Muğla ve Aydın taraflarında özellikle bu yıl domuzların ve yavrularının yoğun bir şekilde şehirlere indikleri görülüyor. İnternette iyi niyetli veya kötü niyetli paylaşımlarda yavrularıyla domuzların özellikle Fethiye, Marmaris, Bodrum ve Kusadası gibi sahil şehirlerinde görülmesi dikkati çeker.
Önceki yıllarda zaman zaman başta Bodrum olmak üzere birkaç yerde domuzların şehre ve sahile indiği görüntüleri yayımlandı. Bu sayı son yıllarda arttı ve bu yıl, domuzların sürü halinde ve yavrularıyla beraber sokaklarda ve sahillerde dolaştıkları görüldü. Ben de 2020 yılı yaz aylarında, Milas Boğaziçi Köyü Adabükü mevkiinde önce 4 domuz ve 4-5 yavrusunu gördüm. Komşularla organize olup mutfak artıklarını sitenin ana giriş kapısının karşısındaki makilik alana koyarak, sitenin içine girmelerini önlemeye çalıştık. Benzerini daha önceki yıllarda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kampüsünde de yapmış ve mutfak artıklarını domuzların indiği yere dökerek öğrencilerin olduğu alanlara domuzların inmesini nispeten engellemiştik. Domuzlara alışkın olmayan öğrenciler için beklenmeyen olumsuz sonuçların yaşanmasını da engellemiş olduk. Bizim “uzakta besleme”miz kadar kampüsteki köpeklerinde faydası oldu ve domuzları kampüse sokmadılar.
DOMUZLAR ŞEHİRLERE NİYE İNİYOR VE ÇÖZÜM
Domuzlar, karınlarını doyurup çoluk-çocuğunu toplayıp “Hadi şehre inip bir dolaşalım” diyerek şehre inmiyorlar elbette. Bir değil birkaç sebebi var şehre inmelerinin.
Bu sene domuzlar sayı olarak niye daha da arttılar ve şehirlere niye daha çok geliyorlar?
Elbette bu tür olaylar tek sebeple açıklanmaz ama en büyük sebebin, domuzların yaşama alanlarına oteller, evler ve siteler yapılması, onları yerlerinden etti ve beslenme imkânlarını yok etti. Mesela ben 1998 yılından beri yazlıkta oluyorum. Yıllarca sitemize domuz girdiğini hiç görmedim. Civarda da hiç görmedim. Amaaa… 1998 yılında yanan yamaca ne zaman ki büyük bir tatil köyü yapıldı, işte o zaman sitemize ilk domuzların girmeye başladığını gördük. Çünkü onlara barınacak ve beslenecek yer kalmadı; onlar da yan sitemizin üst kısmındaki makilik alana geldiler ve oradan da bizim siteye gelmeye başladılar. Önceleri “vur-kaç” taktiği ile bulabildiklerini yemek için akşamları geliyorlardı… Bizler de yemeleri için mutfak atıklarından bir şeyler hazırlıyor ama sitenin çıkışındaki makilik alana götürüp yemeleri için bırakıyorduk. Hatta pandemi döneminde kediler ve köpekler için hazırladığım tavuk sularına ekmek doğrayıp, sitenin dışında domuzlara ve yavrularına veriyordum. “Yavrular” dedim,,, Artık sayıları artmış ve yavrularla beraber 30 kadar domuz gelir olmuştu. Geçen yaz gene onları beslerim ümidiyle yazlığa vardığımda domuzları beslediğim yere bir tatil köyü daha yapıldığını görünce, artık domuzları besleyecek yerin de kalmadığını, daha doğrusu onların barındığı yamacın artık onlara mekân olmadığını gördüm ve çok üzüldüm.
