kaybediyor.
İş hayatının da (tabi ki sosyal hayatın da) kuralları, her işin bir yöntemi, kurumsal ilişkilerin bir usulü var.
Sahip olduğu unvan, statü ve makamın gereğine uygun davranmayanlar; önce itibarını, sonra pozisyonunu, nihâyetinde de işini kaybediyor.
İşte bunun içindir ki başarısızlığımız çoğu zaman usulsüzlük, metodsuzluk ve yöntem yanlışlığından; eskilerin tabiriyle ifade edecek olursak, “vusulsüzlüğümüz, usulsüzlüğümüzden...” kaynaklanıyor.
Usul bilgisi, hayatın her alanına dair bir davranış bilgisidir. Üstün Dökmen’in ifadesiyle “genel yaşam bilgisi”... Her çalışanın, öncelikle de yöneticilerin, usul (görgü, nezaket ve protokol kuralları) konusunda okuma yapmaları, eğitimler almaları; masasında ve kitaplığında bu alana dair bir/birkaç başucu kitabı bulundurmaları bir gereklilik.
Unutmayalım ki, en pahalı öğrenme yaşayarak öğrenmedir. Başkalarının bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak, her zaman daha akıllıcadır.
23.07. 2025