Ölünceye kadar yapılabilen birkaç meslekten biri de “gazeteciliktir”...

Ancak mesleğini ölünceye kadar “namusu” ile yapabilmiş gazeteci sayısı da Muğla’da oldukça azdır. Genellikle mesleğin dikenli yollarında yürünürken meslek değiştirilir, dikenli yol eziyetine bir mazoşist gibi katlanmayı göze alanlar da ya zamanı gelince emekliliği tercih edip dinlenmeye çekilir veya mesleğin stresine yenik düşüp Azrail tarafından emekli edilir.

Az da olsa eli kalem tuttuğu sürece Can Pulak gibi yazmaya devam edenler çıkar. Can ağabey Bodrum’da yazıyor... Erdal Orhan da Fethiye’de yazıyordu. Ağustos 2018’de kaybettik... Yani emekli oldu! Bodrum’da Yaşar Anter ve Zeki Özkeskin yazmaya devam ediyor. Hüseyin Anıl sosyal medyadan katkı yapmaya devam ediyor... Mustafa Sarıipek Marmaris’te... Ben de Muğla’dayım...

Zeki Özkeskin ile Bayramda telefonda buluştuk. Birbirimizin sesini duyduk. Bir saatten fazla konuşmuşuz. Sadece Bodrum’un su meselesini... “Size ne?” diyenler ve haklı da olabilirler.. Bize ne? Ama ne mümkün.. Biz “Bize ne?” diyemiyoruz işte...

xx xx xx

Antalya’da Antik Patara’da mühendislik harikası yapıtlar görenlerin ilgisini çekiyor.

Çin’in setti, Mısır’ın piramitleri, Latin Amerika’da Azteklerin, Mayaların kalıntıları görmeyenlerinde ilgisini çekmektedir.

Sanıyorum biz o “ilgiyi” yaratmakta çok yetersiziz!

Fransızlar neden parfüm işinde bu kadar köklü bir tarihe ve geleneğe sahiptir hiç merak ettiniz mi?

O ünlü Versay Sarayı’nda 1768 yılına kadar işleyen tuvalet yoktu. Herkes ihtiyaç duyduğu yerde ihtiyacını gideriyor, yaşam alanlarında lazımlıklar sokağa boca ediliyordu.

İki yıl önce, Antik Stratonikeia (Yatağan) kenti kazılarında ise bizim Karyalıların 2 bin 200 yıl önce tuvalet kullanmaya başladıkları ve kanalizasyon sistemini kurdukları ortaya çıktı...

Kimin haberi var?

Antalya’da Antik Patara’da ortası oyularak hazırlanmış birbirine geçmeli taşlarla 22.5 kilometre uzaklıktan su getirilmiş. Patara’daki ortası delinip pişirilerek ya da bir kısmı oyularak hazırlanmış yüzlerce parçadan oluşan antik su yolu görenleri hayrete düşürüyormuş...

Beni de Sandras’tan Menteşe’ye, Aydın’ın Yaylakavak Barajı’ndan Bodrum’a su getirememiş veya Yatağan’ın Dipsiz kaynaklarından su götürememiş olmamız hayrete düşürüyor...

xx xx xx

Muğla Valiliği bahçesinde bayramlaşmada MUSKİ’nin yeni Genel Müdürü Yılmaz Şengül ile ayak üstü konuştuk. “Sadece Bodrum’da değil, tüm Muğla’da su sorununu ortadan kaldıracağız. Yeni kaynaklar yaratmaya çalışıyoruz.” derken kendisinin oldukça kararlı olduğunu gördüm. Ancak Muğla’yı iyice tanıması lazım diye düşünüyorum. Sorun değil, tanır... Önemli olan niyet ve ne yaptığını bilmek...

MUSKİ düne kadar bir “Sağlık Meslek Liselinin” elindeydi.

