İnsankonuşmayı sever. Bazıları için dinlemede kalmak daha güvenli olsa da çoğu insankonuşarak kendini gösterir. Kendini iyi hisseder. Bunun etkisini gördükçe dedaha çok konuşmaya, anlatmaya başlar. Nitekim bu Kur'an-ı Kerim'de, " Oinsanı yarattı. Ona anlatmayı öğretti ." (Rahman/3-4) şeklinde ifade edilir.

İnsankendini anlatır başlarda. Kendi duygu, düşünce ve bilgisini konu ederanlattıklarına. Bunun için de anlattıkça kendini keşfeder, anlattıkça anlar;daha çok anlamaya ve keşfetmeye başlar.

Anlatmak,bir bakıma aynada gördüğü kendini tarif etmek gibidir. Temiz bir aynadanyansıyan görüntüyü daha güzel anlatır olur zamanla; tasvir eder, örneklendirir,bağ kurar. Bakışı güzel, gördüğü güzel, anlattığı güzeldir. Anlatırken coşar,coşturur, hüzünlenir, ağlatır, düşündürür, duygulandırır.

Bubasit tanıma, anlama ve kendini bulma yolculuğu samimiyetini muhafaza ettikçeve öze doğru indikçe daha bir etkili olur hatibin anlattıkları.

Birröntgen, ultrason çekimi gibi içte olanı (samimi duygu ve düşünceleri) daha netgösterdikçe, yeni şeyler keşfettikçe anlatan da dinleyen de keyif alır. Aslındabu her iki taraf için de bir keşif ve tamamlanma yolculuğudur.

Gelgelelim, her şeyde olduğu gibi bu yolculukta da kritik bir eşik vardır. Bucoşkunun üst limitini gösteren bir hararet çizgisi vardır. Bu çizginin aşılmasıher iki taraf için de felaket demektir.

Zamanlaaynadan yansıyan görüntüsüne âşık olan hatip, dinleyenlerin coşkusuna vetakdirine aldanan anlatıcı, bir süre sonra görmediği halde görmüş gibianlatmaya başlar. Tasvirleri gördüklerinin değil hayallerinin ürünü olmayabaşlar ki bu dinleyenleri daha çok coşturur.

Birianlatırken, diğeri de dinlerken coştukça coşar ve kendini kaybeder. İşte bukarşılıklı coşku ve kontrolü kaybediş her iki tarafı da uçuruma sürükler. Amakimse bunun farkına varmaz.

Hatipartık olmuş, tamamlanmış, ermiştir! Bilginin sınırlarını aşmıştır. Konuşmuyorartık konuşturuluyor, görmediği halde seziyordur. Artık kitleleri coşturan birşarkıcı modunda yapılan tezahürata göre konuşmaya başlar. Aldığı alkışa göreanlatmaya başlar. Dinleyenlerin nabzına göre konuşmaya başlar. Artık ne aynadagördüğü kendisidir ne de anlattığı kendine aittir. Muhatapları ise hipnotize olmuş,ideolojik söylemlerle sarhoş olmuş, pür dikkat onu dinlemektedirler.

İştebu nokta hem hatibi hem de onu dinleyenleri mayınlı araziye sokar ki bir süresonra patlama kaçınılmazdır. Sosyal-ideolojik duyarlılık(!), bir anda topyekûnbir felakete dönüşür.

Bazenmayına ilk hatip basar ve durumun vahametini erken fark edenler geri dönerler.Bazen de yoğun mayınlı bir bölgede toptan helak olurlar. Bu taraftarlarınhatipleri nasıl takip ettiklerine, ona ne kadar yakın olduklarına ya dagözlerinin bağlı olup olmadığına bağlıdır.

Eskiler," Dilin cirmi (cüsse/hacim) küçük ama cürmü (kabahat/kusur/günah) büyüktür ."derler.

Şair;dilin bu olumsuz etkisini, " Kalibresini düşlerin belirlediği / Cephanesitükenmeyen / En güçlü silahtır dil ." şeklinde tarif etmektedir.

Dil,bir hatibin en etkili aleti olsa da zamanla en tehlikeli silahı daolabilmektedir. Bunun içindir ki dile hâkim olmak kurtuluştur. Sadece hatipleriçin değil, hepimiz için bu tehlike mevcuttur.

AhmetTurgut; Kelimelerin Kalbi isimli kitabında, dil adabı ve ahlakı tedavüldenkalktıkça onarılmaz yaralar alan ilişkilere dikkat çekerken hersosyal-ideolojik kesimin kendi "bilgi-kanaat-haber havuzu"nu oluşturduğunu, herkesimin kendi fikrî gettoları içine kapandığını ve içine kapandıkça daönyargıların, suizanların, kolektif iftiraların arttığını söyleyerek içinedüştüğümüz durumun vahametini şöyle açıklıyor:

"Toplumahâkim olan trol-cazgır-edepsiz dil; hipnotik-sloganik söylemlere indirgediğiiyi, doğru, güzel, hak davaları kötülüğün-yanlışlığın-çirkinliğin-bâtılınparçası haline getiriyor."

Dilinafeti ve gelinen nokta... İyi, doğru, güzel ve hak olanın; afete tutulan dillerdeevrildiği yol... Galiba bugünlerde bize en çok lazım olan da dil ahlakı...

Yalnızcagördüğünü ve bildiğini söylemek, tasvirde ve övgüde aşırıya kaçmamak,dinleyenlerin coşkusuna kapılmamak, samimiyete su katmamak; ilgi, itibar vealkışın etkisine kapılıp kendisini unutmamak...

Yani"Dilini tutan kurtulur." uyarısını hatırlayarak haddini bilmek...

11.01.2023