Değerli dostlarım; günler ne çabuk geçiyor. Güz (sonbahar) aylarının sonuncusu olan Kasım ayındayız. Eski yılları hatırlıyorum da bu ay da yağmurlar yağar ve ekinler ekilir, her evin önüne sarımsak soğanlar dikilirdi. Son yirmi otuz yıldır yağmurlarda hissedilir biçimde eksilme var. Rize ilimizden sonra en çok yağış alan bölge olarak kentimiz Muğla gösterilir, yazılır çizilirdi. Bugünlerde yağmur yağmıyor. Hububat ekimi yapılamadı. Tüm çiftçilerimiz bir damla yağmur peşindeler. Havalar kurak geçiyor. Geçen Cuma günü İlçemiz Müftüsü Yeni Koçarlı Camiinde ‘Cuma’ vaazını yaparken yağmur duası talebi var biraz sonra yağmur duası yapacağız dedi. Öncesinde de yağmur yağmamasının bir takım maddi sebepleri olduğu gibi manevi sebepleri de olduğunu oldukça kısa kısa girizgah şeklinde detaylara girmeyeceğim diyerek bazı konulara parmak bastı.
Yağmur yağmamasının elbette maddi sebepleri vardır, olabilir. Ancak yağmur yağmamasının manevî sebepleri de vardır şüphesiz. Bu köşede siz değerli okurlarıma dini ders vermek hem niyetim yok ve hem de haddim değildir. Yağmur duasından önce bir takım yapılması gereken yaşanılması yaşatılması gereken hayat figürleri vardır. Yağmur duasında önce sadaka verilmelidir. Küs olanlar barıştırılmalıdır. Herkes birbiriyle helalleşmelidir. Bir sahraya çıkıp, duası kabul olan Allah dostunun el kaldırmasına iştirak ederek çoluk çocuk, genç, ihtiyar, bebeler, hayvanlar, alaşan gözyaşı döken beli bükülmüş ihtiyarlar ile birlikte aciz olduğumuzun resmi verilerek Allahımızdan yağmur istenilmelidir. Siz hiç efelenerek bağıra çağıra dilencilerin erzak/ para istediğini görüp şahit oldunuz mu. Allah bizleri açlık ile susuzluk ile terbiye etmesin Amin.
Adı Ekim Ayıdır. Kasım ayından önce gelir bu ayda tarlalara buğday, yulaf, arpa ekilir. Tarlalar elverişli olursa ekilir. Onun için bu ayın ismi yapılacak işleme göre uyumlu konulmuştur. Artık Ekim ayında Ekim yapılamıyor.
Geçen yazılarımda sık sık yazdım. İlçem Ulanın tek bir caddesi vardır. Bu caddeye cepheli Atatürk İlkokulu ve Ortaokulumuz vardır. Caddemiz hem dar ve hemde tek giriş çıkıştır. Okulların açık olduğu sezondayız. Sabah, öğleyin ve akşamüzeri çocukların giriş çıkış saatlerinde cadde üzerinde oldukça karmaşık ve ciddi sıkışıklık olduğunu ısrarla yazdım ve yine yazıyorum. Yetkililere sesleniyorum, lütfen bu karmaşıklığa bir çözüm bulunuz. Zaman zaman ölümlü olmasa da kazalar oluyor. Çocuklarını almaya gelen veliler çok sıkıntı halinde.
Tabii konu dönüp dolaşıp yerel yönetimlere geliyor. İlçem Ula da derli toplu bir otomobil garajı bulunmamaktadır. Otopark olarak sadece cumhuriyet alanı kullanılıyor. Otopark sıkıntısı gün geçtikçe artıyor. Sebebi ise ilçem Ula çok hızlı ve çok göç alıyor ve almaya da devam ediyor. İnsanlar ister istemez serzenişte bulunuyor. Neden şimdiye kadar otopark konusunda bir gelişme olmadı diye. Bu konuyu da çok yazdım. Zararın neresinden dönülse kardır hesabı bu günü konuşmamız gerekmektedir. 31 Mart seçimlerinde gerek merkezi iktidar partisince ve gerekse muhalefet partisince adaylar bazından kalıcı ve kapsayıcı otopark yapımı hakkında sözler verildi. Merkezî iktidar partisine mensup aday seçimi kazanamadı. Muhalefet partisine mensup aday ipi göğüsledi ve seçimi kazandı. Yaklaşık sekiz ay kadar oldu seçimle iş başına geleli. Verilen sözleri hatırlatmak adına şiddetle Ulamızın merkezine bir otopark yapılması zaruri değil artık şarttır. Araç yoğunluğu sebebiyle cadde/sokak ve sokak aralarında yürümek zor hale geldi.
Makamlar çözüm bulma yerleridir, mazeret üretme yerleri değildir. Bilerek ve isteyerek talip olduysanız bir beldenin Belediye Başkanlığına, artık mazeret üretmeyeceksiniz. Çözüm üreteceksiniz çözüm. Sadece otopark mı hayır ama en elzem en sıkıntılı en lüzumlu hizmet anlamında otopark yapılmasıdır. Halk sizden ve Büyükşehir belediyesinden bu hizmeti ve yatırımı beklemektedir. Bu halk sizlere oldukça kesif ve akıllıca oy/rey verdi. Kimsenin kolunu burkarak filanca partiye oy vereceksiniz denilmedi bu memlekette. Herkes gitti ve oyunu kullandı. Gerek ilçe Belediye Başka adayı ve gerekse Büyükşehir belediye başkan adayı seçim gezilerinde ve seçim broşürlerinde otopark konusunda söz vererek konuyu çözeceklerine dair vaat verdiler. Daha kaç ay oldu göreve geleli seçileli, kesintisiz 25 yıl Belediye başkanlığı yapan yap(a)madı da, daha geleli anca sekiz ay oldu dediğinizi duyar gibiyim. Kimse kimseyi zorla bu görevlere getirmez, seçimle ve gönüllü aday olunarak gelinir.
Bir konuyu da paylaşarak yazımı sonlandıracağım. 29 Ekim 1923 - 29 Ekim 2024 tam 101 yıl olmuş Cumhuriyet Rejimimizin kurulalı. Geçen hafta tüm yurtta olduğu gibi İlçem Ula’da da Cumhuriyet Bayramı kutlanıldı. Ancak; 1980 darbesinden bize gelen bir kanun maddesi işletildi diye duyum aldım. Malum darbe lideri Kenan Evren bir kanun çıkardı. 29 Ekim günü resmi tatil olacak diye. İşyerleri kapatılacak. İşyerlerini açmak isteyenlere de mani olunacak yada belediye veznesine para ödeyecekler. Darbe yasasının uygulanması ne kadar doğru bilemem. Yine duyduğuma göre on altı esnaf arkadaşımız Cumhuriyet Bayramı günü işyerlerini açtıklarından dolayı Belediye Zabıtasına para ödemişler. Toplum da bu paraların ödenmesini iktidar istiyor algısı yaratıldı. Çok üzücü. Ne alakası var iktidar ile. Sorumlu olan kurum belediye teşkilatı. Eğer bir para Zabıta tarafından toplanırsa Belediye, eğer maliye tarafında toplanırsa hazine tarafından toplanıyordur bu paralar. Bu konun bile seçilemediği siyasete alet edildiği bir tolum içindeyiz. Hem darbeye e darbe yapanlara karşı olacaksınız ve hem de askeri darbeden kalma neden çıkarıldığı belli olmayan yasayı uygulayarak siyaseten algı yaratmaya meydan bulacaksınız. Anlaşılır gibi değil.
Hoşça kalınız. Sağlıcakla kalınız.