Özcan Özgür
ZİYA GÖKALP, CUMHURİYET’İN İLHAM KAYNAĞI MI?
Bu gün Cumhuriyet’i kutlarken vefatının 102’nci yılında Atatürk’ün “Fikirlerimin babasıdır” dediği Ziya Gökalp de anılıyor... Bugün Milliyetçiliğin teorisyeni olarak Cumhuriyet’e yön veren Ziya Gökalp’in de 102’nci ölüm yıl dönümüdür...
Atatürk, O’nun için “fikirlerimin babası” demiş midir?
Rivayet ediliyor. Rivayet edilenin kaynağı ise Falih Rıfkı Atay’dır.
23 Mart 1876’da Diyarbakır’da dünyaya gelen siyasetçi, toplum bilimci, şair ve yazar Mehmet Ziya Gökalp, Falih Rıfkı Atay’a göre, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen ideologlarından biri olarak siyaset ve fikir hayatında kritik bir rol oynamıştır. Teşkilatın önder kadrosunda yer almıştır. Cemiyet içinde geliştirdiği Türkçülük ve halkçılık görüşleri, daha sonra Mustafa Kemal Atatürk’ün düşünce dünyasını doğrudan etkilemiştir.
Falih Rıfkı Atay’ın aktardığına göre Atatürk, Gökalp’in düşüncelerini “Cumhuriyet devrimlerinin fikri hazırlığı” olarak gördü, özellikle onun kültür-medeniyet ayrımı ve ‘millet’ tanımına önem verdi...
*
Ziya Gökalp'in millet tanımı; ‘dil, kültür ve ülkü birliği’ esasına dayanıyordu. Bu yaklaşım, Cumhuriyet’in ‘ulus-devlet’ modelinin şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Cumhuriyet Halk Partisi’nin umdelerinden olan Atatürk’ün “Halkçılık” ilkesi de Gökalp’in halkın iradesini merkeze alan fikirlerinden ilham almıştır.
1924 Anayasası’ndaki “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmü bu etkinin somut örneklerinden biridir. Ayrıca eğitimde ‘millileşme’, Halkevleri ve Türk Ocakları gibi kurumların açılması, kültür politikalarının ulusal kimlik inşasına yönelmesi Gökalp’in teorilerinin pratiğe bir yansımasıdır.
Ancak Atatürk’ün “Fikrimin babasıdır” sözleri, Gökalp’in etkisini net biçimde ortaya koymakla birlikte bu sözü Atatürk’ün söyleyip söylemediği de tartışmalıdır.
Bu anlamda ortaya çıkan tek kaynak, 23 Mart 1972 tarihli Cumhuriyet gazetesinde verilen bir anekdottur. Bunu aktaran yazar ise, Diyarbakır Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Selahattin Yazıcıoğlu’dur. Yazıcıoğlu yazısında tanıklığı şöyle anlatıyor:
“Atatürk’e izafe edilen ‘Vücudumun babası Ali Rıza Efendi, heyecanlarımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası Ziya Gökalp'tir’ sözünü ilk defa 24 Ekim 1964'te Diyarbakır'da düzenlenen Birinci Ziya Gökalp Haftasında, büyük bir toplulukta konuşan Prof. Abdülkadir Karahan'dan duydum. Senelerce sonra kendilerine bir mektupla müracaatta bulunarak Atatürk'ün bu vecizesi için kaynak istedim. Şu cevabı verdiler: 'Atatürkün bu sözünü, ilk defa 1934’te Ödemişin Gölcük Yaylası’na gittiğim zaman eski Adalet Bakanlarından Refik Şevket İnce'den duydum. Sohbet sırasında hazır bulunan eski İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa da bunu tasdik eder şekilde konuştu.'”
*
CHP, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde 9 Eylül 1923’te önce “Halk Fırkası” adıyla kurulmuştur. 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır. 1927 yılında “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” ve “Laiklik” CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsenmiştir. 1935 yılında “Devletçilik” ve “Devrimcilik” ilkeleri de eklenerek Partinin ilkeleri altıya çıkarılmıştır.