Şimdi ise özel sektörde içmesuyu ve atık su arıtma tesisleri ile altyapı sistemlerinin uygulama projelerinde; Ankara Çevre ve Orman Müdürlüğü’nde ÇED Uygulamaları; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Su ve Toprak Yönetimi Dairesi Başkanlığı’nda Atıksu Teknolojileri ve Proje; deneyimleri yanında ASKİ yöneticiliği ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası yöneticiliği deneyimlerine sahip “Medya ve İletişim” eğitimi de almış bir Çevre Mühendisi elinde...

Arada fark var Osman ağabey, çok fark var...

xx xx xx

Ayak üstü görüşmemizde Şengül’ün Bodrum için ilk etapta Milas yolu üzerindeki Ekinanbarı kaynaklarından yararlanacağını gördüm. Başkan Ahmet Aras da aynı paralelde açıklamalarda bulunuyor.

Mumcular Barajı incelemesinin ardından yaptığı açıklamada, dünde paylaştım, “Öncelikle Ekinanbarı kaynağı ve denizden su arıtma projeleri üzerinde çalışıyoruz.” diyor. Yeni kaynaklar konusunda şu ifadelerde bulunuyor:

Yeni kuyular açtık ve bu kuyulardan ihtiyaç olduğu kadar Bodrum’a sevk etmeye gayret ediyoruz. Ayrıca mevcut içme suyu arıtma tesisimizin kapasitesini arttırıyoruz. Böylelikle Geyik Barajı’ndan daha yüksek miktarda su arıtacağız. Arızalanan borularla ilgili de tespit çalışmaları hem İstanbul Teknik Üniversitesi, hem de bizim ekip arkadaşlarımız tarafından hazırlanan raporlarla ortaya konmakta. Özellikle hatların işletilmesinde patlamaya neden olan hususlar tespit edilerek bunların giderilmesine çalışılıyor. Artık sürekli patlayan hatların değiştirilmesi yaz sezonu geçince de hatların geçtiği yerlerin değişmesi ve yenilenmesi söz konusu

Anladığım kadarıyla barajlardaki olumsuzluk, acil Ekinanbarı kaynaklarıyla giderilecek, kalıcı olarak DSİ isale hattı yenilenecek ve arıtılmış deniz suyu kullanımı gündeme alınacak...

xx xx xx

Gazeteci var yerel gazeteci var; yazar var kent yazarı var...

Ne aradığını bilmeyen bulduğundan bir şey anlamaz” derler... Ne aradığını bilenler Zeki Özkeskin gibi kalemlerden yararlanmayı bilirler...

Zeki Özkeskin’e Ekinanbarı kaynaklarını sordum, “Açılacak kuyularla sularda tuzlanma artmaz mı?” dedim. O “tuzlanmanın mümkün olduğunu” belirtirken, Aydın’da Karpuzlu/Yaylakavak Barajı’na ve Mumcular’da yeraltında bir akarsu bulunduğuna dikkat çekti. Sevgili Zeki şöyle anlattı:

Şu anda su seviyesi giderek düşen Geyik Barajı göl hacmi 40,80 milyon m3, Yaylakavak Barajının göl hacmi ise 31,14 milyon m3, ama tarımsal sulama amaçlı kurulmuş bu barajda kuraklıkta oradaki tarımsal faaliyete de Bodrum’a da yetecek su var. Geyik Barajına ilave su regülasyonu ise 23 km. Terfi hattı ile bu mümkünmüş. Duyumlarıma göre MUSKİ, DSİ Genel Müdürlüğünden Geyik Barajı ve Mumcular Barajına ilave su regülasyonu için talepte bulunmuş.

Bu konuda AK Parti Milletvekillerine görev düşüyor. Bodrum’un susuzluğundan CHP’liler de, AK Partililer de, MHP’liler de etkilenirken olan ülke turizmine oluyor...

Bu regülasyon konusunda gerekiyorsa Aydın Ayaydın hocadan da destek alınmalıdır.

