Yatağan’ın Deştin Mahallesi ile Menteşe’nin Bayır Mahallesi arasında Tekağaç Mevkiinde Muğla Çimento A.Ş. tarafından Çimento Entegre Tesisi kurulmak isteniyor. Üstelik firma Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan aldığı ÇED Olumlu Kararı ve buna bağlı olarak dönemin Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş’ten aldığı “yapı ruhsatı” ile tepkilere rağmen inşaata başladı ve neredeyse tamamlamak üzereyken açılan dava sonucu ÇED Olumlu kararı iptal edilince, yapı ruhsatı da iptal oldu ve inşaat mühürlendi.

Muğla Çimento A.Ş. “pes etmedi” ve Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yeni (revize) ÇED başvurusunda bulundu. ÇED süreci tamamlandı. Duyumlarımıza göre, “ÇED Olumlu kararı”nın bu ay, olmadı önümüzdeki ay yazılması bekleniyor. Firma kararı eline alır almaz, yapı ruhsatını da alır ve inşaata kaldığı yerden başlar.

Tabii Deştinliler ve yaşam savunucuları da “pes etmeyecek” yine İdare Mahkemesi’ne başvurup, revize ÇED’in  iptalini talep edeceklerdir. Ancak olası dava açılıp sonuçlanıncaya kadar inşaatın tamamlanıp, çimento üretimine geçilebileceği de konuşuluyor ve bu olası bir durumdur.

O zaman ne olur?

Rivayet muhtelif, mahkeme yeniden ÇED iptal kararı verirse üretimdeki bir tesis yıkılabilir mi; bu kolay mıdır, mümkün olabilir mi bilemiyorum... 

+

Yeni ÇED süreci devam ederken, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, bakanlıktan ÇED sürecinin durdurulmasını isteyen bir açıklamada bulunurken, Deştinliler ve çevreciler de benzer açıklamada bulunurken, beraberinde yerel yönetimlerden imar planlarının iptalini istediler.

Hatta Deştinliler ve çevreciler Ankara’ya giderek, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşüp dertlerini anlattılar ve muhtemelen yerel yönetimlerin imar planlarını iptal etmeleri gerektiğini de anlattılar.

Bu arada Deştinliler ve Yaşam Savunucuları Başkan Ahmet Aras ve Başkan Gonca Köksal’ın katılmadığı Büyükşehir Meclis Toplantısı’nda “İmar Planı değişikliği” taleplerini yenileyip, bu yönde bir karar alınmamasını protesto ederlerken, Deştinli olduklarını söyleyen kadınlı erkekli bir gurup ta çimento fabrikası şantiyesi önünde eylem yapıp, “Çimento Fabrikası İstiyoruz” diye pankart açtılar.

Ben o zaman “Çimentocuların işi” diye düşünüp bu eylemi ciddiye almamış, görmezden gelmiştim.

Önceki gün benzer insanlar olduğunu düşündüğüm topluluk “Muğla Yatırım Platformu” pankartı açarak Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı önündeydiler...

Ellerinde “Gerçek köylüler burada.”, “Enerji yatırımları istiyoruz.”, “İşsizler iş istiyor siyaset değil.” yazılı dövizler taşıyorlardı...

Platformun sözcüsü olmalı Bircan Avcı elindeki metni okuduktan sonra olaysız dağılmışlar...

+

Şaşırtıcı bir eylem...

Deştinliler ve kendilerini destekleyen yaşam savunucuları söz konusu çimento entegre tesisi yatırımına karşı çıkarken “nöbet” eylemi başlatırken, Deştin dışındaki eylemlerini de Bahattin Gümüş Başkanlığındaki Menteşe Belediyesi önünde başlatmışlardı.

Bu “Deştinliler” ise mühürlü çimento fabrikası şantiyesi önündeki eylemlerinden sonra önceki gün Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı önündeydiler. Sessizce gelip sessizce gitmeleri alışılmadık bir eylem biçimiydi...

Şimdi ortada çimento entegre tesisine karşı çıkan “Deştinliler ve kendilerine destek veren yaşam savunucuları” ile bir de “Hayır biz yatırım istiyoruz, gerçek köylüler biziz” diyen öteki Deştinliler var...

Henüz “Öteki Bayırlılar” yok! Onlarda çıkarsa şaşırmamak gerek...

Bugüne kadar bu konuda “Deştinliler ve yaşam savunucuları” konuştu... Çok ciddi hukuksal mücadele verdiler... Hep onları dinledik, hiç “Deştinliler, Bayırlılar bu insanlardan ibaret mi?” diye de sormadık, sorgulamadık.

Şimdi karşımızda kendilerine “Muğla Yatırım Platformu” adını yakıştırmış Deştinli olduklarını söyleyen bir topluluk var. Bu topluluğun sözcülüğünü yapan Bircan Avcı eylemlerinden sonra görüşmemizde “Bize sırtınızı mı dönüyorsunuz? Bizi yok mu sayacaksınız, biz varız.” dedi...

Objektif gazeteciliğin gereği olarak böyle bir tutum içinde olmayız... Üstelik her iki tarafı dinlemek durumundayız... 

