İnsanlar arası çatışma, çelişki, anlaşmazlık ve gerilimler kaçınılmaz. Zaman oluyor insan kendisi ile bile çelişki ve çatışma yaşıyor. Böyle olmasaydı koca Yunus “Bir ben vardur bende, benden içeru” deyip insanın kendisiyle çatışmasının şiirini söyler miydi 13-14. asırda? Gündelik hayatımızda da masum çatışmalar yaşarız. Farklı düşünmek, farklı inanmak, iletişim kuramamak; çoğu zaman yanlış anlaşılmak ve benzeri durumlarda çatışmalar yaşanır. Meğer bilimin bu konularda teorileri, söyleyecek lafları ve bulacağı çözümler varmış…

22 Ocak günü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdarî Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Füsun Özerdem ve Dr. Burhan Barlas, Menteşe Emekliler Meclisi Yürütme Kurulu’na bir eğitim semineri verdi. Konu “Çatışma ve Çözüm Üretme” idi. Toplantı Emekliler Meclisi grubunda duyurulunca merak ettim ve heyecanla bekleme başladım. Öyle ya… Günümüzde sosyal medyanın da yayınlaşmasıyla bilgi çok daha hızlı yayılıyor ama çelişki ve çatışmalar da gün-be-gün artıyordu. Yoğun bilgi dolaşımı, aynı zamanda yoğun çatışmayı da doğuruyordu. Ayrıca yıllarca akademik hayatın cilvelerini görmüş ve bir süre de yönetici olarak, çatışmalara çözüm üretmek için gayret sarf etmiş biri olarak, bir bilim insanının çatışmalar için çözüm üretme konusunda tespitleri merakımı mucip olmuştu.

Seminer günü ve saati geldi. Çok yağmurlu bir Perşembe gününde, şehirde pazar telaşı yaşanırken biz 15 kadar insan, çatışma ve çözüm konusunda bir araya geliyorduk.

Füsun hanım, önce çatışmanın kavramsal yönünü anlattı ve buna bağlı olarak hayatın çatışmalı boyutunun kaçınılmazlığına dikkat çekti. Şüphesiz bu teori ve pratik yönü de çok ilginçti ama beni esas heyecanlandıran kısım, hayvanlarla sembolize edilen “çözümcü tavırlar” kısmı idi. Meğer ne güzel tespitler varmış çatışmalar ve çözümler konusunda!...

ÇATIŞMA ÇÖZÜM YÖNTEMLERİ

Çözümcü anlayış başlıkları şöyle: “kaplumbağacı çözüm, baykuşcu çözüm, köpek balığı çözüm, oyuncak ayıcı çözüm ve tilkici çözüm”…

Başlıklar enteresan değil mi?...

Tabii ki başlıklar tesadüfen veya “yeşillik olsun” diye hayvan adlarıyla ifade edilmemiş. Mesela “kaplumbağacı çözüm”de çatışma ile karşılaşıldığında tıpkı kaplumbağanın yaptığı gibi geri çekilmeyi tercih etmek varmış. Bu tip çözüm üretenler risk almayı sevmezler ve çatışmayı çözmekten kaçarlar. Bu tür çözümleri tercih edenler, sorunu halledemezlermiş.

Köpekbalığı tarzı çözüm üretenler, köpek balığının saldırganlığını kullandıklarından bu adlandırmayla anılırlarmış. Bunlar sadece sonuç odaklı çözüm anlayışını benimserler, onun dışında hiçbir şeyi önemsemezlermiş. Bu tavırları, başkalarının kin ve düşmanlığını arttırırmış.

Oyuncak ayı metodu kullanan çözümcüler, ilişkilere önem verirler; ancak çözüm hedefi gütmezlermiş. Çözümden ziyade beğenilmek odaklı düşündüğünden, uyum lehine çatışmalardan kaçınır, çatışmanın birine zarar vermesinden kaçınırmış. Tabii böyle olunca da çözüm üretmek yerine istismar edilmeye açık bir tavır sergilemiş olurlarmış.

Tilki, kurnazlıktan ziyade “uzlaşmacı tavrın sembolü imiş. Bu tür çözüm yolunu tercih edenler, ilişki ve hedeflerle kısmen ilgilenirler; ortak paydada birleşme adına hedef ve ilişkilerinden fedakârlık yapabilirlermiş. Kendi iççinde bir kurnazlık demek olan bu yöntemi kullananlar ideal olmayan sonuçlara da hazır olmalıymış.

Gelelim “baykuş yöntemi” denen “yüzleşmeci ve iş birliğini tercih eden” çatışma çözüm yöntemine. Bu yöntemi kullananlar “kendi hedeflerine ve ilişkilerine değer verip çatışmaların mutlaka çözülmesi gerektiğine inanırlarmış. Ayrıca çatışmaları çözüme kavuşturmak için gerilimi azaltmayı tercih ederler ve buna bağlı olarak ilişkileri geliştirmeyi tercih ederlermiş. Çatışmayı yaşayan tarafları tatmin edecek çözümler üretip çözüm bulunana kadar ve gerginlik ortadan kalkana kadar zihniyet tatmini yaşamazlarmış. Bu yolu tercih edenler, çok fazla zaman ve efor harcayarak bir tür fedakarlıkta bulunurmuş.

Valla çözümcü başlıkların taşıdıkları hayvanların özellikleriyle uyumu harika ve çözüm süreçlerini kullanma için çok iyi bir tasnif ve tespitler zinciri.

İmdiiii…

“Hocam yıllarca idarecilik ve akademisyenlik yaptınız. Sizin çözüm üretmeniz hangi başlıkla ifade ediliyor?” diye sorabilirsiniz.

Seminer sonunda bir test uygulandı ve ben seminerin bu kısmı anlatıldığında da tercihimi söyledim. Basit bir test yapıldı ve benim başta söylediğim tercih çıktı: baykuş… Beni dışardan görenler köpek balığı yöntemi kullanacağımı zannederler. Dışarıdan bakıldığında cerbezeli ve çatışmacı biri gibi görünürüm ama aslında “akıl var mantık var” diyerek nitelikli çözüm için “baykuş” yöntemini kullanırım.

Sağ olasınız Füsun hocam ve sevgili Burhan… Teşekkürler Emekliler Meclisi organizatörleri… Bunu saymayız; başka seminerler de bekleriz.