AK Partililer DSİ İsale Hattı yenilenmesinde göstermedikleri duyarlılığı bu konuda gösterebilirler...

xx xx xx

Tabii şimdi yukarıdaki “Dipsiz kaynağı” ifadelerimi gören Yatağanlılar, “O kaynağı senelerdir santral soğutmada kullanıyor. Biz bile içemiyoruz.” diyeceklerdir. Doğrudur... Dipsiz’in Yatağan’a faydası yok!

Muğla’nın Sakarüstündeki bütün su kaynakları termik santrallere kurban edilmiş durumda...

Sevgili Zeki Özkeskin bu noktada “Yatağan Girme Barajı da var” diyor.

Dersine iyi çalışmış...

Yatağan’ın Girme Barajı da bitmek üzereymiş. Bu kış su tutmuş, sadece boru hattı bağlanması kalmış. MUSKİ yöneticilerinin bilgisine...

Dediğim gibi, bu şehri yönetenlerin “Kent Gazetecileri ve Yazarları” ile ilişkilenmelerinde yarar var. Hem onlar gibi “ücretsiz danışmanı” zor bulurlar. MUSKİ yöneticilerinin Bodrum’u, Bodrumlu gazeteci Zeki Özkeskin’den dinlemelerinde büyük yarar vardır...

xx xx xx

Evet, toparlarsak Bodrum’da bu yazda su sorunu yaşanması kaçınılmaz görünüyor.

Palyatif önlemlerle geçen yaz olduğu kadar ağır yaşanmayacağı da anlaşılıyor.

Bir kere neredeyse her gün patlayan DSİ İsale Hattının yenilenme işinin Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin gündemine almış olması çok önemli. Sezon sonunda başlanacak deniyor. Doğrusu da bu... Umarız gelecek sezona da yetiştirilir...

Aslında bu işi önceki belediye yönetiminin halletmiş olması lazımdı...

Ama o hat, kusurlu bir hat. Büyükşehir Belediyesi değil, DSİ yaptı. Kusurlarını kendileri ortadan kaldırsın.”... Doğru... DSİ hattı kusurlu... Döşenmesi gereken çelik boruları kullanmamışlar...

İyi de Bodrumluların suçu neydi? Büyükşehir Belediyesi, dönemin MUSKİ yönetimi gerekeni yapıp sonra DSİ ile hesaplaşmaya gitmeliydi. Giderken borç bırakmamakla, kasada birikmiş para bırakmakla övünüyorsunuz... Keşke o parayı buraya harcasaydınız!

Ayrıca DSİ’nin kusurlu olduğu aşikar İsale hattını o günün yerel yöneticilerine DSİ yöneticileri zorla teslim etmiş olamazlar...

xx xx xx

Ayrıca bu termik santraller Muğla’nın gerçekten başının belası...

Verdikleri onca zarar yetmiyor gibi, bir de şehrin kıt içme suyu kaynaklarını santrallerin soğutmasında kurutuyoruz... Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras da su sorununu acil çözebilmek için deniz suyunu arıtarak kullanmakla karşı karşıya kalıyor!

Bu hak mı? Adil mi? Hatta ekonomik mi? Üstelik termik santraller insanlardan daha mı değerli?

Arıtılmış deniz suyunu neden termik santrallerde kullanmak varken, insanlara içiriyoruz? Anlamakta zorluk çekiyorum. Zaten bölgede kömür kalmadı, kapatın Yatağan’ı... Aslında Milas’ta da yok kömür... Yeniköy ve Kemerköy neyin inadı ise çalıştırılıyor. Madem öyle, kararlısınız bu iki santral deniz suyunu kendisi arıtarak kullansın... Deniz diplerinde...

Barajları da yeter artık insanlara, canlılara ve tarıma bıraksınlar...

-----------------

GÜNÜN SÖZÜ; Bir toplum gerçeklerden ne kadar uzaklaşırsa; gerçeği söyleyenlerden o kadar nefret eder. --George Orwell