Gеçеn sеnе 104. yılını, bu yıl 105. yılını kutladığımız 23 Nisan, Türkiye'de “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olarak kutlanmaktadır.
Bu bayram, Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmiş olup, 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı gün olarak anılmaktadır.
Dünyanın ilk ve tek Çocuk Bayramı olarak kutlanan 23 Nisan, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği en kıymetli hediyedir. Resmi tatil olarak kabul edilen bu özel gün: 23 Nisan, sadece “ulusal egemenliğin, millet iradesinin” değil, aynı zamanda “barışın ve sevginin” de bir simgesi haline gelmiştir.
23 Nisan’ın gelişiyle de birçok kişi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının neden çocuk bayramı olarak kutlandığını merak ediyor. Din, dil, ırk ayırt etmeden Atatürk tarafından tüm çocuklara armağan edilen bu özel gün, neden çocuklara ithaf edilmiş olabilir?
+
Bu, bazıların “sandığı” veya “savladığı” gibi, “millet iradesinden, egemenliğinden” bir vazgeçiş değildir.
Elbette hilafetin geri gelmesini isteyecek kadar vazgeçilmesini isteyenler vardır ve çıkacaktır da...
Ancak hala seçmeni sandık başına en çok giden birkaç ülkeden biriyiz. Milli ve millet egemenliğine, iradesine 81 ilinde sahip çıkılan bir ülkeyiz.
Elbette sıkıntılarımız, aksaklıklarımız var. Sıkıntılar TBMM açıldığından ve Cumhuriyet ilan edildiğinden beri olmuştur, olmaya devam edecektir. Ancak ‘bağımsızlık’, ‘demokrasi’, ‘özgürlük’ 100 yaşını geçmiş hala genç Cumhuriyetimizin yurttaşlarının genlerine işlemiştir.
Cumhuriyet ne badireler atlattı.. Ama kimse de heves etmesin, artık buradan geri dönüş olmayacaktır.
Elbette kimse de rehavete kapılmasın...
+
Tabii bu gün, her zaman çocuk bayramı olarak kutlanmış değildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk ulusunun bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinin en önemli simgelerinden birisidir. 1921’de kabul edilen bir kanunla Meclis'in açılış günü olan 23 Nisan, ülkemizin de ilk milli bayramı olarak ilan edildi.
Ancak bu günün en baştan çocuk bayramı olarak kutlandığını düşünüyorsanız yanıldınız demektir. Çünkü bu tarihte çocuklara veya ulusal egemenliğe dair bir atıf bulunmuyordu. O dönemde resmi belgelerde sadece “23 Nisan Milli Bayramı” olarak adlandırılıyordu.
1922’de saltanatın kaldırılmasının ardından, 1 Kasım'da Hakimiyet-i Milliye Bayramı olarak kutlanmaya başlandı. Ancak zamanla, 1 Kasım yerini Millet Meclisi'nin açıldığı 23 Nisan'a bırakmış ve böylece 23 Nisan, “Hakimiyet-i Milliye Bayramı” olarak kutlanır hale gelmiştir. Daha sonra yapılan kanun değişikliğiyle başlangıçtaki “23 Nisan Milli Bayramı” adı “Milli Hakimiyet Bayramı”na evrilmiştir...
+
Peki 23 Nisan, nasıl çocuklara armağan edildi?
İşte o dönemde açılan ve bugün “Çocuk Esirgeme Kurumu” denilen “Himaye-i Etfal Cemiyeti”, o zaman yetim ve yoksul çocuklara yardım eden, sahip çıkan bir kuruluştu. Özellikle 23 Nisan Bayramı yaklaştığında, cemiyet yardım kampanyalarını hızlandırır, çeşitli yayın organlarına ilan verir ve gazetelerde yazılar yayımlardı.
Şimdi hala öylemi bilmiyorum, çocukluğumun 23 Nisanlarında Çocuk Yetiştirme Yurdunun daha okula gitmeyen çocukları da en güzel giysileriyle resmi geçide katılırlardı... Çok güzel görüntüler oluştururlardı...
Bu çalışmalarıyla dikkat çeken cemiyet, Mustafa Kemal Atatürk’ün de takdirini kazanmıştır.
Atatürk'ün desteğiyle özellikle Milli Hakimiyet Bayramları'nda önemli kampanyalar düzenleyen bu cemiyet, böylece 23 Nisan Bayramı’nın çocuklarla birlikte anılan özel bir gün haline gelmesine vesile olmuştur...
Cemiyet (Çocuk Esirgeme Kurumu.. 2011’den itibaren Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü), 1927’de, geniş kapsamlı ve resmi bir çalışma yürütmek istediği için 23 Nisan'ı “Çocuk Bayramı” olarak adlandırmıştır.. Bu adım, Atatürk tarafından da memnuniyetle karşılanmış ve böylece 23 Nisan, Milli Egemenlik Bayramının yanı sıra ilk kez o yıl “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmıştır...
+
23 Nisan, Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin sonsuz çabası ve Atatürk'ün de sağladığı destekle halk arasında çocuklarla özdeşleşirken, o 1927 yılından itibaren “resmi bir isimlendirme olmaksızın” her 23 Nisan, “Hakimiyet-i Milliye ve Çocuk Bayramı” olarak kutlanır olmuştur.
