GÜNDEMİ TAKİP ETMEK ZOR
Dünkü yazımı “Yanlış anlaşılmasın, buna karşı değilim, ama Dünya Kenti Muğla’da bu içine edilmiş alanın da artık geleceğini belirlemeliyiz...” diye noktaladım. Ki Esma Turan arkadaşımızda bir gazetecilik örneği sergileyerek, 13 Mayıs 2025 tarihli haberine “Bir yıl geçti, Menteşe Kent Meydanı anketi ne oldu?” başlığı attı. Ben de bugün için şöyle bir “gönül gözü” ile bir yazı kaleme alıp “Sahi ne oldu, buz pateni merkezi filan mı yapacaksınız?” diye sorayım diyordum, Bodrum’dan bizim Ali Turbalıoğlu’nun tepkilerine de sebep olan “Bodrum’a Boğa Güreşi şoku! Hayvan hakları savunucuları ayakta!” başlıklı haber geldi.
Selda Öztürk arkadaşımızın bu haberini görünce “Menteşe Kent Meydanı”nı yazmaktan vazgeçmedim erteledim.. Üstelik, “Boğalar dövüştürülmez, güreşir..” başlıklı bir yazı kaleme almaya hazırlanıyordum, ki bu defa “Bodrum'da yanlıştan dönüldü! Kaymakam Boğa Güreşi Festivaline geçit vermedi!” haberi geldi ve Muğla’da gündemi takip etmenin zorluğu bir kere daha anlaşılırken bu yazıyı yazmak da şart oldu...
+
Bodrum’dan gelen ilk haber “Bodrum’un Yalıkavak Mahallesi’nde 25 Mayıs’ta yapılması planlanan boğa güreşi organizasyonu, ilçede tartışmalara neden oldu. Hayvan hakları savunucuları, ‘Kültür, şiddetle yaşatılamaz’ diyerek etkinliğin iptali için kampanya başlattı.” denilerek şöyle devam ediyordu:
“Muğla genelinde 11 Mayıs itibarıyla 23 farklı noktada boğa güreşi festivali düzenlenmesi planlanıyor. Bu etkinliklerin durdurulması için yasal başvurular yapılırken, hayvan hakları örgütleri sosyal medyada ve sahada kamuoyu oluşturma çabasında. ‘Köyceğiz Canları Yeryüzüne Adalet Derneği’ ve ‘Muğla Hayvan Hakları Komisyonu’ tarafından başlatılan kampanyada, boğa güreşlerinin bir eğlence değil, sistematik şiddet olduğu vurgulandı.
Hayvanseverler, 20 Mayıs’ta Yalıkavak’ta bir protesto gösterisi düzenlemeye hazırlanıyor. Öte yandan, ‘#BoğaGüreşiVahşettir’ ve ‘#BoğaGüreşineHayır’ etiketleriyle sosyal medya üzerinden kamuoyuna çağrı yapılıyor.”
+
BOĞALAR KAVGA ETMEZ, DÖVÜŞMEZLER DE GÜREŞİRLER...
Şaşırtıcı bir çıkış, ama Bodrum’dan böyle bir çıkış hiçte şaşırtıcı değil. Nede olsa Bodrum demokratik kitle örgütlerinin nicel ve nitel güçleri, “toplumsal muhalefet ve direnç” bakımından Muğla’nın İsviçre’si...
Hal böyle olunca kendisine “çoban” sıfatını yakıştıran “Büyükbaş hayvan yetiştiricisi” Ali Turbalıoğlu da “Kimse benim kadar hayvan dostu olamaz” dercesine Menteşe’nin Salihpaşalar Mahallesi’nden tepki gösterdi. Selda arkadaşımızın haberinin altına şu yorumu (özetle) yaptı:
“Bu ülke sadece bu arkadaşlara mı ait, onların istediği gibi mi yaşamak zorunda? Bu insanlar bu hayvanlara nasıl bakıldığını biliyor mu bu? Hayvanlar merada zaten bir birleri ile kavga ediyor, gerçi bu insanlar meranın ne olduğunu dahi bilmiyordur. Benim boğam yok, ama önceden vardı. Bir avuç insan bir şey istiyor diye mi Bodrumun ayıbı oluyor? Sizler çok farklı bir ırktan mısınız, başka gezegenden mi geldiniz? Hani herkes bir birinin yaşam alanına zevkine karışılmazdı.. O insanların hangisinin hayvan baktığını merak ediyorum..”
