“Yeni cami” dediğime bakmayın; Kötekli’nin ilk camii olan ve resmî adı da “Kötekli Camii” olan cami, yeniden yapılarak ibadete açıldı.

6 Nisan 19914 günü Muğla’ya geldiğimde, üniversitenin Kötekli’deki lojmanlarında kalıyordum. Dolayısıyla Kötekli camii’ne gidiyorduk.

Kötekli camii kare planlı, kiremit çatılı bir cami idi. 1967’de her şeyini köylünün karşılayarak yapılan bir cami. Köylüler o devirde develerle kum, çimento, tuğla, kiremit, kereste, kireç taşıyarak kendileri yapmış o sempatik binayı. Vaktiyle, Kötekli’nin artık büyüdüğünü, öğrenciler de gelince Cuma, teravih ve bayram namazlarında yetersiz kaldığı için genişletilmesinden söz edecek oldum; caminin her yerinde alın teri, kol gücü olanlar, şiddetle karşı çıktılar. Haklıydılar… Çünkü orada kendi emeklerini görüyorlardı.

Sonda devran dönü gün geldi, cami artık yetmemeye başlayınca Malatyalı hayır sahibi İlhami Mengen ailesi ilgilileri ikna etmiş ki cami Ocak 2023’te ibadete kapantı ve Şubat 2023’te yıkım başladı; 1 Eylül günü zemin hafriyatı da yapıldı ve 20 Eylül günü tabliye betonu dökülerek yeni caminin inşaatına başlanmış oldu. İnşaatın 2025’te biteceği söylendiyse de bizdeki her plansızlık gibi, bu inşaat olanı da tutmadı ve caminin ibadete açılışı 13 Mart 2026 gününe kaldı. “Geç olsun, güç olmasın”dı… Plan ve inşaat uygulamasında bazı sorunlar yaşandı ama nihayet cami tamamlanıp ibadete açıldı…

Kötekli mahallesi, 1992’dekş Kötekli değil artık. En az 15.000 yaşadığı, 2000 kadar da köy halkının ikamet ettiği bir yer. Hacıaraplar camii ve kampüsteki Ali Rıza Hakses Camileri Cuma, teravih ve bayram namazlarında yetmemeye başladı. Malum camiler, en kalabalık namazlara göre planlanır. Kötekli’de insan sayısı arttı ama camiler hep aynı kaldı. Eski Kötekli Camii’nin yıkılmasıyla, köydeki 56 yıllık bir hatıra maalesef silindi ama yerine kubbesiyle, Gençlik Merkeziyle, daha geniş hacmiyle bir cami kazandırıldı.

Caminin adı basında ve sosyal medyada “ Saburhaneli Gazi Caferoğlu Enver Kutlay Camii” olarak geçti. Tabii bu bilgi verilirken bu ismin verilme sebebi de izah edilmiş olsaydı çok daha iyi olurdu. Halk şimdi bu isimin sadece “Enver Kutlay” kısmını kullanır ve başına da “Kötekli” yer adını ekler muhtemelen.

Camimiz hayırlı uğurlu olsun. Nice güzel günlerde ibadet etmek imkânı bulunsun. Minaresinden ezanlar dinmesin…

GELELİM ELEŞTİRİLERİMİZE

Ne güzel!... Klasik mimarî geleneğe uygun kubbeli bir camimiz oldu.

Fakaaat!...

İç tezyinatında (süsleme, tezhip) sorunlar var.

Sermahfilde mermerle yapılmış geometrik şekilli trabzanlar geleneğe uygun olarak işlenmiş. Onlarda dejenere bir zaaf yok ama kubbedeki ve yan taraflardaki genellikle rûmî ve palmet süslemelerde, temel motif kalıplarına hiç uyulmamış. Mesela kubbedeki şemsenin çevresine yapılan palmetlerde dış hat verilmiş ama her bir yaprağın kendi çizgisini belirtecek çizgiler çizilmemiş. Bu haliyle bu ve diğer palmetler, ilkokul çocuğunun acemice çizdiği basit taklit resimlere dönmüş. İnsan bunları biraz işleyerek oraya resmeder.

Tezhiplerdeki ve rûmîlerde de benzer acemilikler veya ihmaller söz konusudur. Mesela kubbedeki şemsenin ortasındaki rûmî motiflerin genel çizimi klasik geleneğe çok uzaktır. Ayrıca bu rûmîlerin sap kısmı biri alttan biri üstten geçmeli olmalı. Burada hepsini üstten yapıp geçmişler. Bir de rûmîler basiy motif kalıpları değildir. Onların işçiliği başlı başına bir maharet ister. Şemsedeki rûmîlerin gövde kısımları güya altın rengi ile boyanmış ama o boyamalar çok özensiz. Böyle bir rûmî gövde boyamasını klasik dönem eserlerinde asla göremezsiniz. Kubbedeki şemsede tığ süslemesi yok ama çerçevede acemice çizilmiş; her birinin şekli birbirinden farklı. Burada yer alan rûmîler sadece dış kontürlerle bırakılıp işlenmemiş. Ne temel motif standardı var ve ne de rûmî işçiliği. Sanki bu motifler negatif çizgilerle bırakılmış çizimler gibi. Rûmîlerin oturduğu zemin renklendirldiği için daha çok göze çarpıyor ama anlayan için anlamsız bir alan olarak görülüyor.

Bir de kıble duvarında yer alan aynalı istif “Huve”nin çerçevesini oluşturan rûmîlerdeki düzensizlikler var… Bazılarının gövde kısmı büyük, bazılarının küçük. Ayrıca o kompozisyonda kullanılan motifin rûmî olduğunu ve buna bağlı olarak standart klasik özellikleri taşıdığını anlamak ve tabii ki buna bağlı olarak kompozisyon estetiğinden zevk almak mümkün değil. Orada klasik rûmî motif işçiliği çok iyi olmalıydı.

Bir de dört halife ve Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in adlarının yazılı olduğu hüsn-i hatlar var. Hz. Hüseyin’in adı yazılırken, hattatın boyası mı bitmiş ne; sondaki “nun” harfinin gövdesini tamamlayamamış ve sanki “rı” harfi yazılmış gibi. Hz. Hasan’ın adında “nun” harfi kendi şahsiyet ve ihtişamıyla duruyor ama Hz. Hüseyin’e gelince çekmiş “rı” harfine dönüşmüş mübarek…

Elbette bu tespitlerim, klasik geleneğe uyan bir iç tezyinatın olduğu camiye sahip olmak ve orada ibadet ederken ilahî ve tevhidi güzelliğin estetiğini görüp ruhumuzun ve gönlümüzün derinliklerinde hissetmektir.

Bazı eleştirilerimiz olmakla birlikte, başta hayır sahibi İlhami Mengen olmak üzere, Kötekli mahallemize kazandırılan cami için vesile olanlara teşekkür ederiz.

Not: Kötekli Saburhaneli Gazi Caferoğlu Enver Kutlay Camii’nin açılış günü bende 2 özel hatırayı da barındırır. İlki, kadim dostum Emrehan Küey’in 2006’da vefat günü olması. İkincisi de Türkiye’nin son dönemde yetişen birkaç entelektüelinden bir olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın, caminin ibadete açıldığı gün öğleden sonra vefat etmesi. Her ikisine de Allah rahmet eylesin.