Paranın satın alamaması gereken şey,
YAŞAMDIR.
Günümüzde her şeyin bir bedeli olduğu düşülüyor.
Ancak bazı değerler var ki,
Parayla ölçülemez.
Doğa ve canlı yaşamı da bunların başında gelir.
Ne var ki para ile avcılık uygulamaları,
Yaşamın bile bir fiyatla,
Yani parayla değerlendirildiği,
Rahatsız edici bir anlayışı ortaya koymaktadır.
Yaban hayvanları,
Doğal yaşamın özgür bireyleridir.
Onları değerleri,
Bir av ihalesinde belirlenen rakamlarla ölçülemez.
Buna rağmen belirli bir ücret ödeyen kişilere,
Kimi zaman nadir,
Ve doğal yaşamın süsü olan,
Görkemli canlılarımızı,
Avlama hakkı tanınmaktadır.
Bu durum parayla her halt yenebilir,
Anlayışını ortaya koyuyor.
Ayrıca da bu durum,
Doğanın korunması gerektiği yönündeki,
Çağdaş anlayışla çelişmektedir.
Her şeyi bırakalım,
Vicdanlara sığmaz yahu.
Parayla canlı öldürende sadisttir.
Bu anlayış bana Bosna’daki katliamı aklıma getirdi.
Orada da her katlettiğin insan için para veriyorlardı.
Ne kadar acı değil mi?
Böyle durumlar derinden üzüyor.
Toplumsal konularda olduğu kadar,
Bu konuda da hassasiyet göstermeliyiz.
Para ile avcılık,
Ekonomik gücü olanlara,
Doğa üzerinde ayrıcalık tanıyan bir sistemdir.
Oysa doğa,
Herkesin ortak mirasıdır.
Bir canlının yaşam hakkının,
Bir kişinin ödeme gücüne bağlı hale gelmesi,
Etik açıdan ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Asıl amaç,
Yaban hayatını korumak,
Gelecek nesillere aktarmak olmalıdır.
Doğayı korumanın yolu,
Onu hedef tahtasına koymak değil.
Yaşam alanlarını güvence altına almak,
Ve biyolojik çeşitliliği desteklemektir.
Bir toplumun medeniyet seviyesi,
Güçsüz olanı nasıl koruduğuyla ölçülür.
Kendisini savunamayan yaban hayvanlarını,
Para karşılığı avlamak değil,
Onları yaşatmak gerçek bir insanlık görevidir.
Çünkü bazı şeyler vardır ki,
Para ile satın alınmamalıdır.
Bunların en başında da yaşam gelir.
KIZIL GEYİKLER HEDEF DEĞİL,
DOĞANIN MİRASIDIR.
Doğanın sessiz sakinleri olan kızıl geyikler,
Yüzyıllardır Anadolu’nun ormanlarında,
Yaşam mücadelesi vermektedir.
Ancak son yıllarda,
Bu görkemli canlıların av turizmi,
Ve çeşitli av izinleri kapsamında,
Hedef haline getirilmesi,
Vicdanları yaralayan tartışmaları da,
Beraberinde getirmektedir.
Bir kızıl geyik yalnızca bir hayvan değildir.
O orman ekosisteminin önemli bir parçasıdır.
Bulunduğu bölgelerde,
Biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlar,
Doğal dengenin sürdürülmesinde rol oynar.
Böylesine değerli bir canlıyı,
Para karşılığı avlanacak bir hedefe dönüştürmek,
Doğayı yalnızca,
Ekonomik kaynak olarak görmek anlamına gelir.
Avcılık savunucuları bunun,
Kontrollü yapıldığını öne sürse de,
Toplumun önemli bir kesimi için,
Mesele sayıların ve paranın da ötesindedir.
Sorulması gereken temel soru şudur.
Neslinin korunması gereken,
Doğal yaşamın sembollerinden biri olan,
Bir canlıyı yok etmek,
Öldürmek,
Gerçekten bir başarı mıdır?
Günümüzde dünyanın birçok ülkesinde,
Yaban hayatını koruma bilinci güçlenirken,
Kızıl geyiklerin avlanmaya açılması,
Düşük bilincin bir göstergesi değimlidir?
İnsanlık artık, doğaya hükmedenleri değil,
Doğa ile uyumlu yaşayanları görmek istiyor.
Kızıl geyikler tüfeklerin nişangahında değil de,
Ormanları içinde doğal yaşamlarında dolaşsınlar.
Kendisini savunamayan yaban hayvanlarını,
Para karşılığında avlatılması ne demek?
Bir toplumda,
Nasıl ki çocukların,
Kadınların,
Ve tüm insanların,
Koruması gereken değerleri ise,
Doğal yaşamdaki hayvanları da,
Aynı değerde korunmalıdır.
Ki siz tanrı mısınız ki?
Para için Anadolu’nun değerleri satılır mı?
Satarsanız da ilahi kudret size bedelini ödetir.
Doğal yaşamdaki canlıları korumak zorundayız.
Av turizmi diye,
Yabancılara hayvanlarımızı öldürtmek,
Nasıl bir şuur ?
Nasıl bir bilinç?
Merak ediyorum.
Bu çok ilkel turizme,
Tarım Bakanlığı neden yol veriyor ?
Anlamak mümkün değil diyeceğim ama,
Kurumlarında ruhları vardır.
Ruhsal uyanma olmadığı için,
Bilincimiz kadar doğaya evrene katkı sunar,
Doğal yaşamı koruruz.
Tarım Bakanlığı siz ne yaptığınızın farkında mısınız?