Ali Turbalıoğlu uzun zamandır besicilik yapmıyor. Güreş Boğası da vardı, ona bir milletvekilinin adını vermişti... İki de kucağından indirmediği köpeği var. O yüzden “Hayvanlar merada zaten bir birleri ile kavga ediyor” ifadesine bakmayın, ‘kavga’ değil, ‘güreş’ demek istemiştir.
Ki boğalar kavga etmezler, dövüşmezler de, ama fıtratlarında vardır; güreşirler...
+
MUĞLA’NIN BİR DE VALİSİ VAR
Ali Turbalıoğlu’nun ‘naif’ tepkisini Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit ya görmedi ya da görmezden geldi... Ne yalan söyleyeyim, Kaymakam Çit Bodrum’da değil de Fethiye’de görev yapıyor olsaydı Ali Turbalıoğlu’nun tepkisini görür müydü?
Ben daha çok kaymakam bey Ula’da görev yapıyor olsa ne yapardı onu merak ediyorum...
Muğla’da en görkemli Boğa Güreşleri Arenası Ula’dadır... Allah rahmet etsin AK Partili Belediye Başkanı İsmail Akkaya yaptırmıştı... Rahmetli gerçekten bir “Hayvan sever”di...
Garip, hatta inanılmaz karşılayanlar olabilir, ama boğaların, develerin güreşinden, atların yarışından keyif alan insanlar inanılmaz derecede hayvanseverdir de...
Bodrum Kaymakamı Mustafa Çit çok büyük bir hayvan dostu, çok büyük demokrat olmalı ki, ‘#BoğaGüreşiVahşettir’ ve ‘#BoğaGüreşineHayır’ diyenlerin tepkisine hemen aynı gün tepki vermiş ve “festivali” iptal etmiş...
Aynı gün Bodrum Gazeteleri “Bodrum'da yanlıştan dönüldü! Kaymakam Boğa Güreşi Festivali'ne geçit vermedi! Bodrum Kaymakamlığı, Yalıkavak’ta yapılması planlanan boğa güreşi etkinliğinin iptal edildiğini duyurdu.” diye yazdı.
Bilindiği gibi boğalar Mayıs sonu ve Haziran’da güreşmeye başlarlar... Kış aylarında da develer güreşir. Bakalım Kaymakam Çit kış gelince de deve güreşlerini, hem de Bodrum’da yasaklar mı?
O değilde ben şimdi Ula’daki arenayı merak ediyorum. Az parada harcanmadı... Başka bir işe yarar mı acaba...
Ha bir de “Yağlı Pehlivan Güreşlerimiz” var... Pehlivan örkülendi mi pata küte giriveriyor... Ben boğa güreşlerinde kan aktığını görmedim, ama pehlivan güreşlerinde gördüm...
Ne yapalım, yasaklansın mı? Japonya da, Kore’de, Taylan’da “Dövüş sanatlarını”, adı üzerinde “dövüş” yasaklanır mı?
+
Tabii kanlı kansız muhabbeti de yersiz. Kaymakam Mustafa Çit’in iptal gerekçesini bilmiyoruz.
Belki üç-beş “hayvansever” öyle istedi diye böyle karar almamış, başka bir gerekçesi varmış olabilir. Kaymakamlıktan önceki gün akşam saatlerinde yapılan duyuruda şöyle denilmiş:
“Herkese iyi akşamlar. Yalıkavak’ta yapılması planlanan boğa güreşi YAPILMAYACAKTIR. Bilginize.”
Tabii bu ilin bir de Valisi var... Bu konuda kaymakamın yetkisi olduğuna göre, valinin de vardır.