Vaktiyle bizim sitemizin yerinde de domuzlar barınmış; onların mekânlarını işgal etmişiz. Tamam. Ben şahsen hem vicdanî sorumluluğum gereği ve hem de onların yerlerini işgal etmenin sorumluluğuyla, domuzları besliyordum. Yerlerini işgal etmiştik; beslemeliydik ve sularını da temin etmeliydik. Ben gibi komşularımız da sorumluluk ve vicdan sahibi insanlar olarak onların da can taşıdığının bilincindeydiler.
DOMUZLARIN BESLENMESİ OTELLERE VE SİTELER VERİLMELİ
Biz nasıl sorumluluk gereği domuzların ve yavrularının beslenmesini üstlendiysek, oteller, villa sahipleri ve siteler de aynı sorumlulukla, domuzları beslemeli. Şehirlerden uzak yerlerde “domuz yatakları” oluşturulup, buralara mutfak atıklarının götürülmesi, yasa ile otellere, sitelere ve ormanlık alanlara villa yapanlara görev ve sorumluluklar verilmeli.
Domuz sayısının artmasının bir sebebi de, domuz yiyerek beslenen kurt, karakulak ve benzeri hayvanların zehirlenerek yok edilmesidir.
BU YAVRULU CANLARA KIYMAYIN
Domuzların şehirlere inmesi ile ilgili olarak Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, bir tamim yayınladı. Tamimin iyi niyetle hazırlandığı ve son iki maddeye kadar vicdan ve merhamet çerçevesinde hareket edildiği görülmektedir ama son iki maddede kafesle yakalama ve sürek avı gündeme getirilmiş ki, son derece canice olan bu tavır, devletin müşfik yüzüne hiç yakışmadı. Adında “koruma” olan bir kurum, domuzların yok edilmesi için harekete geçiyor ve bazı yerel yönetimler de fişek hesabına dayalı sürek avından söz ediyordu. Henüz av mevsimi başlamamış; çünkü hayvanları yavrularını büyütme dönemi. Videolarda görüyorsunuzdur… 5-6 tane yetişkin domuz ve 30 kadar “çocuk”ları… Bütün yavrular gibi domuz çocukları da çok sevimli. Geyik yavrularında olduğu gibi, sırtlarında, sarı-beyaz renkli şeritleriyle ana-babalarının artlarında öyle gidişleri var ki… Bunların ana-babalarını öldürüp çocuklarını yetim ve öksüz bırakmaya kimsenin hakkı yok. Onların şimdi şehirlere inmelerinden şikâyet edeceğinize, o koca koca oteller ve siteler yapılırken ses çıkaracaktınız. Oteller ve siteler yapmak için çıkarılan orman yangınları esnasında tavır koyacaktınız.
DOMUZLAR VE “ÇOCUK”LARI
Domuzlarından ve yavrularından bahsederken sona doğru “domuzlar ve çocukları” dedim. Evet… Ne dediğimi biliyorum. Dilimizdeki “çocuk” kelimesinin ilk anlamı “domuz yavrusu” demektir. (Bana inanmayan internetten bakabilir.) “Çocuk” kelimesi, Milas’ta 15. yy. başında yazılan Bâz-name’de de 3 yerde “domuz yavrusu” anlamında geçer.
Uzun lafın kısası… Lütfen vaktiyle yapılan hatalar yüzünden barınaksız ve aç-susuz kalan domuzlara ve çocuklarına kıymayalım!... Başta “uzakta besleme”, yani “domuz yatağı” alternatifi olmak üzere çareler üretelim ve çocuklarının gözleri önünde ana-babalarını öldürmeyelim.
Katliam Başlamış
Biz canları ve çocuklarını kurtarmak için teklifler yazıp tavsiyelerde bulunurken meğer canlar katledilmeye ve bir matahmış gibi sosyal medyada paylaşılmaya başlanmış ve öldürülen canlarla beraber övünürcesine pozlar verilir olmuş... Bu caniliğin hiç bir sebebi olamaz. Can almadan uygulanacak çözümler varken canlara kıymak bize yakışmadı.