Menteşe Belediyesi ekiplerini (temizlik işçileri hariç) gece mesaisi yaparken gören oldu mu acaba?
Ben görmedim. Gören olduysa beni uyarsın, paylaşalım...
İsmet İnönü Caddesi (Bankalar Caddesi) üzerindeki kaldırımlar, özellikle Mustafa Muğlalı İşhanı ve Dr. Fevzi Koçer Evi arası yenilenmeye muhtaç yıllardır beklerken, Perşembe Pazarı girişindeki “Havuzlu Park”ın “yeniden yapılmasına” neden gerek duyuldu hala anlayabilmiş değilim...!
O park yenilenirken haftalarca çevreye rahatsızlık verildi, yaya trafiği engellendi. Oysa gece mesaisi yapılarak çok daha kısa sürede bitirilebilirdi...
İsmet İnönü Caddesi’ndeki kaldırım yenilemesi geçen hafta Cumartesi günü başladı. Bugün bitmezse yarın biter görünüyor... Bu iş belediye çalışanları ile bir haftaya sığdırılırken, “hizmet satın alarak” gerçekleştirilen yeniden park yapımı haftalarca sürdü.
Elbette parkta elektrik tesisatı, su tesisatı gibi işler yanında estetiğine dikkat edilmesi gereken işlerde vardı, ama şehrin orta yerinde, şehrin yaşayanlarının tamamına yakınının kullandığı bir noktada adeta bir “gamsızlık”; sorumsuzluk, iş bilmezlik sergilenmesi tartışılır olmakla birlikte tam da Menteşe Belediyesi’ne yakışırdı...
xx xx xx
Ben öncelikle Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ı şehir içinde işe İsmet İnönü Caddesi’nden başladığı için kutluyorum. Belki karşı kaldırımda Zihni Derin İş Merkezi’ne taşınan MELSA önündeki zemin deformasyonuna da el atar...
El atılacak çok yer var.
Kaynak yok...
Borç çok... Aldığım duyuma göre Muğla’da borç rekoru Milas’taymış.
Garip bir durum var, borcu şişkin belediyelerin kadroları da şişkin...
Yeni başkanların işleri zor. Umarım partili seleflerinin kendilerine bıraktığı “enkaza” sığınıp iş yapmamazlık etmezler. Seçimler geliveriyor...
Tabii her şeyin bir çaresi var. O çareyi bilen, bulan için seçim günü ölüm değil, düğün günü de olur...
Bu borç meselesine ayrıca döneriz...
xx xx xx
Seçime giderken çok daha uygun yer yokmuş gibi rahmetli Orhan Çakır’ın adının verildiği, ama hala “Havuzlu Park” olarak anılan o yeniden yapılan park bizim apartmanın önünde. Yenilenmekte olan kaldırım da öyle... İki çalışmayı da yan yana görünce karşılaştırmanız kolay oluyor, ama aklınıza olmadık sorular da geliyor. Mesela şöyle bir soru;
“Bahattin Gümüş o parkı Gonca Köksal’ın kaldırımda yaptığı gibi ‘Belediye Çalışanları’ ile yapmış olsaydı, yeni yönetime daha az borç bırakmış olmaz mıydı?”
En önemlisi o parkta madem “hizmet satın alıyorsun”, o zaman orada neden “kendi işçini” de çalıştırıyorsun?
Aciliyeti olmadığı halde o parka acaba kaç para harcandı? Veya taşerona kaç para kazandırıldı?
Tabii Bahattin Gümüş “Belediyemizde o parktaki her işi yapacak kabiliyette eleman yoktu” da diyebilir. O zaman da “Belediyeye gerekli gereksiz o kadar insan almışsın. Neden o parkın işlerini de yapabilecek insanları almadın?” diye sorarlar adama...
O park ile ilgili söylenecek çok şey var da, konumuz park değil...
xx xx xx
Öyle görünüyor ki kaldırım bugün olmazsa yarın biter.
Acaba diyorum, bu kaldırım düzenlemesi kalem kalem kaç paraya malolmuş olabilir?
Bahattin Gümüş hiç değilse bunun hesabını yapabilecek eleman bari almıştır herhalde...
Hem kaldırımın hem parkın maliyetleri hesaplanıp açıklansa da kamuoyu olarak öğrenmiş olsak...
Şimdi hemen “Kaldırım ile park bir mi?” itirazları gelecektir.
Bunu bilmeyecek kadar cahil değiliz.
Halkımız bir kıyaslama yapacaktır. Bunu yapabilecek eğitim ve zekaları vardır.
Sadece bu park mı?
