"Sağlığımızıkorumak adına aşılar geliştiriyoruz. Bu zor günlere şahitlik eden evlatlarımızasevgi, hoşgörü, merhamet aşıları yapmalıyız. Milletimizin birlik ve dirliğininve huzur ortamının sağlanabilmesi adına insanlarımıza götürdüğümüz sağlıkhizmetleri kadar ruh sağlıklarını da korumak adına platformlar oluşturmalıyız."

Aralıkayı geldi kışı hâlâ göremedik, hâlâ sonbahar mevsimindeyiz. Bugünlerinifadesiyle uzatmalarda bile değiliz. İklimler değişiyor, salgınla birliktedünya büyük bir değişime tanıklık ediyor. Hüzün yağmurları yağıyor üzerimize,hüznün acı meyvelerinden tatmak düşüyor bizlere. Hüzünden huzura birsessizliğin arayışındayız. Her şeyi içimizde çözmemiz gereken zamanlardayız.

Gözümünönünden hiç gitmiyor hastane koridorlarında yansıyan görüntüler. İnsanlarınhastalık karşısında çaresizliği hatta hiç düşünmediği şimdiki zamanda hepgeleceği düşündüğü zamandan onu çekip alan belki de bir son nokta. Her şeyinanlamını kaybettiği an. Bindiğimiz trende inmek zorunda bırakıldığımız sondurak. Her şey böylesine apaçık yaşanırken ne yapmalıyız, neyi düşünmeliyiz,istikameti nerede görmeliyiz?

Herşeyi yaşayarak öğreneceğimiz zamanlardayız aslında. Salgının durumu bugüne aityaşadıklarımız. Aslının salgının ötesine bakabilmemiz gerek. Salgının ötesinebakabilirsek bugüne mahkûm olmayız. Elimizi ayağımızı kendi elimizle zincirlemektenkurtuluruz. Hatta aklımızı, muhakememizi elimizden geldiğince özgürbırakmalıyız. Kararlarımızın bize ait zamanlar olması için mücadele etmeliyiz.Son cümleyi bile kurarken ne kadar sınırlandığımı da itiraf etmeliyim.

Salgınakarşı şuurlu davranmak, görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmek sadecemaske, mesafe ve temizliği yerine getirmekle olmuyor. Cürmümüz kadar yeryakacağımızı düşünürsek kendi adımıza yapacaklarımızı, sınırlandırmadan hareketetmeliyiz. Adımlarımızı bugünden geleceğe atarak bugünü kurtarmaklageçirdiğimiz zamanın gelecek adına yapacağımız hizmetlerle anlam kazanacağınıunutmamalıyız.

Buzor zamanlarımızda sevgi, merhamet, hoşgörü köprüleri kurmalıyız. Başta siyasetadamlarımız olmak üzere tüm yöneticilerimiz olgunluğun sesini yansıtmalılar.Sağlığımızı korumak adına aşılar geliştiriyoruz. Bu zor günlere şahitlik edenevlatlarımıza sevgi, hoşgörü, merhamet aşıları yapmalıyız. Milletimizin birlikve dirliğinin ve huzur ortamının sağlanabilmesi adına insanlarımızagötürdüğümüz sağlık hizmetleri kadar ruh sağlıklarını da korumak adınaplatformlar oluşturmalıyız.

Bizimsağlığımız için kendi sağlıklarını hiçe sayan sağlık çalışanlarımızın her türlühakkını hakkaniyetle yerine getirmemiz gerekir. Tedavim gereği bu salgındönemlerinde zaruri olarak kontrollere gidiyorum. Her gidişimizde onlarınvarlığı ile güç buluyorum. Onlara olan saygım, minnetim artıyor. Her bir sağlıkçalışanının sınır boyunda teröristle çatışmalara giren askerimizden farkı varmı? Sorarım size?

Sağlıkçalışanlarımızın durumu böyleyken insan müsveddelerinin sağlık çalışanlarımızasaldırmaları, canlarına kastetmelerini nasıl göz ardı edebiliriz? Ben buhaberleri duyduğumda bu insan müsveddelerinin varlığından bir insan olarakutanç duyuyorum. Gününü gecesine katan her an virüs kapma riskiyle burun burunaçalışan, her türlü fedakârlığı yapan bu insanlara saldıranlar en ağır cezalarıalmalı.

Gözardı etmememiz gereken bir mesele daha var ki o da toplumu her geçen gün esiralan kontrolsüz öfkenin önüne geçilmesi için ne yapılması gerekiyorsa gerekeninyapılmasıdır. Bunu şimdiki zamanı kurtaracak cezalarla kontrol altına alamayız.Milletimizin tümüyle kucaklayacak, sevgiye merhamete, hoşgörüye hayat verecekçalışmalar yapılmalıdır. Bilim Kurulumuz salgınla mücadele için çalışmalaryürütüyorsa yine kurulan Toplum Bilimi Kurulu aktif planlamalar yapmalıdır.

Herşehrin, kasabanın, köyün resmi, yerel, özel fark etmeden kurumlar arası hertürlü farklılığı bir tarafa bırakarak ortak eylem planları gerçekleştirmelidir.Ben Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bu dönemde daha etkin ve kalıcı hizmetlervermesini bekliyorum.

Biziminsanımız her türlü maddi sıkıntıya, yokluğa dayanır. En zor zamanlarda bilesabretmesini bilir. Yine zor zamanlarında kenetlenir. Sadece camilerde verilenhutbelerle gönüllere girilemez. Evlerine fiziken giremediğimiz insanlarımızagönül yoluyla girmemiz gerekir. Gönlü ve morali huzur bulan insanlarımızınsayısı ne kadar artarsa toplumu sarmalayan öfke, kin, haset duyguları da yerinesevgi, hoşgörü ve merhamete bırakır.

"Aşklaçözelim hayatla ölümün sırlarını,

Sabırlaörelim aşk dantelâsını.

Körve sağır kentlerde

Gülkokusu sürelim gönüllere

Bırakalımkin senfonisiyle sevda şarkıları söylemeyi.

İçisararmış sevda fotokopilerini yırtıp atalım.

Gerçekaşka gözyaşlarıyla mektuplar yazalım.

Dağılantespih tanelerini toplayalım.

Kopanbağlarımızı sevgiyle bağlayalım.

Cinnetegebe aklımızı cennete çağıralım.

Yüreğimiziidam sehpasından indirelim.

Yıldızlarlagöz kırpalım umutsuz yüreklere.

Miskokulu dualarla süsleyelim gönüllerimizi.

Kıralımkölelik zincirini özgürlük nefesiyle.

Aşklavuralım vuslat mührünü yedi iklime..."

Ahmet Sezgin - Aşka Çağrı'dan.