Anadolu çok zengin bir kültür havzasıdır. Yöreden yöreye, köyden köye o kadar çok kültür çeşitliliği vardır ki hepsini birden yaşamak veya görmek pek mümkün görünmüyor.

Kaderin cilvesi ya bazen insanın karşısına bu zengin kültür ögesi şıp diye geliverir. Yaren geceleri konusunda işte böyle bir nasibim oldu. Geçen yıl şubat ayında Sandıklı ilçesinde yaren gecesine katıldım. Beş saat boyunca inanılmaz keyifli ve bir o kadar da öğretici zaman geçirdim. Günün sonunda şunu demiştim: Anadolu’da kültür hala canlı şekilde yaşıyor.

Yaren geceleri mevzusu birkaç gün önce belgesel izlemek için araştırma yaparken karşıma çıkan bir video ile yeniden gündemime girdi. Heyecanla belgeseli açtım. Daha önce katıldığım yaren gecesi bu kez karşımdaydı. Program, misafirlerin geleneksel Türk evinin kapısında tek tek karşılanması ve selamlaşma töreni ile başladı. Yaren ekibi yöreye özgü kıyafetle yerini aldı. Ardından yöreye özgü türküler seslendirilmeye başlandı. Programın en güzel yanlarından birisi de soğuk kış gecelerinde o yöre ahalisinin oynadığı eğlenceli orta oyunlarının sergilenmesiydi. İzleyenleri gülmekten kırıp geçiren bu anları mutlaka görmelisiniz. Ayrıca gecede oyunların sonunda kazanan kişilere yöreye özgü hediyeler verilir. Böylece oynayanların da gönlü edilir. Programda yaren kültürü adına paylaşmak esastır. Çekme helva, taze öğütülmüş kahve, sandıklı tava, yöre peyniri, sandıklı ekmeği, el emeği turşu gibi ikramlar bir sofra etrafında misafirlere ikram edilir. Sandıklı yaren gecesinde yemek bile bir adaba göre başlar. İbrikçinin getirdiği su, sabun ve ibrikle eller yıkanır. Ağa sofraya buyur eder. Ağa başlar, dua bitirir. Böylece ikramın bereketleneceğine inanılır.

Sandıklı yaren gecesinde Yunus Emre de unutulmaz. Anadolu erenlerinden, büyük Türk şairinin sahiplenilen 14 mezarından birisi de Sandıklı’dadır. Tapduk Emre’nin mezarı da yakınındadır. Onun şiirleri sözleri yöre insanına feyz olmuştur. Yaren gecesinde şiirler okunur.

Yaren gecesinde insana kalan birçok değer vardır: Türküler, ahilik kültürü öğretisi, sevgi, saygı, paylaşmak, hoş vakit geçirmek, Türk kültürünü tanımak, israf etmemek, sohbet etmek…

Bunca güzelliği bir insan başka nerede yaşayabilir, yaren gecesi bu leziz zamanı ve imkânı insana sunuyor. Unutmadan söyleyeyim yaren gecesinde kesin kural olarak telefon yasaktır. O zaman diliminde herkesin telefondan uzak durmasını beklerler. Olur mu öyle şey demeyin. Gerçek manada herkes kurala uyuyor. Telefon yasak. Zaten insan öyle bir ortamda telefonu aklına getirmiyor.

Tüm bunların ardından Muğla’yı düşündüm. Yörük kültürünün hala yaşadığı öz değerlerin tüm saldırılara karşı bir şekilde tutunmaya çalıştığı ilimizde acaba yaren gecesi düzenlenemez mi? Bu işi yapabilecek insanlar elbet vardır. Olması gereken, bir ekiple ve büyük bir disiplin içinde bir yola koyulmak. Yanlış hatırlamıyorsam yaren ağası “Muğla Fethiye’ye gelmeyi planlıyoruz.” demişti. Bu iş belki de dışarıdan misafir etkinliklerle de keyifli olur ama Muğla’da bu kültür ortaya çıkar mı diye düşünüp bir şeyler yapmak daha değerli olur.

Çankırı’da, Kütahya’da, Kula’da, Sandıklı’da, Kastamonu’da, Bolu’da yapılan yaren geceleri Muğla’mızda niye yapılmasın?