Dünkü yazımı şu satırlarla noktaladık:
“Yani o yayınlara karşı durmakla birlikte, o yayınlarda ‘acaba’ dedirten iddiaları sorgulamakta da imtina edemem. Bağımsız bir gazetecinin görmezden, duymazdan gelme lüksü, hakkı olamaz... Sormam sorgulamam, eleştirmem gereken bir konu, çimentocular gündeme getirmiş olsa da es geçemem... Geçersem gazeteci olamam... Kendisini yanlış tanımadıysam Ahmet Aras da böyle düşünür. Yerim kalmadı, şu kadar diyeyim:
Ben dostlarımın arkasında değil yanlarında olurum.”
Neden?
Nedeni açıklamadan önce anımsatmada bulunalım...
+
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ile birlikte Büyükşehir Belediyesi’ne ve MUSKİ’ye sahip çıkma ve arkalarında durma ‘kampanyası’ örgütlü olarak 20 Temmuz’da başladı.
Tabii Ahmet Aras Başkanın aradaki kendi sosyal medya paylaşımları dışında 10 Temmuz’da da bir sahip çıkma eylemi vardı... Bu eylem aynı anda 13 ilçede yapıldı ve şaşırtıcı bir şekilde düşük katılımlı bir eylem oldu. Özellikle hem Menteşe hem Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu il merkezinde Ahmet Aras Başkanın da olmasına rağmen Sınırsızlık Meydanı’nın doldurulamamış olması dikkatlerden kaçmadı.
Gonca Köksal Aras Başkan o gün Ankara’da “Belediye Başkanları” toplantısındaydı. Meydan da Gonca Başkan’da olsa dolar mıydı bilmiyorum...
Bu 10 Temmuz eylemleri ile Başkan Aras için başlatılan kampanyayı karıştırmamak lazım. Ki o gün Ortaca’dan yaptığı paylaşımda Milletvekili Gizem Özcan “Belediye başkanlarımızı, il başkanlarımızı ve yol arkadaşlarımızı hukuksuzca hedef alan anlayışa karşı bugün Ortaca’dan güçlü bir ses yükselttik.
Belediye başkanlarımız, halkın oylarıyla göreve gelmiş, meşruiyetlerini milletten almış kamu görevlileridir. Bugün Ortaca'da ‘Direniyoruz. Direnmeye devam edeceğiz’ dedik.” diyordu...
+
Ahmet Aras Başkan tutuklu değil... Gözaltında da değil... Kendisini hukuksuzca hedef alan, almış bir anlayış da bulunmamakta...
- “Ama her gün yeni bir iddiayı ortaya atan, karalama kampanyası yürüten medya var” diyenler olacaktır.
Evet, böyle bir kesim bence de var. Dünkü yazımda da vurguladığım gibi, onların yüzünden neredeyse bizde eleştiri, sorgulama yapamaz hale geleceğiz!
Ancak sapla samanı karıştırmamak lazım. İddiaların amacını bilsek de eğrisini doğrusunu bilemeyiz. Bilmiyoruz. İddiaların sahibi Başkan Aras’ın da bizim de bildiğimiz kişi ise ‘amacını’ ya da ‘öfkesini’ biliyoruz, anlayabiliyoruz da ama iddiaların eğrisini doğrusunu bilmiyoruz. Sorgulamak, araştırmak gerekir.
Elbette bu Cumhuriyet Savcılığı’nın işidir. Elbette hakim, savcı değiliz ama sorgulamak, araştırmak biz gazetecilerin de yurttaşlara karşı sorumluluğudur...
Hal böyle iken Milletvekili Gizem Özcan 20 Temmuz’da da “Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a ve Belediyemizin bağlı kurumlarına yönelik olarak son günlerde sahte hesaplar ve kaynağı belirsiz haber siteleri eliyle organize karalama kampanyası yürütüldüğünü görüyoruz.” diyerek şu paylaşımı yapıyordu:
“Başkanımız Ahmet Aras, yüzde 55’lik bir oy oranı ve yaklaşık 350 bin Muğlalının onurlu iradesiyle bu göreve gelmiştir. Göreve geldiği ilk günden bu yana liyakatten, şeffaflıktan ve sosyal belediyeciliği esas alan bir yönetim anlayışından taviz vermemiştir. Belediyemizin her adımı hukuk içinde ve kamu menfaatine uygun şekilde atılmaktadır. Bir kez daha altını çiziyoruz: Ahmet Aras yalnız değildir. Muğla halkının iradesini yalanlarla gölgeletmeyiz, seçilmiş yöneticilerimizi iftira kampanyalarına kurban ettirmeyiz.”
Burada çelişki yok mu?
+
Milletvekili Özcan’ın ifadeleri tartışılabilir, ama tepkisi tartışılamaz. Çelişki de yok...
İmamoğlu’nun durumu ile Ahmet Aras Başkanın durumunun aynı olmadığını üstelik bir hukukçu olarak Milletvekili Özcan da bilir.
Ancak herkesin bildiği gibi ilk tepki ve sahip çıkma hareketi CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı’dan geldi. Bir bakıma kampanya başlattı... Bu kampanyaya milletvekillerinin, ilçe başkanlarının, belediye başkanlarının sahip çıkmasından daha doğru bir şey olamaz.
