İMAMOĞLU’NUN YARGI İLE SINAVI...

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu adeta bir rekora koşturuluyor.

İBB Başkanı olarak görev yaparken çeşitli dava ve soruşturmalara tabi tutulan İmamoğlu hakkında şu ana kadar sekiz ayrı dava açılmış olup, bir soruşturma ise devam etmektedir.

Şimdi de “suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikap”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” iddiaları ile açılan soruşturma çerçevesinde gözaltında...

İmamoğlu hakkında açılan davalar arasında, kamuoyunda “Ahmak Davası” olarak bilinen YSK üyelerine hakaret davası, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemindeki ihaleye ilişkin açılan “İhaleye Fesat Karıştırma Davası”, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek'e yönelik sözleri nedeniyle açılan “Tehdit ve Hedef Gösterme Davası”, bir bilirkişiye yönelik ifadeleri nedeniyle açılan “Yargıyı Etkileme Davası”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin harcamalarıyla ilgili başlatılan “Usulsüz Harcama Soruşturması” ve İmamoğlu'nun İstanbul Üniversitesi'ne yatay geçişinin usulsüz olduğu yönünde başlatılan soruşturma bulunmaktadır.

Savcılık, açılan davalar kapsamında İmamoğlu hakkında toplamda 23 yılı aşan hapis cezası ve siyasi yasak talep etmektedir...

+

İmamoğlu hakkında açılan başlıca dava ve soruşturmalar kronolojik olarak şöyle;

-7 Haziran 2019 Ordu Valisi Seddar Yavuz'a hakaret.. 17 Mart 2021'de karar açıklandı; İmamoğlu'nun Yavuz'a 7 bin 80 lira ödemesine hükmedildi.

-28 Mayıs 2021 YSK üyelerine hakaret davası.. Mahkeme 14 Aralık 2022'de İmamoğlu hakkında 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve siyasi yasak kararı verdi. İstinaf süreci devam ediyor.

-11 Ocak 2023 Beylikdüzü ihale davası.. İhaleye fesat karıştırma (TCK 235) 3-7 yıl hapis.. Son duruşma 11 Nisan 2025'te yapılacak.

-28 Ocak 2023 Şadi Yazıcı'ya hakaret davası.. Beraat etti. Yapılan itiraz üzerine yeniden yargılandı ve yeniden beraat etti.

-14 Kasım 2024 Usulsüz harcama soruşturması.. Görevi kötüye kullanma (TCK 257) Soruşturma devam ediyor.

-20 Ocak 2025 Başsavcı Akın Gürlek'e yönelik sözleri nedeniyle açılan dava.. (TCK 106, 6. madde) 7 yıl 4 ay hapis ve siyasi yasak talep ediliyor. İlk duruşma 11 Nisan 2025'te görülecek.

-27 Ocak 2025 Bilirkişi S.B. hakkındaki açıklamalarına ilişkin soruşturması.. (TCK 277) 2-4 yıl hapis talep ediliyor. İddianame kabul edildi, ilk duruşma 12 Haziran 2025'te görülecek.

-22 Şubat 2025  Sahte diploma soruşturması. Resmi belgede sahtecilik, Soruşturma devam ediyor.

+

CHP’LİLER VE ‘GÖNÜLLÜLER’ SANDIK BAŞINA GİDİYOR

Evet bu arada İmamoğlu’nun 35 yıllık diploması iptal edildi.

Tartışmaları ve yankıları, etkileri dalgalanarak sürüyor...

Ve İmamoğlu önceki gün gözaltına alındı.

İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından ilk açıklaması resmi sosyal medya hesabı X'ten yaptığı videolu paylaşımla geldi. İmamoğlu orada “Kendimi millete emanet ediyorum. Eve baskınla polis geliyor, kapıya polis çalıyor. Kendime 16 milyon değil, 86 milyon ve bütün dünyadaki bu zulmü yapan insanlara karşı dirence emanet ediyorum. Milletime güveniyorum. Milletim çok seviyorum. Unutulmasın ki egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. Yılmayacağımı, dik duracağımı, mücadeleye devam edeceğimi bütün milletimin bilmesini istiyorum.” derken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’de gözaltı günü Ankara’dan İstanbul’a giderken yaptığın ilk açıklamada şöyle diyordu:

4 günlük gözaltı süresi tam ön seçim gününe denk geldi. (Erdoğan) İmamoğlu'na yenileceğine benden daha çok emin. 23 Mart günü 1 milyon 750 bin üyemiz 81 ilde 973 ilçede bir sonraki seçimdeki Cumhurbaşkanı adayını belirlemek üzere sandık başında olacağız. Daha büyük bir kararlılıkla, daha büyük bir inatla orada olacağız.

Bugün 21 Mart Cuma... 23 Mart Pazar günü 1 milyon 750 bin Cumhuriyet Halk Partisi Üyesi sandık başında olacaktır. Bu gözaltı olmasaydı, 1 milyon 750 bin CHP Üyesinin tamamı sandık başına gider miydi?

Sanmıyorum...

Üstelik ortada bir “ön seçim” de yok...

+

BU BİR ÖN SEÇİM Mİ?

Ortada bir seçim kararı da yok.

