Devletimiz,
Ülkesi ve ulusuyla,
Bölünmez bir bütündür.
Bu değiştirilemez ve değiştirilmesi önerilemez.
Türk devletinin bağımsızlığını,
Ülkenin bölünmez bütünlüğünü sağlamak,
Devletin temel amaç ve görevidir.
Temel hak ve özgürlükler,
Devletin ülkesi ve ulusuyla,
Bölünmez bütünlüğünü,
Ulusal egemenliğinin korunması amacıyla,
Anayasanın sözüne ve ruhuna,
Uygun olarak yasayla sınırlanabilir.
Anayasada yer alan hak ve özgürlüklerden hiç biri,
Devletin ülkesi ve ulusuyla,
Bölünmez bütünlüğünü bozmak amacıyla kullanılamaz.
Devletin iç ve dış güvenliğini,
Ülkesi ve ulusuyla,
Bölünmez bütünlüğünü tehdit eden,
Her türlü eylem yasaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri,
Göreve başlarken;
Devletin varlığını ve bağımsızlığını,
Yurdun ve ulusun bölünmez bütünlüğünü,
Ulusun bağımsız ve koşulsuz egemenliğini,
Koruyacağına dair ant içerek yemin ederler.

Devletin ulusu ve ülkesiyle bölünmez bütünlüğü,
İlkesinin genel anlamı,
Devlet ‘TEK’ dir,
Ülke ‘TÜM’ dür,
Ulus ‘BİR’dir.
Ulusal birlik,
Devleti kuran,
Ulusu oluşturan toplulukların,
Ya da bireylerin,
Etnik kökeni ne olursa olsun,
Yurttaşlık kurumu içinde,
Ayrımsız birliktelikleriyle gerçekleşir.

Anayasada ve yasalarda,
Yurttaşlar arasında ayrımı öngören,
Hiçbir kural bulunmadığı gibi,
Kimsenin soy kökeninin yadsınması,
Söz konusu değildir.
Ulus ve tekil devlet,
Etnik ayrılıklarla tartışılamaz.
Bilindiği gibi farklı etnik gruplar,
Birlikte uluslaşıp devletleşmiştir.
Ülkü birliğini bölmek,
Belli toprak parçalarını,
Bir ırktan gelenlere mal etmek,
Etnik arındırma yapmak demektir.
Bunun demokrasi,
Bunun insan hakları,
Bunun özgürlüklerle,
Bunun çağdaşlaşma ile ilgisi yoktur.
Bunun insancıl değerlerle bağdaşlaştırılması da imkansızdır.

Yurttaşlık bölge özelliklerini,
Ve etnik farklılığı aşan,
Bütünleştirici çağdaş bir olgudur.
Bu konuda bir kimsenin,
Diğerinden farklı olmasına,
Din, kültür ve etnik kökene ilişkin,
Ayrıcalıklara yer olamaz.
İnsan haklarının yalnızca bir kişiye,
Sınıfa ve zümreye değil,
Ayrımsız olarak bütün yurttaşlara,
Eşit olarak uygulanması esastır.

Siyasi açıdan önemli olan soy değil,
Ulusal toplulukta olmaktır.
Eğer bir soy,
Yurttaşlık bağlamındaki,
İnsan hakları dışında,
Özel haklara sahip olmak isterse,
Bu onun ulus bütünlüğü içinde,
Yalnız bir köken değil,
Aynı zamanda ulusal bir,
Topluluk anlamına gelir.
Bu ise ulus bütünlüğü ilkesiyle bağdaşmaz.

Devlet bir tüzel kişidir.
O’nu oluşturan bireylerden,
Ve onların kişiliklerinden,
Ayrı bir varlığı ve kişiliği vardır.
Hükümetler geçici,
Devlet kalıcıdır.

Hatırlamalıyız ki;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti,
Üzerinde yaşayan,
Türk Ulusu tarafından kurulmuştur.
ULUS bir ırk değildir.
ULUS ülke üzerinde yaşayan,
Tarihsel ve sosyolojik yönden,
Belirli aşamaları geçirmiş,
Kültür ve ülkü birliğine ulaşmış topluluktur.
Uluslar varlıklarını tarihsel gelişmeler,
Ve gerçeklerle kazanırlar.
Hep birlikte bir ulusuz.

Bu vatanda,
Anadil diye cırtlak cırtlak bağırıyorlar ya,
Bunun altında yatan,
Birleşmiş Milletlerin korunma hakkından yola çıkarak,
Dilim var,
Ayrı bir ülke istiyor demek.
Ve dedikleri anda,
Birleşmiş Milletlerin desteği ile,
Ayrı özerk bir devlet kurabiliyorlar.
Dilim var,
Bu devlet bana bakamıyor dediği anda,
Özerk bir devlet kuracaklarını bildikleri için,
Kafamızda boza pişiriyorlar.
Kısa ve öz olarak,
Bir ülkeyi bölmek istiyorsanız dil birliğini bozun.
Bu çok hassas ve dikkat edilmesi gereken konu.
Gerisi takır takır gelir.
Şanlı bir ulus olarak,
Dil birliğimiz,
Ana Amiral Gemimizdir.
Bu birliğimizi de her zaman koruyacağız.

Sonuç olarak,
Türkiye Cumhuriyeti,
Ülkesi ve milletiyle,
Bölünmez bir bütündür.
Dili de Türkçedir.