Herkesbir şeyler söyleyebilir yol ve yolculuk hakkında. Çünkü hepimiz kendince biryol tutmuş, gidiyoruz. Bazımız bir yol arkadaşı bulup yola düşmüş, bazımız dahâlâ yalnız yürüyor. Tercihlerle ve arayışlarla bir şekilde yolumuza devamediyoruz.

Öylebellediğim bir yolum yok uzun zamandır. Akışına bıraktım hayatı. Su akar,yolunu bulur misali.

Buluyorda... Yolu, yola çıkınca buluyor insan. Yolu, yolda seçiyor. Yol arkadaşınıyolda buluyor. Yeter ki yolun kıymetini bilsin. Yeter ki yolun ve yaptığı işinhakkını verebilsin. Gerisi Mevla'ya kalmış. Sen hakkını verince, senin dehakkını veriyor Hak.

Artıkyola ve yolculuğa bakışım değişti. Yolu da yolculuğu da yol arkadaşını da hiçsorun etmez oldum. Yolu yolsuz yürümek, yolu yolda bulmak oldu artık tercihim.Böylesi daha güzeldi. Sürprizlerle dolu, heyecanlı, endişeli, belki biraz dakorku dolu... Ama böylesi daha çok keyif veriyor insana.

Yolbilmeden yola düşmek... Varış noktası tayin etmeden, navigasyon kullanmadanyola çıkmak...

HuzurDede öyle demişti bir gün: "İnsan öyle çok plan yapmamalı, hesap yapmamalı.Hesapsızca ama dolu dolu yaşamalı hayatı. Yol bilmeden ama yordam bilerekyürümeli. Adap ve usul bilmeli. Ânı ve günü bilmeli. Öyle yürümeli ki zamanınve yaşamın hakkını verebilsin."

"Yolbilmeden ama yordam bilerek..." O gün bugündür kulağıma küpedir busözler. Bir yaşam felsefesi Huzur Dede'den bana miras.

Yolbilmemek; cahillik değil, bir yola mecbur olmamaktı. Yol bilmemek; rüzgârınönünde bir yaprak gibi savrulmak değil, bir ağaca mahkûm olmamaktı. Yolbilmemek; hayatın önümüze çıkardığı yolları ve fırsatları kaçırmamaktı. Yolbilmemek; yüzünü yola değil, yolda rastladığı güzelliklere dönmekti.

Yolbilmemek; yolda karşılaştığı bilgenin işaret ettiği yöne dönebilmek, son nefesekadar arayışta olmaktı. Bilmediği yollarda umutla, heyecanla, hatta korkuylayol almaktı. Yeniye kapı aralayabilmek, dahası yenilenebilmekti.

Yolbilmemek; yolundan asla vazgeçmeyenlerin ya da başkaca hiçbir yol bilmeyenlerinsığlığından kaçıp her daim yeni bir yola düşmekti.

Yolumukaybettim; arıyorum. Bilmediğimin peşinde umuda yürüyorum. Onun için hâlâ yolunbaşındayım; gidecek çok yolum, yapacak çok işim var. Yol arkadaşı olacağım çokinsan var. Biliyorum ki yola çıkmayanın yolu olmaz.

Hâlâadımlarımı temkinli atıyorum, tedbirli davranıyorum. Ayağım yere basıyor.Biliyorum ki ayağı yere basmayanın yolu olmaz.

Biryolu tek yol, bir mekânı ebedî konak olarak görmüyorum artık. Yolcu olduğumubiliyorum, çok şükür. Biliyorum ki gerçek mekânın yol üstünde bulunan herhangibir han olduğunu unutanlar, yarı yolda kalırlar. Ve görüyorum ki insanınyalnızca bir yolu, bir hedefi, varacağı bir menzili olduğunda gün gelipmenzilini değiştirmek zorunda kalıyor. Oysa bildiği bir yol yoksa menzilinideğiştirmek zorunda kalmıyor insan. İstikametini bozmuyor, yorulunca yolunudeğiştirmiyor.

Onuniçin yorulduğumda sırt üstü toprağa yatıp gökyüzünü seyrediyorum, uzaklara dairhevesimi ve hayalimi gökyüzünün boşluğu ve yıldızların ihtişamı ile teselliediyorum.

Gözlerimuzağı iyi görmez oldukça önüme daha dikkatli bakıyorum. Dahası; ne yapacağımıve yerimin neresi olduğunu bilenin kim olduğunu artık daha iyi biliyorum.

Yönbenim, ayak benim, adım benim, yol benim... Zihin benim, gönül benim, ruhbenim, beden benim... Her bir an, her bir saat, her bir gün, her daim benim...

HuzurDede'nin öğütlerini yol rehberi edindiğimden beridir, hiç ummadığım zamanlardayeni yollar açılıverdi önüme. Güzel yollar, güzel kapılar... Kapıların ardındayeni yollar, yürümem gereken... Yeni yüzler, tanış olmam gereken... Her molada yenidostluklar...

Gezipdolaşacağım yeri benden daha iyi bilen biri varken benim yolum hangisi olur?Duracağım yerin neresi olduğunu benden daha iyi bilen biri varken menzilimneresi olur?

Banadüşse düşse bir garip yolcu olmak düşer. O yeri aramakta olan... Benim yolum,bilinmez yollar olur. Her şeyi bilenin takdirine sığınarak...

07.12.2022