Bu altı ilkeden “Cumhuriyetçilik”, “Halkçılık”, “Milliyetçilik” tartışmasız ülkemizin (Osmanlı döneminin) yetiştirdiği çok önemli sosyologlardan biri olan Cumhuriyet Aydını Ziya Gökalp kaynaklıdır. Buna karşılık Ziya Gökalp’in MHP’de ve MHP kaynaklı partilerde gördüğü itibarı CHP’de görmemesi şaşırtıcı ve gariptir...
Oysa, CHP’nin dışarıdan transfer ettikleri ne kadar “devrimci” ise, Ziya Gökkalp’te o kadar faşisttir. Osmanlı’yı oluşturan milletler “millet olmanın” farkına varırlarken, Osmanlı’nın her zaman üvey evladı olmuş olan Türklerin “millet olmanın” farkına varmaması mümkün olabilir miydi?
İnsanlar yaşadıkları dönemle, o zamanın ruhu ile değerlendirilir...
Emperyalizmin üzerine çöktüğü Osmanlı’nın yıkıntısından “Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti”nin kuruluşuna giden yolun önemli kilometre taşlarından olan Ziya Gökalp’e hakkını Türkiye solu da teslim etmelidir. Özellikle CHP’liler...
CHP’nin adında yer alan Demokrasi’nin “Demos”u Ziya Gökalp’tan esinlenilmiştir. Ruhu şad olsun...
*
CUMHURİYET’İN NERESİNDEYİZ?
Bu gün Cumhuriyet’in kuruluşunun 102’nci yılını kutlarken, bugünü bir muhasebe günü olarak da değerlendirmeliyiz...
YAŞAMA HAKKI
Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte elde ettiğimiz en önemli haklardan biri; hiçbir şekilde sınırlandırılamaz ve engel olunamaz olan yaşama hakkıdır. Öncesinde herhangi bir yetkili ağızdan çıkacak söz ile sonlandırılabilen bu hak yasalar ile koruma altına alınmıştır.
Ancak yasalara rağmen “yaşama hakkı” ihlalleri artarak devam ederken, sadece “insanın” değil, tüm canlıların, doğamızın yaşama hakkı da tehdit altındadır.
SAĞLIK HAKKI
Cumhuriyet ile birlikte tüm vatandaşların hangi statüde olursa olsun sağlık hizmetinden yararlanma ve sağlıklı bir ortamda yaşama hakkı anayasa ile birlikte koruma altına alınmıştır.
Ancak günümüzde sağlık para ile alınıp satılır hale gelmiş ve “Devletleştirmeye muhtaç” hale getirilmiştir. Özelleştirmenin sonucu olarak sağlık hizmetleri erişilemez durumdadır.
EĞİTİM HAKKI
Herkesin eşit şartlarda eğitim almasını sağlayan haklar Cumhuriyet döneminde tanınmıştır. Bu sayede belirli bir zümreye özel olan okuma ve yazma tüm ulusa yayılarak toplumsal bilincin önü açılmıştır.
Ancak yine özelleştirmenin bir sonucu olarak “eğitimde fırsat eşitliği” anlamını yitirmiş ve sağlıklı insan oranı ile birlikte eğitimli insan oranı da giderek gerilemektedir.
KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI
Kadının adının dahi olmadığı bir toplumdan, erkekler ile eşit şartlarda toplumsal yaşama katılma haklarından en önemlisi olan seçme ve seçilme hakkı Cumhuriyet döneminde verilmiştir. Fransa, İtalya, İsviçre gibi ülkelerden çok daha önce bir tarihte kadınlarımız hak ettiği haklara kavuşmuştur.
Ancak bu çok önemli hak siyasi partilerimiz tarafından sulandırılmıştır. Bu yüzden / Muğla Milletvekilinden sadece 1’i, 13 belediye başkanından da sadece 1’i kadındır...
DÜŞÜNCE, TOPLANTI VE GÖSTERİ ÖZGÜRLÜĞÜ
Hangi düşünceye sahip olursa olsun insanların fikirlerini özgürce dile getirebilmesi Cumhuriyet ile beraber güvence altına alınmıştır. Ayrıca herhangi bir sebep ile bireylerin düşüncelerini açığa vurmak amacıyla toplanabilmeleri ve yürüyüş yapabilmeleri özgürlüğü getirilmiştir. Anayasanın 25. Maddesi ile beraber farklı düşüncelerin özgürce bir arada barınabildiği bir ülkenin temelleri atılmıştır.
