Hayat boşluk kaldırır mı? Elbette ki kaldırmaz. Özellikle insan için bu durum katidir. İnsanoğlu dünyaya geldiği andan itibaren bir amaç uğruna yaşar. Ona diğer canlılardan farklı olarak akıl verilmiştir. Ayrıca hislerin her türlüsünü yaşayan kalbi vardır. Akıl ve kalp ekseninde kendi kurduğu veya kurmaya çalıştığı dünyayı yaşar. Yaşamı boyunca idealleri, hayalleri, başarmak istedikleri vardır. Yani dünya insan için amaçsız değildir. Dünya hayatında insanın en önemli hedeflerinden birisi manevi iklimini en iyi şekilde yaşamaktır. Bu birçok insan için farklı şekilde olabilir.

Anadolu coğrafyası insanı da inandığı İslam’a ve ait olduğu Türk kültürüne dayanarak bir hayat sürmüştür. İçinde insan sevgisinin olduğu, merhametin merkezde olduğu, inançlarını bir şekilde yaşamaya çalışan ve Allah’ın sevgili kulu olmayı amaçlayan bu yaşam biçimi hem onun iyi bir insan olmasını sağlamış hem de içinde bulunduğu milletin mertebesini yükseltmek için çok çaba sarf etmesini sağlamıştır.

Modern zamanlar ise bu anlayış biçimine karşı kendince yeni argümanlar geliştirmeye başlamıştır. Dünya inanç anlayışlarına -özellikle Müslümanlığa- karşı bir argüman geliştirip inançların çağ dışı olduğunu ve bu çerçevede insanın iyi olabilmek için illaki inanca gerek olmadığını alternatif bir anlayışla iyi insan olunabileceğini ve tanrıya ulaşılabileceğini dile getirmeye başladılar. Bu konuya nereden geldik dersek yakın zamanda dikkatimi çeken bir haber okudum. “Şanlıurfa- Göbeklitepe’de Varoluşun yolculuğuna katılarak bilinç temizliği, enerji, frekans yüklemesi yapılacak…” diye bir haber. Tabi haberin yorumunda bunun bir garip uygulama olduğu insanların buna nasıl katılım gösterdiği sorgulanıyor. Haberin içeriğine göz attım. Kamp üç gün sürüyor. Bu kampta bütün yüklemeler yapılıyor. Aklım almadı. Ağzım açık kaldı. Birçok seans var kısa kısa ben bazılarını dile getireyim. 1. Gün Esma Frekansları, Firavun Protokolünün Bozulması, Gizli Boyut Kapısı Protokolü 2. Gün Göbeklitepe Kölelik Protokolü İptali, Karahantepe İlk Varoluş, Eyüp Peygamber Sabır Makamı 3. Gün Hz İbrahim- Hz Eyüp- Hz. Şuayp ile ilgili makamların yüklenmesi, dört büyük kitap yüklemesi, Türklük yüklemesi, dünya yüklemesi, kainat yüklemesi… diye gidiyor. Bu inanılmaz program üç gündüz ve kısıtlı saatlerde yapılıyor. Ayrıca tüm seans toplamı 69 bin tl. Ülkemizde buna benzer süreçlerde kandırılma vakalarını düşününce insan sorguluyor. Yine buna benzer bir durum yakın dönemde İstanbul Kadıköy ilçesinde bir parkta ilginç meditasyon örneğiyle karşımıza çıktı. Yüksek ücretlerin alındığı bu etkinlikler niçin talep görmeye başladı sorusu zihnimizi kurcalıyor. Yazının başında belirtilen Anadolu insanının inanma biçiminin içi boşaltılmaya başladı. İnançlarından ve değerlerinden kopan insanların arayışı çoğaldı. Çünkü ruh boşluk kaldırmıyor. Bu kadar talebin ana sebebi arayışın sonuçlarıdır. İnsan özüne dönse böyle bir arayış içerinde olmaz. Zaten yukarıda kısaltılmış programda söylenen şeylerin insan için bir anda olması mümkün değil. Yunus Emre’nin dergah kapısında olması için bile sabırlı kırk yıl geçmiş. Yerden gökten her şeyin insan bedenine yüklenmesi için üç gün yetiyor demek aklımızla alay etmektir. O zaman bu anlayışlardan uzak durmak gerekir.

Peki insan nasıl boşluğa nasıl düşmez?

Bunca arınma veya temizlenme süreci ile ilgili olarak tarihte Türklerin bir anlayışı vardı. O da tasavvuf. Az önce Yunus Emre’nin nasıl kırk yıl sabırla uğraştığını dile getirdik. Tasavvuf Türk tarihinde hem devlet yönetiminde hem milletin yaşam biçiminde çok etkili olmuştur. Örneğin Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli’ye kadar gidip orayı yurt tutmasında tasavvufun önemi yadsınamaz. Cumhuriyet’in ilk yıllarında tekke, dergah anlayışı yasal olarak son bulsa da o dönemin önemli isimlerinin dergahlarda olduğunu biliyoruz. Yakup Kadri’nin Bektaşi, Nurettin Topçu’nun Nakşibendi, Ömer Seyfettin’in de Muhiddin Arabi tasavvufuna yakınlık duyması onların üstün akıl yetisinin yanında manevi doyumu yakalama isteği sebebiyledir. Tasavvufun temel amacı insanı güzel ahlakla ahlaklandırmak, kötülüklerden kaçındırmak, kalp temizliği, manen güzelleşme, Allah aşkına ulaştırmak, insan-ı kamil olmasını sağlamaktır. Bu son dönem popüler olan ama ücrete bağlanan ve günlerin sonunda aslında bir adım bile öteye götürmeyen aksine daha da manevi boşluğa düşüren organizasyonlar için ciddi bir sorgulamaya girmemiz lazım. Ayrıca insanın boşluğa düşmemesi için nasıl bir anlayış içinde olması gerektiği de ciddi manada konuşulmalıdır.