Ancak, 1981 yılında yapılan resmi düzenlemeyle bu özel gün artık bizim de bildiğimiz haliyle, yani “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adıyla son halini aldı.
Böylece bu bayram, “ulusal egemenliğin” önemini vurgularken çocukların da özel günü olarak takvimlerde yerini almış oldu...
23 Nisan, özellikle 1980'lerden itibaren dünyanın dört bir yanında kutlanmaya başlandı. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı mirası, bugün de yaşatarak tüm çocukların ve çocuk kalanların Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyoruz...
+
Unutmayalım, aslında bugün “Egemenlik” günü; millet iradesinin, milli iradenin kutlandığı, kutsandığı gün. Ve böyle bir günün “çocuklarla anılmasının” anlamı çok daha büyük.
Egemenlik çocuklarımızın geleceği için... Egemenlik Dünya çocuklarının kardeşliği için... Çocukların ölmemesi, öldürülmemesi, istismar edilmemesi, çalıştırılmaması, çocuk yoksulluğu ile açlıkla tanışmaması için...
“Atatürk çocuklar” olmaları için...
Atatürk çocukları bugün mutlu bir gün geçirecekler.
Hepsi her şeye sahip olmasa da, birinde olan ötekinde bulunmasa da onların ortak özelliği çocuk olmak.. Bayramlar çocukları mutlu eder...
Ama...
+
Ama ben bugün çocuklarımız kadar mutlu olamıyorum.
Onlara ne vaat ediyoruz?
Ben bu sorunun yanıtını veremiyorum. Sizin kendi çocuklarınıza kişisel vaatlerinizden söz etmiyorum. Unutmayın bütün çocuklar bizim çocuklarımız. Onlara ne vaat ediyoruz?
Maalesef ülkemizde çocukların ağır sorunları var...
Türkiye’de 2023 yılı içerisinde toplamda 500 binden fazla çocuğumuz bir biçimde bir suçun bir parçası oldular; ya mağdur oldular ya sanık oldular ya da tanık oldular... 270 bin civarı çocuğumuz mağdur oldu, 170 bin civarı çocuğumuz sanık oldular.
Senelerdir ekonomik darboğazdan çıkmanın yollarını arayan Türkiye, öz evlatlarını doyuramıyor. Resmi verilere göre; 6,5 milyon çocuk aşırı yoksulluk içinde yaşarken, ilköğretim çağındaki her üç çocuktan birisi yatağa aç giriyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) araştırmasında da tablo vahim. Ülkede her beş çocuktan biri yeterli beslenemezken her dört öğrenciden biri okula aç gidiyor. Yardım edilen çocuk sayısı ise giderek artıyor. 2012’de çocukların beslenmesi için ailelere yapılan maddi yardım sayısı 37 bin iken bu 2024 sonu itibariyle 5,5 kat artarak yaklaşık 200 bine ulaştı. Sosyal yardımlarla ayakta kalmaya çalışan ailelerin çocukları ayrıca yüksek gıda fiyatları yüzünden karbonhidrat, yüksek yağ, yüksek basit şeker ağırlıklı besleniyor.
O yalancı bellediğimiz TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu ) daha 5 gün önce açıkladı.
Çocuk işçiliğinde korkunç tablo TÜİK verileriyle ortaya çıktı: Açıklanan verilere göre (2024) çocuk nüfusu azalmaya devam ederken çocuk işçiliği dikkat çekici boyutlarda sürüyor. Her dört çocuktan biri işgücü piyasasında yer alıyor. Hane halkı İşgücü Araştırması 2024 yılı sonuçlarına göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı yüzde 24,9 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oran erkek çocuklar için yüzde 35,6, kız çocuklar için yüzde 13,7 olduğu görüldü...
+
23 Nisan’a dair çok şiir ve şarkı bulunmaktadır. En yaygın bilinenlerden “Bugün 23 Nisan Hep Neşeyle Doluyor İnsan” adını taşıyanda “Sanki her tarafta var bir düğün, / Çünkü, en şerefli en mutlu gün. / Bugün 23 Nisan, / Hep neşeyle doluyor insan.” denirken, “23 Nisan Kutlu Olsun” diye başlayanda ise şöyle denir:
“23 Nisan kutlu olsun. / 23 Nisan kutlu olsun. / Sevinin küçükler, övünün büyükler / 23 Nisan kutlu olsun.
Çok büyük bayram bu bayram, / Herkese kutlu olsun. / Çok büyük bayram bu bayram, / Herkese kutlu olsun...”
Herkese kutlu olsun da maalesef ben neşeyle dolamıyorum... “Yaşça” bir büyük olarak da övünemiyorum. Bu Çocuk Bayramını kutlama hakkım olduğunu sanmıyorum.
Tek tesellim hala egemenlik hakkım var.
Ve ben Mustafa Kemal Atatürk’ün, kendisinden sonra ezilecek, öldürülecek olan kadınlara ve çocuklara büyük kıymet vermiş olmasını düşündürücü buluyorum... Ruhu şad olsun...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Dünyada hiçbir şey başkalarının hakkından daha kutsal değildir. --İmmanuel Kant