Kurşunlu Camii’nin yanında da bir “Havuzlu Park” vardı... Bölgedeki “sokak hayvanları” ve kuşlar oradan su içerlerdi... Bu “anlayış” onları da susuz bıraktı. Neyse ki oradaki esnaf duyarlıdır...
Bari yapılan işe yarasa... Yaramıyor. Orada çok insan ıslak zeminde kayarak düştü. Sonuç, fıskiyeler artık çalıştırılmıyor... Sanki onlardan fıskiyeli meydan isteyen olmuş gibi... Üstelik bir avuç yeşili de yok ettiler.
Gel de merak etme;
O meydana ne kadar harcandı acaba?
Sanki babalarının paralarını harcıyorlar.
Sonuç; Menteşe Belediyesi çalışanları şimdi maaşlarını alamamakla, belki de bazı işçiler işten çıkarılmakla karşı karşıya... Bilmiyoruz. Bunlar olabilir. Olursa sorumlusu da Bahattin Gümüş olacaktır...
xx xx xx
Kaldırım yenilenirken kaldırım taşları boydan boya sökülüp sonra döşeme işlemine geçilmedi.
Böyle yapılsaydı hem iş bitimi gecikirdi hem de oradaki esnaf isyan ederdi.
Öyle olmadı...
Uygulama adeta parsel parsel yapıldı... Verilen rahatsızlık asgariye indirildi.
Bir de “Bahattin Gümüş’ün sırıtan fotoğrafının kapladığı” ve “Verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz” yazılı seyyar tabela yoktu...
Yerine Gonca Köksal fotoğrafı da konmadı!
Sadece “İşimiz Belediye, Gücümüz Menteşe” yazılı tabela vardı...
xx xx xx
Beni rahatsız eden tek şey, inşaat alanına parke (kilit taş) taşıyan traktörler boş dönerken, ayrıca boş traktörlerin gelip oradan çıkan enkazı götürmeleri oldu.
Oysa parke getiren traktör dönerken enkaz götürebilirdi.
Devir tasarruf devri...
Hele belediyeler...
Başka bir eksik, yanlış göremedim. Olsa yazardım. Geceleri de projektör yakıp çalışmaları harikaydı.
Tabii şehrin orta yerinde bari kaldırımlar renklense bir hoş olurdu.
Ne yapalım benim ağzımdan da “Devir tasarruf devri” sözü çıktığına göre...
Ama dediğim gibi her şeyin bir çaresi var.
Büyükşehir Belediyesi’nin bir “Asfalt Şantiyesi” ve hatta “Beton Parkı”, “Parke, Büz” üretim tesisleri var mı bilmiyorum. Yoksa olmalı... Varsa büyütülüp, yeni üretim imkanları sağlanmalı ve burada her türden, her ebatta, her renkte parke üretimi sağlanarak ilçe belediyelerine maliyetine satışı yapılabilmeli...
xx xx xx
Hatta çalışan fazlası olan belediyeler, ihtiyacı olan belediyeye geçici görevlendirme yapabilir.
İş makinaları, araçlar ortaklaşa da kullanılabilir...
Bir “Fazlalar havuzu” oluşturularak, ihtiyacı olan belediyeler bu havuzdan faydalanabilir.
Özetle “İmece” hayata geçirilebilir.
İşiniz elbette “belediye”... Ancak gücünüz Menteşe veya Muğla olamaz.
Güç sizin kendinizde. O gücü keşfedin.
Olmadı, güçlerinizi birleştirin...
xx xx xx
Muğla’nın en büyük sorunlarından biri “estetik”...
Perşembe Pazarı girişinde yenilenen “Orhan Çakı Parkı” gözünüze hoş gelebilir, ama bana göre estetik değil!
Zemin döşenirken ne “mastar” ne de “Su Terazisi” kullanıldı... Bilmiyorum, belki başka bir şey kullanmışlardır, ama zemin dalga dalga... Oradaki ayakkabı boyacısının yakınında bu yüzden düşenler oluyor... Orada havuzun içinde “EFE”nin ne işi var hala onu da anlayabilmiş değilim!
En garibi oraya o kilit taşlardan daha kaliteli küp taşları döşediniz de, o eğri büyrü “beton” rampalar ne Allah aşkına...
O caddede kaldırım yenilenirken “rampaları nasıl halledecekler” diye çok merak ettim. Beton rampa yapmadılar, “Tratetuvar taşını” yan yatırıp işi çözdüler.
Çalışanların ellerine sağlık.
Teşekkürler Gonca Köksal...
------------------------
GÜNÜN SÖZÜ; Başkalarının sıkıntısına sevinmek günahtır. Bir gün sizin de başınıza gelebilir. --Mihail Şolohov