+

Bölgelerinde “yatırım” isteyen “öteki Deştinliler” çimento fabrikası şantiyesi önünde geçen yıl Kasım ayında yaptıkları eylemde, öteki köylüler adına açıklamada bulunan Bircan Avcı “Şimdiye kadar meydana gelen olaylar neticesinde meselenin çevre olmadığını, başka faaliyetler yürütülerek Türk sermayeli şirketin önünü kesmek için yapıldığını anladık” diyerek yerel yönetimlere seslenip şu ifadelerde bulunmuştu:

Bir avuç azınlığın sesine göre hareket etmeyin bizlerin burada en büyük sorunu işsizliktir. Eğer halkın isteklerine göre karar veriyorsanız bakın biz buradayız. Şimdiye kadar burada bu kadar kalabalık eylem yapan olmadı. Tüm köy halkı bu fabrikanın açılmasını istiyor. Sizler de bizi yönetenler olarak bizim sesimize köylünün sesine kulak verin

Önceki gün Büyükşehir Başkanlık binası önünde yine “öteki köylüler” adına açıklamada bulunan Bircan Avcı “Bugün burada, güzel şehrimiz Muğla’nın geleceği için hayati öneme sahip bir konuyu konuşmak üzere bir araya geldik. Hepimizin bildiği gibi Muğla, doğal güzellikleri, zengin tarım potansiyeli, enerji kaynakları ve madencilik alanındaki değerleriyle eşsiz bir kenttir. Ancak, bu güçlü potansiyeli sürdürülebilir kalkınmaya dönüştürme noktasında yıllardır hak ettiği yatırımları yeterince alamamıştır.” diyerek şöyle devam etmiş:

İlimiz, maalesef gelir kaynaklarının sınırlı, iş olanaklarının kısıtlı olduğu bir kent olarak karşımıza çıkıyor. Oysa, Muğla sadece Türkiye’de değil, Dünya’da da önemli bir marka haline gelebilecek değerlere sahiptir. Bu değerleri ekonomiye kazandırmak, doğru yatırımlarla mümkündür. Muğla’da yatırım yapmak isteyen iş insanları ve yatırımcılara ise çoğu zaman, sayıları bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar istemezükçüler engel olmaya çalışıyor. Onların tuzu kuru. Bizim çektiğimiz ekonomik zorlukları çekmiyorlar. Onların çocukları işsiz değil! Bizler bu düşünce ile bir araya gelmiş yıllardır sessiz çoğunluk olanların sesiyiz. Artık Muğla’da yatırım isteyen sessiz çoğunluğun da bir sesi var. Amacımız, ilimizde yatırım ve istihdamı artıracak projeler geliştirmek ve bu projelere katkı sağlayacak yatırımcıları bölgemize çekmektir.” 

+

Açıklamasında Muğla’nın yenilenebilir enerji alanında büyük bir potansiyele sahip olduğuna da dikkat çeken platform sözcüsü Avcı yakında dernekleşeceklerini de belirterek şu ifadelerde bulundu:

Güneş ve rüzgâr enerjisi, Muğla’nın doğal kaynakları arasında öne çıkmaktadır. Bu alanlara yapılacak yatırımlar hem çevresel sürdürülebilirlik sağlayacak hem de enerji üretiminde dışa bağımlılığı azaltacaktır. Madencilik ve mermercilik de Muğla’nın önemli değerleri arasında yer almaktadır. Dünya çapında ün yapmış mermer rezervlerimiz, doğru şekilde değerlendirildiğinde hem ihracat gelirlerimizi artıracak hem de istihdam yaratacaktır. Bölgemizde bulunan Termik santraller, maden ve mermer ocaklarının atıklarının bertarafı da önem taşımakta. Atıkların değerlendirilerek katma değer haline gelirken bertaraf edilmesini sağlayacak çimento fabrikası, beton santralleri, kalsit üretiminde kullanılacak kırma ve eleme tesisleri gibi tesislerin atıklarının bertarafı için gerekli yatırımlarında bir an önce yapılması önem taşıyor. Tüm bu tesislerin bölgemizde yarattığı istihdamı önemsiyor ve destekliyoruz. Bu doğrultuda, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve iş dünyasıyla iş birliği içinde çalışarak, Muğla’mızı ulusal ve uluslararası yatırımcılar için cazip bir merkez haline getirmek istiyoruz. Katılımınız ve desteğiniz için teşekkür ediyorum. Hep birlikte, Muğla’nın geleceğini inşa edelim.

+

Hiç kimse merak etmesin. Bu köşede hiç kimseye, hiçbir gelişmeye sırtımızı çevirmedik, çevirmeyiz.

Bircan Avcı’nın anlattıklarını tartışabiliriz. Tartışılmalı da...

Şu ana kadar bu anlamda bir tartışmaya da tanık olmadık. Olsaydık paylaşırdık.

Bundan sonra bu platform ne yapar ne eder, bir daha karşımıza nasıl gelir bilmiyoruz.

Ancak ben bu gelişmeden sonra “gazeteci” olarak işimizi eksik yaptığımızı düşündüm. Mikrofonu hep “pozitif ayrımcılık” da yaparak aynı tarafa tuttuk. En azından ben böyle davrandım.

Gerçi ortada yatırımcının dışında başka bir tarafta yoktu... Ancak biz gazeteciler “Bu köyün, bu bölgenin  tamamı bu yatırıma karşı mı?” diye de sormalıydık.

Neyse, bir başka tarafta varmış, gördük...

---------                   -----------

GÜNÜN SÖZÜ; Yanlış bilgiden sakının; bilgisizlikten daha tehlikelidir. --George Bernard Shaw