CHP İl Başkanı Av. Zekican Balcı 20 Temmuz da yaptığı “Ahmet Aras’ın Arkasında Muğla Halkı ve CHP Örgütü Var” başlıklı yazılı açıklamada, şöyle diyordu:
“Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sn. Ahmet Aras’a, Belediyemize ve MUSKİ’ye karşı son günlerde sistematik biçimde yürütülen saldırılar, bir iftira kampanyasının ötesindedir. Bu, doğrudan Muğla halkının iradesine, Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütlü gücüne ve halkçı yerel yönetim anlayışımıza karşı başlatılmış organize bir linç operasyonudur.”
Bu kampanyanın künyesiz mevkuteler “Muğla Birgün Gazetesi”, “Muğla Flash Haber” ile yürütüldüğü aşikar.
Bu yayınların arkasındaki “gücün” derdini Ahmet Aras Başkan da, İl Başkanı Balcı da hatta biz de biliyoruz. Hatta hatta bunlara bir de Ankara’dan bir kuş eklendi: “Ankara Kuşu”...
Ben bu kuşun ötekileri ile bir bağı olduğunu sanmadığım gibi, doğrusu derdini de çok merak ediyorum...
+
Bildiğim bir şey varsa, o da 20 Temmuz’dan önce bu yayınların “tanınırlığı” eser miktardaydı... Hele benim “Ankara Kuşu”ndan 20 Temmuz’dan önce hiç haberim yoktu. Şimdi var ve merakla takip ediyorum...
Bana göre bu tepkiler, açıklamalar, özellikle İl Başkanı Balcı’nın başlattığı kampanya olmasaydı yayınları hiçbir anlam ifade etmeyecekti... Hepsini ‘meşhur’ ettiniz...
Çok olsa Savcılık dikkate alırsa soruşturma açar ve o soruşturma takipsizlikle sonuçlanırdı...
Bu kadar kıyamet neden koparılıyor anlamıyorum.
Bir yazımda da bir cümle etmiştim, Ahmet Aras Başkan sanki “olmayan bir basın yayınla” savaş halinde... Öyle ki “gazeteciler” de bilerek veya bilmeyerek, yalan yanlış yorum yapmaya başladı. İşte onlardan biri de Dalaman Belediyesi’ne yakınlığı ile bilinen Dalaman TV Sahibi Ethem Ersen... Dün Dalaman’dan bir yayın kaydı geldi. Orada canlı yayında şu ifadelerde bulunmuş:
“Ahmet Aras'ın bir medyası var, kendi çapında oldukça zayıf ve oldukça yetersiz bir medyası var. Yani sesini duyurabileceği mecralar anlamında söylüyorum. Aydın Ayaydın'ın da AK Parti içerisinde kendine göre, bir medyası var. Özellikle ben söylemiştim bundan bir kaç ay önce özellikle trol diye nitelendirilebilecek 4-5 tane web sitesi kurdurularak bir çok haberler pompalanarak asıl hedef Ahmet Aras'ı yıpratmak anlamında da sayın Aydın Ayaydın'ın bir medyası var. Milletvekili Kadem Mete'nin de kendine ait bir medyası var. Zaten Muğla medyası şablon medyadır. Gidersin Muğla’da 3 tane, 4 tane 5 tane gazete çıkıyordur, bakarsınız bunların hepsi hazırlanmış gelmiş standart haberlerdir. Bana da öyle binlerce haber geliyor ben yayınlamıyorum bile... Şablon medyasıdır, yani orada gazetecilerin, yani orada gazeteci olarak kendisini vasıflandıran habercilerin kendilerine özgü haberleri çok fazla yoktur.”
Çok güldüm...
+
Evet güleriz ağlanacak halimize...
Aydın Ayaydın Hocamı aradım, “Çimentocuların olarak bildiğimiz yayınları siz mi kurdunuz?” diye sordum. Olur ya Dalamanlı meslektaşımızın bilip de bizim bilmediğimiz vardır diye... “O nereden çıktı ya..” diye tepki gösteren Aydın Hoca “Ben hayatımda ne çimentocu ile görüştüm ne ona randevu verdim. Hayatta trollerim de olmadı. Ben söyleyeceğimi kendim söylerim. Dümdüz adamım. Zaten rahatlığım da buradan geliyor. Dedikodu bizim işimiz değil.” ifadelerinde bulundu.
Ethem Ersen efem Muğla Basınını da rencide ettiğinin farkında mı bilmiyorum. Farkında ise kendisini kınıyorum.
Ahh Ahmet Başkan Ahhh... Ne hallere geldik...
Hadi çimentocular ile öyle it dalaşı da yapmıyorsunuz, resmen savaşıyorsunuz... Bilmezdik Ankara Kuşu’nu da meşhur ettiniz. Şimdi oraya Muğla’dan yalan yanlış bilgi akıyordur...
Kime “danışıp” yapıyorsunuz bilmiyorum ki, “Ahmet Aras’ı Yedirtmeyiz!” diye kıyametler kopuyor. Millete “Acaba?” dedirtiyorsunuz.. Yoksa karnınızı ağrıtacak bir şey mi var...?
Orhan Okutan arkadaşımız da “Fethiye Alternatif Bakış” da “Bir Soruşturma Mı Var, Görevden Mi Alınacak?” diye başlık atmış...
Aslında bugün onu yazacaktım, olmadı, Yarın bakarız...
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Vicdanlı insanlar, bir gün mutlaka kazanacaklar. --Hugo Chavez