Seçim kararı alınmadan, YSK tarafından seçim takvimi açıklanmadan hakim nezaretinde bir ön seçim yapılamaz. Yani bu pazar ortaya konacak sandık bir ‘temayül’ yani ‘eğilim’ belirleme sandığı olacaktır. Hatta bir adım ileri gidilirse, İmamoğlu gözaltında iken pazar günü yapılacak bu seçim “sandığa sahip çıkma seçimi” olacaktır...!

Seçimler nasıl “halkın iradesini ortaya koyma mekanizması” ise pazar günü yapılacak seçimde yapılan gözaltı ve gözaltılar nedeniyle “muhalefetin iradesini ortaya koyma uygulaması” veya “tavrı” haline ve hatta “demokrasiye sahip çıkış” davranışına dönüşmüş, dönüştürülmüş bulunuyor.

Pazar günü iki sandık kuruluyor. 23 Mart'ta yapılacak ön seçimin ne olacağı merak edilirken açıklama geldi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, açıklamalarda bulundu. “partinin kapılarının sadece üyelerine değil, demokrasiye sahip çıkmak isteyen tüm vatandaşlara açık olacağını” vurgulayan Çiftçi şu ifadelerde bulundu:

22 Mart Cumartesi günü saat 17.00’ye kadar partimize, baba ocağına gelen tüm üyelerimiz de, seçim günü sandığa gelen tüm yurttaşlarımız da oy kullanabilecek. Özel bir sistem oluşturduk. ‘Dayanışma Sandığı’ adını verdiğimiz bu uygulama ve ön seçim Türkiye siyasi tarihine ‘en büyük dayanışma ve beraberlik günü’ olarak geçecek. Darbeye karşı demokrasiyi savunmak için mücadelemizi hep birlikte büyütecek; bu karanlığı yıkacak, halkın iktidarını mutlaka kuracağız.

+

Nitekim CHP Üyesi olmayan Dr. Sibel Barut Keskin de dün Gül Çiftçi’nin çağrısına destek vererek sosyal medya hesabından “Ben dayanışma ruhuyla ve demokrasimize sahip çıkmak için oy kullanacağım.” diye paylaşımda bulundu. Anlaşılan Pazar günü Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak göstereceklerin sayısı 1 milyon 750 bin kişiyi geçecek.

Ben CHP Üyesi değilim. Üye olsam sandık başına gider miydim? Gitmezdim.. İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı olarak görmek istemiyorum. Ayrıca CHP içinde benim gibi düşünenleri tanıyorum ve sayılarının oldukça çok olduğunu düşünüyorum.

Ancak CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi’nin ortaya koyduğu anlayış ve çağrı çerçevesinde Pazar günü sandığa CHP Üyeleri dışında gönüllüler yanında İmamoğlu’na soğuk bakan CHP’liler de gidecektir.

Sanki bir el İmamoğlu’nu değil de Mansur Yavaş’ı engellemek ve İmamoğlu’nu parlatmak, hatta “kahraman” mertebesine eriştirmek için her şeye dokunuyor...

Pek çok CHP’li beğenmeyebilir, ama bu benim düşüncem.

Peki Pazar günü ne mi yapardım. Bir şey yapamazdım, ameliyatlıyım... Keşke bir erken seçim kararı alınmış olsaydı da CHP’de adayını gerçek anlamda bir ön seçimle hatta ‘halk oylaması’ ile saptasaydı...

+

“KEŞKE” DEDİRTEN YÜRÜYÜŞ...

Bu arada önceki gece geçmişte CHP’de aldığı pek çok görev yanında belediye başkanlığı da yapmış olan bir dosttan bir ileti aldım. Yazımı o ileti ile noktalayalım:

Burada bir özeleştiri yapmak gerektiğini düşünüyorum. İl binamız önünde son derece güzel bir toplantı gerçekleştirildi, hiç bir müdahale olmadan, il başkanımızın güzel konuşmasını dinledik, sorunsuz bitiyordu. Son tümcede aynen 'Arkadaşlar şimdi Adliye ye yürüyoruz' söyleminin mantığını hiç anlamadım.. 40 yıldır her türlü eylemin içinde oldum, miting ve eylem pratiğim iyidir, amaç neydi, tam kadro orada bulunan aynı zamanda kamu görevlisi olan belediye başkanlarımız niye riske edildi, anlamakta güçlük çekiyor, toplantı ve basın açıklaması hiçbir polis müdahalesi kaçınılmaz olan bu eyleme bir tek belediye başkanımız da itiraz etmeyip, durun arkadaşlar dememesi çok ilginçti, hele içlerinde Fevzi Topuz başkanım gibi bir siyaset kurdu varken.. Eylemin bir mantığı ve hedefi olur...

Katılıyorum...

Hele Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde sendikacılarla yaşananlardan sonra kesinlikle katılıyorum...

Sakın yanlış anlaşılmasın, diploma iptali dahil son zamanda yaşananları onaylamıyorum. Her şey demokrasi ve hukuk içinde çözüme kavuşturulabilir. Bizim batılılardan neyimiz eksik...

---------------                 --------------

GÜNÜN SÖZÜ; Önyargıları kırmak, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur. --Albert Einstein