Ki Bodrum Kaymakamı’nın gerekçesi belirsiz iptal kararı Muğla'nın diğer ilçelerinde de geçerli mi bilmiyoruz. Ali Turnbalıoğlu da “Abi artık Muğla’da boğalar güreşmeyecek mi?” diye bana soruyor.
“Muğla da mera mı kaldı?” diyemedim, “Vali bey bilir” demekle yetindim...
Merak edenler varsa bu konuda belediye başkanlarının yetkisi de yok gibi, varsa da zaten yetkiler kısılıyor...
+
MUĞLA BÜYÜKŞEHİR STATÜSÜNDEN ÇIKIYOR MU?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu haftaki Meclis Gurup Toplantısında CHP başta olmak üzere muhalefete ağır yüklendi. Anadolu'ya, cemaatlere, uluslararası ilişkilere dek uzanan 'ahtapot' benzetmesi yaptı... “Kararı yargı verecek..” ifadesi dikkat çekiciydi. Sanırım bugünlerde bir cemaate veya benzer bir yapıya operasyon var...
Tabii Erdoğan’ın PKK’nin silah bırakma kararının ardından yerel yönetimlerle ilgili “Yerel Yönetimlere özerklik mi geliyor?” dedirten açıklamaları da şaşırtıcı oldu.
Yerel yönetimlerle ilgili yeni düzenleme sinyali veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hemen hemen bütün belediyelerde yozlaşma olduğunu belirtirken, “Bu konudaki yaklaşımımız kesinlikle parti odaklı değil, tamamen sistem merkezli. Yerel yönetimler meselesinin, bütün boyutlarıyla konuşulması, tartışılması ve yeni bir düzene kavuşturulması kaçınılmaz hale geldi” diyor ve şöyle devam ediyordu:
“Büyükşehir belediyelerinin çoğunda karşılaşılan sorunların ilk sırasında merkeze uzak ilçeler meselesi yer alıyor. Yüzlerce kilometre uzaktaki bir ilçenin mezarlığından parkına kadar hizmetlerini koordine etmek elbette kolay değil. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri arasındaki yetki paylaşımının gözden geçirilmesi gerekiyor. Bazen yaşanan yetki karmaşası çatışma noktasına gelebiliyor. Bunun önüne geçebilmek için yetkilerin netleştirilmesi, bu görevi yerine getirmeyenlere ilgili, zorlayıcı veya devredici düzenlemelere gidilmesi şart. Köylerdeki tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde su, ahır, yol gibi hususlarda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bunların çözümü için köylerle ilgili hususların ele alınmasında yarar görüyoruz. Büyükşehir olmayan şehirlerle ilgili yeni belediye yönetimi statüsüne ihtiyaç var.”
Bunların hepsi doğru ve hepsi yürürlükteki Büyükşehir Yasası’nın yanlış ellerdeki bir sonucu...
+
Uzak ilçelerin büyükşehir statüsünden çıkarılması; Mahalleye dönüştürülen köylerin tekrar köy yapılıp, belediyelerden ırak tutulması; Turizm beldelerinin tekrar belediye yapılması; halk oylamasına götürülse “evet” çıkar...
Ama ben buradan “yerel yönetimlerin özerkliğinin” çıkacağını sanmıyorum, tersine yetkiler azaltılıyor... Çünkü AK Parti çevrelerinde yerel yönetimlerin yetkilerinin sınırsızlığından şikayetleri bir gerçek.. Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında “Vali ve Kaymakamların yerel yönetimler aleyhine yetkilerinin güçlendirilmesi” sinyalleri de gözlenmekte...
Bana bir de sanki hedefte Muğla var gibi geliyor. Çünkü büyükşehirler içinde tarife en çok Muğla uyuyor. Hal böyle olunca öncelikle Seydikemer, Datça, Bodrum Büyükşehir’den çıkarılacaktır. Belki Fethiye’de çıkarılır...
O zaman Büyükşehir diye bir şey kalır mı bilmiyorum. Bekleyelim görelim...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Zeki bir insana en büyük işkence, cahillerin tercih ettiği düzende yaşamaktır. --George Orwell