Bedelini ödeyebilene her türlü düşünce özgürlüğümüz var çok şükür!
DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan tüm vatandaşların sahip olduğu inançlar konusunda serbest olduğunu, hiçbir dış müdahale ve zorlamaya tabi tutulamayacağı anayasada güvence altına alınmıştır. Günümüzde ne kadar yıpratılsa ve değeri yeni anlaşılsa da bu kanunun ve din özgürlüğünün en önemli güvencesi, tüm inançlara ortak uzaklıkta olan koruyucu görevdeki anayasamızda tanımlanmış laik bir yönetim sistemidir.
Ancak bu hak sürekli saldırı altında olduğu gibi Diyanet İşleri Başkanlığı bu hakka gölge düşürmektedir.
ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ
Halkın özel hayatının hiçbir yasal güvence altında olmadığı ve nedensiz ihlal edilmesinin önüne geçilmesine engel olmak için vatandaşların özel hayatı Cumhuriyet döneminde güvence altına alınmıştır. Anayasa ile birlikte her vatandaş özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
Ancak bu alan da en özürlü ve ihlal edilen alanlardan biri haline gelmiş bulunuyor...
DİLEKÇE HAKKI
Halkın yönetimde hiçbir söz sahibi olmadığı ve denetleme mekanizmasında vatandaşın bulunmadığı bir yönetim şeklinden sonra, herkesin şikayetlerini ve isteklerini yetkili makamlara ve TBMM'ye iletme hakkı Cumhuriyet ile beraber verilmiştir.
İşte bu hak en iyi işleyen haklardan biridir. Ancak sonuç alamayanlar artmaktadır.
KONUT DOKUNULMAZLIĞI
Cumhuriyet döneminden önce belli bir zümre dışında konut hakkı bölgedeki önemli kişilere bağlı olmak koşulu ile veriliyor ve gerekli görüldüğü zaman izin gerekmeksizin girilebiliyordu veya alıkoyulabiliyordu. Cumhuriyetin sağladığı en önemli kazanımlardan biri de hiç kimsenin konutuna izinsiz girilmemesini yasa ile güvence altına almak oldu.
Ancak böyle güzel bir hak bulunmakla birlikte “evsizlerle” karşılaşmanın eşiğine gelmiş durumdayız.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ
Basın özgürlüğü sahip olduğumuz en önemli hakların başında gelmektedir. Bu sebeple medya ve basın vasıtasıyla görüş ve düşüncelerini açıklayabilme, yayabilme hakkı anayasa tarafından güvence altına alınmıştır.
Ancak basın özgürlüğü alanı da düşünce özgürlüğü alanı gibi özürlü alan haline gelmiştir.
*
AKBIYIK YILIN VALİSİ SEÇİLDİ
Cumhuriyetimizin 102’nci yılını kutlarken coşkumuz Muğla Valisi İdris Akbıyık’ın GAP Gazeteciler Birliği tarafından ‘Yılın Valisi’ ödülüne layık görülmesiyle daha da arttı.
Muğla Valisi İdris Akbıyık, GAP Gazeteciler Birliği’nce düzenlenen geleneksel ‘Yılın Başarı Ödülleri’ kapsamında ‘Yılın Valisi’ seçildi. Vali Akbıyık’a verilen ödül, Romanya-Türkiye Ticaret ve Sanayi Odası’nın kuruluşunun 30. yıl dönümü ile Cumhuriyetin 102. yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde Romanya’nın başkenti Bükreş’te gerçekleştirilen törende takdim edildi. Tarihi Çauşevsku Sarayı’nda düzenlenen törende Vali İdris Akbıyık’ın ödülünü, ‘Yılın Kaymakamı’ seçilen Milas Kaymakamı Mustafa Ünver Böke teslim aldı.
Valimiz Akbıyık ile Kaymakamımız Böke’yi kutluyoruz.
Devlet, iktidar, zümreler, topluluklar gibi güçler karşısında hak ve özgürlükleri güvence altına alınmış bireyler, yurttaşlar olma yolunda eksik, yaralı bereli de olsa uzunca bir yol aldık. Ancak daha gidilecek çokça yolumuz var... Cumhuriyetimizi yürekten kutluyoruz...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. --Mustafa Kemal Atatürk