Genel kabullerin aksine “öteki”nin kişi ve toplum için bir tehdit olmadığı, aksine kişiyi ve toplumu sınırlayan, şekillendiren ve dinamik tutan bir “paydaş” olduğu ile ilgili bilgi ve düşüncelerimi paylaşmaya bu hafta da devam edeceğim.

Byung Ghul Han, “Ötekini Kovmak” isimli kitabında, “öteki”nin varlığının/negatifliğinin önemli olduğunu ve “öteki”nin hayatımızdan kovulmasıyla “aynının şiddeti”nin hayatımıza dahil olduğunu söylüyordu.

Öteki, ötekinin negatifliği, aynılığın çoğalması, aynılığın şiddeti gibi kavramlar üzerinden önce insanın “kendi”nin öz-yıkıma uğramasını, ilişkilerin ve yaşamın deforme olmasını, yıkılmasını izah etmeye çalışan Han; sorunun güncel yansıması olarak sosyal medya ve dijital araçların hayatımızdaki yeri ile ilgili de önemli tespitlerde bulunuyor.

“Bugün ötekinin yakınlığı, yerini aynının mesafesizliğine bırakır. … Uzaklık, yakınlığın diyalektik karşılığı olarak belirlenmiştir. Uzaklığın ortadan kaldırılması, daha fazla yakınlık yaratmaz, aksine onu yok eder. Yakınlık yerine tem bir mesafesizlik doğar. Yakınlık ve uzaklık birbirine dolanmıştır. Diyalektik bir gerilim onları bir arada tutar. Bu gerilim, nesnelere tam da karşıtları tarafından, kendilerinden başka olanlar tarafından hayat verilmesinden oluşur. Mesafesizlik gibi salt pozitiflik de bu canlandırıcı güçten yoksundur.”

Burada karşımıza bir kavram daha çıkıyor; aynının mesafesizliği…

Yani ötekinin (uzaklığın) hayatımızdan kovulmasıyla ortaya çıkan yakınlığın aslında bir yakınlık değil, mesafesizlik olduğu gerçeği…

Peki, bu sahte yakınlık/mesafesizlik ne anlama geliyor?

Şöyle ki, Han’a göre “öteki”nin negatifliği gibi uzaklığı ve bundan doğan karşıtlık, kişiye ve topluma hayat veren bir etkiye sahip. Canlandırıcı bir etkiye sahip. Mesafesizlik ise bu canlandırıcı etkiden yoksun. Dolayısıyla da aynılık ve mesafesizlik canlı bir yapıya sahip değil.

Bu bilgi ışığında sosyal medya ve dijital iletişime baktığımızda tablo daha da netleşiyor. Herkesin birbirinin aynı olduğu bir mecrada, aynının cehenneminde toplanan insanların canlılık özelliklerini koruması; fark etmesi, görmesi, duyması, hissetmesi, anlaması, kavraması mümkün değildir.

Aynının mesafesizliği, her şeyi boğduğundan nefessiz kalan ve suni solunum yapan insanın “kendi” olması da mümkün değildir.

Han’a göre; aynının cehenneminde toplanan bu insanlar, uzaktan yönlendirilen kuklalardan başka bir şey değildir. Kukla sıfatını kendimize yakıştırmak kolay olmasa da orta yerde duran bir gerçek var ki o da bir şekilde hepimiz kukla olmaya zorlanıyoruz.

Han, ikinci bölümde ise ötekinin kovulmasıyla ortaya çıkan aynılık fazlalığının küreselleşme ve terör ile bağlantısına değiniyor. Aynılık ile umutsuzluk, kaygı, düşmanlık, özgürlük, terörizm, milliyetçilik hatta mülteci sorunu ile ilişkisini ortaya koyuyor.

Kişisel boyutta ise aynılığın yani ötekinin negatifliğinin eksikliğinin kişide bulimiya, aşırı izleme ya da aşırı yeme gibi sonuçları olduğunu söylüyor. Özellikle sosyal medya ve bilgisayar/oyun bağımlısı olanlarda sıkça görülen sorunlar…

Sonuç olarak; öteki, kişide istikralı bir kendilik oluşumu ve gelişimi için olmazsa olmaz. Ötekinin negatifliği ise kişisel ve toplumsal açıdan canlandırıcı bir etkiye sahip. Her türlü negatifliği/olumsuzluğu ortadan kaldırmak üzere kurgulanan günümüz toplumunun önündeki tehlike ise aynılığın bataklığında boğulmak ya da aynılığın şiddetine maruz kalarak bir öz-yıkım yaşamak.

Bu öz-yıkımın kendine zarar verme ile başlayan belirtileri, ilerleyen aşamalarda canice işlenen cinayetler şeklinde ortaya çıkabiliyor. Yakın zamanlarda yaşadığımız ve hepimizi derinden sarsan vahşi cinayetlere bir de bu açıdan başmak gerekiyor.   

Oysa Han’a göre; “Çatışmalar yıkıcı değildir. Yapıcı tarafları vardır. İstikralı ilişkiler ve kimlikler ancak çatışmalardan doğar. İnsan, çatışma üzerinde çalışarak büyür ve olgunlaşır.”

Vel hasıl-ı kelam; “öteki” bizim için çok değerli…

“Ötekini Kovmak”; bu konularda okuyan, düşünen, yazan kimseler için ufuk açıcı bir kitap diyebilirim. Hatta kişisel ve toplumsal sorunlara kafa yoran herkese mutlaka okumasını tavsiye ederim.

06.11. 2024